14 Ocak 2013 Pazartesi

Mekanik Enerji Nedir proje performans ödevi

MEKANİK ENERJİ

Mekanik enerji, bir sistemin kinetik enerjisi(hareket enerjisi)ile potansiyel enerjisinin (parçaların konuma bağlı olarak sistemde depolanan enerji) toplamı. Yalnızca kütle çekimi kuvvetlerini etkisi altında olan ya da sürtünme altında ve hava direnci gibi enerji kaybına yol açan kuvvetlerin bulunmadığı ya da yok sayılabilecek derecede küçük olduğu ideal bir sistemin mekanik enerjisi sabittir. Bu nedenle salınım hareketi yapan bir sarkacın hızının en büyük ve yerden yüksekliğin en az olduğu dikey konumunda kritik enerjisi en büyük ve potansiyel enerjisi en küçük değerdedir. Sarkaç hızının 0 ve yerden yüksekliğinin en büyük olduğu salınımın  uç noktalarında en düşük kinetik enerjiye ve en yüksek potansiyel enerjiye sahiptir. Sarkaç hareket ederken enerji sürekli olarak bir biçimden öbürüne dönüşür. Sarkacın göbek milindeki sürtünme ve havanın direnci yok sayıldığında kinetik ve potansiyel enerjilerin toplamı yani mekanik enerjisi sabittir. Aslında sarkacın havanın drencine ve sürtünme kuvvetlerine karşı yaptığı iş nedeniyle sistemin dışına çok küçük bir enerji aktarıldığından her salınım sonunda enerji bir miktar azalır yer – ay sisteminin mekanik enerjisi de hemen hemen sabittir ve ritmik olarak kinetik potansiyel enerjiler birbirine dönüşür.
 Ay’ın elips yörüngesi üzerinde yerden en uzak noktadaki hızı ve kinetik enerjisi en küçük potansiyel ise en büyük değerdedir .Ayın’ en hızlı hareket etiği nokta yere en yakın olduğu konumudur ve bu konumda potansiyel enerjisinin bir bölümü kinetik enerjiye dönüşmüş durumdadır

MEKANİK ENERJİNİN
KORUNUMU


M kütleli bir cisim düşey olarak yukarıya doğru V1 hızıyla atılmış olsun  h kadar yükseklikteki L noktasından geçerken hızı V2 olsun.

Cismin L deki kinetik enerjisi  ;

Ek2=1/2  mV2

K daki kinetik enerjisi ;

Ek1 = 1/2 mV12

olduğuna göre kinetik enerji değişimi ;

DEk = Ek2 - Ek1

DEk=1/2 m (V22  - V11 )

olur. Zamansız hız bağıntısından ;


V22  V21 - 2gh

yerine yazarsak ;

DEk = ½ m ( -2g h)

DEk = - m. g . h olur.




Eksi işareti, kinetik enerjinin azaldığı anlamına gelir.


Cismin     L deki potansiyel enerjisi    ;    Ep2 = - mgh
k daki potansiyel enerjisi      ;     Ep1 = 0


olduğuna göre, potansiyel enerli değişimi ;

DEp = EP2 – EP1

DEp = mgh - 0

DEp = +mgh     olur.

Pozitif işareti, potansiyel enerjinin arttığı anlamına gelir. Dikkat edile­cek olursa kinetik enerjideki azalma miktarı potansiyel enerjideki anma miktarına eşittir. Öyleyse cisim yukarıya doğru çıkarken kaybolan kine­tik enerjisi potansiyel enerjiye dönüşmektedir. M noktasında ise K daki kinetik enerjisinin tamamı potansiyel enerjiye dönüşmüştür. Demek ki herhangi bir noktadayken kinetik enerji ile potansiyel enerjinin toplamı sabit kalmaktadır. kinetik enerji ile potansiyel enerjinin toplamına me­kanik enerji denmektedir.
Emekanik  = Ek +Ep = Sabit

Bu sonuca mekanik enerjinin korunumu denir. Tabi ki mekanik enerji sürtünmenin olmadığı ortamlarda korunur. Aksi halde mekanik enerji­nin bir kısmı is enerjisine dönüşür.


 
 
Örnek 1:

Sekil 1 deki 1 kg lık cisim V0 = 20 m/s ilk
ilk hızla yukarıya doğru düşey olarak atılıyor.




Cismin;                                                                               Şekil 1
a)   Hızı 10 m/s olduğu anda yerden yüksekliği kaç metredir?
b)  Cismin çıkabileceği maksimum yükseklik kaç metredir?


Çözum:

a)   Enerjinin korunumundan giderek soruyu çözelim. şekiI 9-18 deki K ve L konumlarındaki toplam enerjilerin eşitliği yazılırsa ;

Ek1 + Ep1 = Ek2 + Ep2
     
1/2 m V02 + 0= 1/2 mV2 + m.g.h
     

elde edilir. Bilinen değerler yerine yazılırsa ;

1/2 1.202 = 1/2 1.102 + 1. 10h

200 = 50 +10h

h= 15 m bulunur.


b)  şekil 9-18 de görülen cismin K daki kinetik enerjisinin tamamı M noktasında potansiyel enerjiye dönüşmüştür
      öyleyse,      

Ek1 = Ep2
     
1/2  m V2 = m g hmak

1/2 1.202 = 1.10 hmak

200 = 10 hmak.

hmak. = 20 m  bulunur.



Örnek 2:


 
 
Şekil 2 da görülen yayın
esneklik katsayısı k dır. m kütleli cisim
sürtünmesiz yatay düzlemde V hızıyla
gelip yaya çarpıyor. Cismin hı­zının;
                                                                                               Şekil 2

a) V/2 olduğu andaki
b) Sıfır olduğundaki x sıkıştırma miktarını veren ifade nedir?


Çözüm:

a)   İlk durumdaki enerjiler toplamı ikinci durumdaki enerjiler toplamı­na eşit olacağı için


 
 
1/2 m V2 = 1/2 m(V/2)2 + 1/2 kx2

3/6 m V2 = 1/2 kx2


 
x =      3m/k      . V/2 olur


b)  Cismin kinetik enerjisinin tamamı yayda esneklik potansiyel enerjisine dönüşmüştür.

1/ 2m V2  = 1/2 kx2


 
x =      m/k        .  V  olur.







KAYNAKCA

Ana Britanica : Ödevime aldığım kesit ansiklopedinin 15.(LUE-MET) cildinin 515. sayfasından alıntı yapılmıştır.
Ansiklopedi hakkında söylenecek bir şey olduğunu zannetmiyorum Chicago üniversitesi katkısıyla yapılmış .Ana yayıncılık tarafından Türkçüye çevrilmişti
FEM : Gerçekten yardımcı oldu özellikle örneklerde ve cevaplarında beni etkiledi. Ve örneklerimi oradan aldım.
http:\\www.fizikci.com.tr : iyi tasarım ve iyi içerik ile birleşmiş bir site içerik konusunda fazla faydası olmadı. Ancak bazı ödev tezleri verdi

Muhasebenin Temel Kavramları performans ödevi

Muhasebenin Temel Kavramları performans ödevi

1-Sosyal sorumluluk kavramı: Bu kavram, muhasebenin işlevini yerine getirme hususundaki sorumluluğunu belirtmekte ve muhasebenin kapsamını, anlamını, yerini ve amacını göstermektedir. Sosyal sorumluluk kavramı; muhasebe organizasyonunda, muhasebe uygulamalarının yürütülmesinde ve mali tabloların düzenlemesi ve sunulmasında kişi ve grupların değil, tüm toplum çıkarlarının gözetilmesi ve dolayısıyla bilgi üretiminde gerçeğe uygun, tarafsız ve dürüst davranılması gereğini ifade eder.
2-Kişilik kavramı: Bu kavram; işletmenin sahip veya sahiplerinden, yöneticilerinden, personelinden ve diğer ilgililerden ayrı bir kişiliğe sahip bulunduğunu ve o işletmenin muhasebe işlemlerinin sadece bu kişilikle yürütülmesi gerektiğini öngörür.
3-İşletmenin sürekliliği kavramı: İşletmelerin faaliyetlerini belli bir süreye bağlı olmaksızın sürdüreceğini ifade eder. Bu nedenle işletme sahiplerinin ya da hissedarların yaşam süreleriyle bağlı değildir. İşletmenin sürekliliği kavramı maliyet esasının temelini oluşturur.
4-Dönemsellik kavramı: Dönemsellik kavramı; işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca süresiz kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması bu kavramın gereğidir.
5-Parayla ölçülme kavramı: İşletmedeki çeşitli fizik ölçüleri ile ifade edilebilen olayların kaydedilebilmeleri ve izlenebilmeleri için bunların ortak bir ölçüyle ölçülmesi gerekir. Bu kavram, işletmedeki olayların ölçülüp, ifade edilmelerinde, ortak ölçünün para (ulusal para) olmasını anlatır.
6-Maliyet esası kavramı: Maliyet esası kavramı; para mevcudu, alacaklar ve maliyetinin belirlenmesi mümkün veya uygun olmayan diğer kalemler hariç, işletme tarafından edinilen varlık ve hizmetlerin muhasebeleştirilmesinde, bunların elde etme maliyetlerinin esas alınmasını ifade eder.
7-Tarafsızlık ve belgelendirme: Muhasebe kayıtlarının gerçek durumu yansıtan ve usulüne uygun olarak düzenlenmiş objektif belgelere dayandırılması ve muhasebe kayıtlarına  esas alınacak yöntemlerin seçilmesinde tarafsız ve önyargısız davranılması gereğini ifade eder.
8-Tutarlılık kavramı: Tutarlılık kavramı; muhasebe uygulamaları için seçilen muhasebe politikalarının, birbirini dönemlerde değiştirilmeden uygulanmasını ifade eder.
9-Tam açıklama kavramı: Mali tabloların, bu tablolardan yararlanacak kişi ve kuruluşların doğru karar vermelerine yardımcı olacak ölçüde yeterli açık ve anlaşılır olmasını ifade eder.
Mali tablolarda, finansal bilgilerin tam açıklanması yanında; mali tablo kalemleri kapsamında yer almayan ancak alınacak kararları etkileyebilecek, gerçekleştirilmesi muhtemel olaylara da yer verilmesi bu kavramın gereğidir.
10-İhtiyatlılık kavramı: Muhasebe olaylarında temkinli davranılmasını ve işletmenin karşılaşabileceği risklerin göz önüne alınmasını ifade eder.
11-Önemlilik kavramı: Önemlilik kavramı; bir hesap kalemi ya da mali bir olayın nispi ağırlık ve değerinin, mali tablolara dayanılarak yapılacak değerlemeleri veya alınacak kararları etkileyebilecek düzeyde olmasını ifade eder.
Önemli hesap kalemleri, finansal olaylar ve diğer hususların mali tablolarda yeralması zorunludur.
Bir bilgi, verilmediği takdirde mali tablo doğru yorumlanamıyorsa o bilgi “önemli”dir.
12-Özün önceliği kavramı: Özün önceliği kavramı; işlemlerin muhasebeye yansıtılmasında ve onlara ilişkin değerlendirmelerin yapılmasında biçimlerinden çok özlerin esas alınması gereğini ifade eder.
Genel olarak işlemlerin biçimleri ile özleri paralel olmakla birlikte, bazı durumlarda farklılıklar ortaya çıkabilir. Bu takdirde özün önceliği esastır. Mesela; vergi hukuku açısından şüpheli alacak sayılan kanuni takipteki bir alacağın tahsilinde pratik açıdan şüpheli bir durum görülmüyorsa, muhasebe bu alacağa şüpheli alacak işlemi yapmamalıdır.

KPSS Vatandaşlık Notları

KPSS Vatandaşlık Notları


VATANDASLIK DERSİ - ANAYASA HUKUKU-DEVLET, DEMOKRASİ, ANAYASA, EN YENI NOTLAR   

--------------------------------------------------------------------------------
VATANDAŞLIK DERSİ
OSMANLI İMPARATORLUĞU VE ANAYASAL GELİŞMELER
1-Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk anayasal gelişme, 1808 tarihli “Sened-i İttifak”tır. 2. Mahmut döneminde, Alemdar Mustafa Paşa’nın önderliğinde merkezi hükümetle ayanlar arasında imzalanmıştır. Anayasal nitelikte olmayan bir belgedir.
2-Osmanlı döneminde anayasal gelişmelerin ikincisi, 1839 tarihli Tanzimat Fermanı’dır. Abdülmecit döneminde yapılmıştır.
3-Anayasal gelişmelerin 3.sü 1856 tarihli “Islahat Fermanı”dır. Abdülaziz döneminde yapılmıştır.
Bunlar hukuk devletine geçişin ilk adımlarıdır.
1876 ANAYASASI
1-Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ve tek anayasasıdır.
2-İki meclisli bir anayasadır.
3-Heyeti Ayan üyelerini Padişah seçer.
4-Meclisi feshetme yetkisi Padişaha aittir.
5–1908 yılında 2.Meşrutiyet’in ilanıyla yeniden anayasa ilan edilmiştir. 1909’da da bu anayasa da değişikliğe uğramıştır.
1921 ANAYASASI (TEŞKİLAT-I ESASİYE)
1-Yasama, yürütme ve yargı güçleri TBMM’de toplanmıştır. (Güçler birliği)
2-Milli egemenlik ilkesinin kabul edildiği ilk anayasadır.
3-Türk tarihinin en kısa süreli anayasasıdır.
4-TBMM Başkanı aynı zamanda Devlet Başkanı’dır.
5-İlk ve tek yumuşak (kolay değiştirilebilir) anayasadır.
6-Kuvvetler birliği ilkesini benimsemiştir.
1923 DEĞİŞİKLİKLERİ
1-Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu açıkça belirtilmiştir.
2-Devletin dininin İslam, resmi dilinin Türkçe olduğu belirtilmiştir.
3-Cumhurbaşkanı, TBMM tarafından ve Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından atanacaktır.
1924 ANAYASASI
1-Kısa, sabit, sağlam yapılı ve kendi içinde tutarlı bir anayasadır.
2-Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu belirtilmiştir.
3-Meclis üstünlüğü benimsenmiştir.
4-Güçler birliği ilkesi benimsenmiştir.
5-Meclis hükümeti sistemi ile parlamenter hükümeti sistemi arasında karma bir hükümet benimsenmiştir.
6-1928 de devletin dini İslam dır ibaresi kaldırılmıştır.
7-1937’de Atatürk ilkeleri anayasaya girmiş ve laiklik ilkesi benimsenmiştir.
1961 ANAYASASI
1-İki meclisli parlamento ( millet meclisi ve Cumhuriyet Senatosu) sistemini kabul etmiştir.
2-Hukuk devleti ilkesi benimsenmiştir.
3-Sosyal Devlet anlayışı benimsenmiştir.
4-Seçimlerin; serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy ilkelerine göre yapılacağı belirtilmiştir.
5-Çoğunlukçu demokrasi anlayışından çoğulcu demokrasi anlayışına geçildi.
6-Temel hak ve hürriyetlerle ilgili geniş düzenlemelere yer verilmiştir. Temel hak ve hürriyetlerin hangi hallerde sınırlandırılacağı belirtilmiştir.
7. Üniversitelere TRT’ye özerk statü tanındı.
8. Anayasa mahkemesi kuruldu
9. DPT Kuruldu
10. Milli Birlik komitesi kuruldu
1982 ANAYASASI
1982 Anayasasının nitelikleri:
1-Atatürk milliyetçiliği
2-Demokratik devlet
3-Laik devlet
4-Sosyal devlet
5-Hukuk devleti
6-İnsan haklarına saygılı
—Yürütme organı güçlendirildi
—Kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsendi
—Ayrıntılı düzenleme var
—Mecliste karar almak kolay
—Katılımcı demokrasi var
—Diyanet işleri başkanlığı kuruldu
T. C. ANAYASASI
Kuvvetler Ayrımı: Devlet organları arasında üstünlük anlamına gelmeyip; devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret olması ve bununla sınırlı medeni işbölümü-işbirliğinin bulunması; üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunmasıdır.
— 1982 Anayasasında 177 madde bulunmaktadır.
- 16 geçici madde vardır. Toplam 193 madde 7 kısımdan oluşmaktadır.
— Başlangıç kısmı anayasa metnine dâhildir.
1. KISIM
Genel Esaslar
M.1-Devletin Şekli:
Türkiye Devleti bir cumhuriyettir.
M.2-Cumhuriyetin Nitelikleri:
Türkiye Cumhuriyeti; Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
M.3-Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Bayrağı, Milli Marşı ve Başkenti:
Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı, “İstiklal Marşı’dır.
Başkenti Ankara’dır.
!982 ANAYASASINDAKİ DEĞİŞTİRİLEMEYECEK HÜKÜMLER
1-Milli marşı İstiklal Marşı’dır.
2-Başkenti Ankara’dır.
3-Bayrağı ay yıldızlı bayraktır.
4-Türkiye; devleti ve milletiyle bölünmez bir bütündür.
5-Dili Türkçedir.
6-Türkiye devleti bir cumhuriyettir.
M.6.Egemenlik: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Türk milleti egemenliğini yetkili organ eliyle kullanır.
M.7-Yasama:
Yasama yetkisi, Türk milleti adına TBMM’nindir. Bu yetki devredilemez.
M.8-Yürütme:
Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu’na aittir.
M.9-Yargı:
Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
M.11-Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü:
Anayasa hükümleri yasama yürütme yargı organlarını idari makamları ve diğer kuruluş ve kişileri bağlar. Kanunlar Anayasaya aykırı olamazlar.
Temel hak ve hürriyetlerin nitelikleri: 1.Dokunulmaz
2.Devredilmez
3.Vazgeçilmez
M.13-Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması:
—Temel hak ve hürriyetler, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, mıllı güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, genel ahlak ve sağlığın korunması amacıyla anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak KANUNLA sınırlandırılabilir.
—Temel hak ve hürriyetlerle ilgili sınırlama demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamaz öngörüldüğü amaç dışı kullanılamaz
— Suç ve ceza geçmişe yürütülemez suçluluğu mahkeme kararıyla saptanana dek kimse suçlu sayılmaz
—Yabancıların temel hak ve özgürlükleri milletlerarası hukuka uygun kanunla sınırlanabilir.
—Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması:
1-Savaş Bu durumlarda temel hak ve
2-Seferberlik hürriyetlerin kullanılması kısmen.
3-Sıkıyönetim veya tamamen durdurulabilir
4-Olağanüstü hal
Ancak bu dört durumda bile:
1-Kişinin yasam hakkına maddi ve manevi varlığının bütününe dokunulamaz.
2.- Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz.
TEMEL HAK VE HÜRRİYETLERİN SINIFLANDIRILMASI
KİŞİNİN HAK VE ÖDEVLERİ:
1-Kişinin maddi ve manevi varlığının dokunulmazlığı
2-Zorla çalıştırma yasağı
3-Kişi hürriyeti ve güvenliği
4-Özel hayatın gizliliği
5-Konut dokunulmazlığı
6-Haberleşme hürriyeti
7-Yerleşme ve seyahat hürriyeti
8-Din ve vicdan hürriyeti
9-Düşünce ve kanaat hürriyeti
10-Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
11-Bilim ve sanat hürriyeti
12-Basın hürriyeti, Süreli ve süresiz yayın hakkı, Basın araçlarının korunması, Kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarından yararlanma hakkı
13-Düzeltme ve cevap hakkı
14-Dernek kurma hürriyeti, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
15-Mülkiyet hakkı
16-Hak arama hürriyeti, Kanuni hâkim güvencesi, Suç ve cezalara ilişkin düzenleme, Ispat hakkı
17-Temel hak ve hürriyetlerin korunması
—Zorla çalıştırılma yasağında hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Ancak hükümlülük, tutukluluk ve olağanüstü hallerde vatandaşlık ödevinden kaynaklanan çalışmalar istisnadır.
—Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılır.
—Yakalanan ve tutuklanan kişi 48 saatte, toplu olarak işlenen suçlarda 4 gün içerisinde hâkim karşısına çıkarılır.
—Tıbbı zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kısının vücut bütünlüğüne dokunulamaz rızası olmadan bilimsel tıbbı deneylere tabı tutulamaz.
—Özel hayatın gizliliği: konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, basın hürriyeti, süreli ve süresiz yayın hakkı, dernek kurma hürriyeti hakları milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle hâkim kararıyla sınırlandırılabilir
M.20.Hakım kararı olmadan kimsenin ustu özel kâğıdı, eşyası aranamaz.
M.23.Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti vatandaşlık ödevi, ceza soruşturması veya kovuşturması sebebiyle sınırlandırılabilir.
M.26.Düşüncenin açıklanması ve yayınlanmasında kanunda yasaklanmış bir dil kullanılamaz
M.32.Düzeltme cevap verme yayını yapılmazsa hakım 7 gün içinde düzeltme yayınının gerekip gerekmediğine karar verir.
Dernekler kanunun öngördüğü hallerde hakım kararıyla kapatılır.
M.34 Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına sahiptir.
M.35.Mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılır.
SOSYAL VE EKONOMİK HAKLAR
1-Ailenin korunması
2-Eğitim ve öğrenim hakkı
3-Kıyılardan yararlanma hakkı
4-Kamulaştırma
5-Devletleştirme
6-Özelleştirme
7-Çalışma ve sözleşme hürriyeti
8-Çalışma hakkı ve ödevi
9-Dinlenme hakkı
10-Sendika kurma hakkı
11-Toplu iş sözleşmesi hakkı
12-Grev ve lokavt hakkı
13-Ücrette adaletin sağlanması
14-Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması
15-Konut hakkı
16-Gençliğin korunması ve sporun geliştirilmesi
17-Sosyal güvenlik hakkı
18-Tarih kültür ve tabiat varlıklarının korunması
19-Sanatın ve sanatçının korunması
20-Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları
M.46 kamulaştırma: Devlet ve kamu tüzel kişileri kamu yararı nedeniyle karşılıklarını peşin ödemek şartıyla özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını kamulaştırabilir.
1.Tarım reformunda
2.Büyük enerji sulama projelerinde.
3.İskân projeleri
4.Yeni orman alanlarının açılması
5.Kıyıların korunması ve turizm de taksitle ödeme 5 yıl içinde yapılır en yüksek faizle ödenir.
Çiftçiye ait arazı kamulaştırması peşin ödenir
M.51-İşçi ve ıs verenler birden fazla sendikaya üye olamaz
—Isçı sendika ve üst kuruluşlarında yönetici olmak için işçi olarak 10 yıl bir fiil çalışmak gerekir.
—Grev ve lokavtta uyuşmazlık yüksek hakem kurulunca çözülür uyuşmazlığın her sefasında başvurulur, kararları kesindir, bozulamaz. Sıyası amaçlı grev ve lokavt yapılamaz
—Çalışanlar ve işverenler önceden izin almaksızın sendika kurabilir, üye olabilir, üyelikten çekilebilir. Sendika kurma hakkı milli güvenlik kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak nedenleriyle kanunla sınırlandırılabilir.
-M52 İşçiler ve iş verenler karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarda çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptir. Aynı iş yerinde aynı dönem için birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz
-M65 Devlet iktisadi ve sosyal ödevlerini mali kaynaklarını yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.
SOSYAL GUVENLIK BAKIMINDAN DEVLET TARAFINDAN KORUNMASI GEREKENLER
1.Harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri
2.Malul ve gaziler
3.Sakatlar
4.Yaslılar
5.Korunmaya muhtaç çocuklar
SİYASİ HAKLAR VE ÖDEVLER:
1-Türk vatandaşlığı
2-Seçme ve seçilme ve siyasi faaliyetlerde bulunma
3-Siyasi parti kurma, partilere girme ve partiden ayrılma hakkı
4-Kamu hizmetine girme hakkı
5-Vatan hizmeti
6-Vergi ödeme
7-Dilekçe hakkı
Türk anadan veya Türk babadan doğan herkes Türktür.
Vatandaşlıktan çıkarılma kararına karşı yargı yolu kapatılamaz.
M.67.SECIMLERIN YAPILMA SEKLI
Seçimler ve halk oylaması:
1.Serbest.
2.Eşit.
3.Gizli.
4.Tek dereceli.
5.Genel oy
6.Acık sayım ve döküm esasına göre.
-.Yargı yönetim ve denetimindedir. İtirazlar YSK (YUKSEK SECIM KURULUNA )yapılır.
—18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halk oylamasına katılma hakkına sahiptir.
—Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıl içinde yapılan seçimlerde uygulanmaz.
Oy kullanamayacak kişiler:
1-Silâhaltında bulunan erbaş ve erler
2-Askeri öğrenciler
3-Taksirli suçlar hariç olmak üzere hükümlüler oy kullanamaz.
Ancak tutuklular oy kullanabilir.
M.68-SIYASI PARTIYE UYELIK
Sıyası partiye üye olabilmek için 18 yasını doldurmuş olmak gerekir.Siyasi partiler önceden izin almaksızın kurulurlar.
SIYASI PARTIYE UYE OLAMAYACAK KISILER.
1.Hakım ve savcılar.
2 Sayıştay dahil olmak üzere yüksek yargı organları mensupları
3 Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan memurlar
4 Isçı olmayan diğer kamu görevlileri
5.TSK mensupları
6 Yüksek öğretim öncesi öğrenciler.
M.69.SIYASI PARTILERIN UYACAKLARI ESASLAR.
1 Sıyası partiler ticari faaliyetlerde bulunamazlar.
2 Sıyası partilerin malı denetimini Anayasa mahkemesi yapar.
3.Sıyası partilerin kapatılması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından kesin karara bağlanır.
—Siyasi partilerin tüzük ve programları devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine millet egemenliğine ve laik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz. Aykırı olması hali temelli kapatma sebebidir. Anayasa mah. dava konusu fiillerin ağılığına göre siyasi partinin devlet yardımından tamamen veya kısmen yoksun bırakılmasına karar verebilir.
4.Temelli kapatılan bir parti bir başka adla acılamaz
5 Sıyası partinin kapatılmasına sebep olanlar 5 yıl sureyle bir baksa partinin kurucu üyesi olamazlar. Anayasa mahkemesinin temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının resmi gazetede yayınlanmasıyla sure başlar.
6Yabancı devlet kuruluşları, gerçek veya tüzel kişilerden maddi yardım alamazlar.
NOT: Siyasi partinin kapatılmasında Anayasa mahkemesinin 3/5 oyu şart koşulmuştur.
—Mal Bildirimi: Kamu hizmetine girenlerin mal bildiriminde bulunmaları kanunla düzenlenir. Yasama ve yürütme organlarında görev alanlar bundan istisna edilemez.
—Vatan hizmeti her Türkün hakkı ve ödevidir
—Vergi ödevi:-Herkes mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.
—Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı gerekir
—Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
—Vergi, resim, harç veya benzeri yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirim oranlarında değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.
—Dilekçe Hakkı: Vatandaşlar ve karşılık esası gözetilmek kaydıyla yabancılar kendileriyle veya kamuyla ilgili şikâyetlerini yetkili makamlara veya TBMM ne bildirebilirler.
.
TBMM
Genel oyla seçilen 550 milletvekilinden oluşur
MILLET VEKILI SECILME YETERLILIKLERI:
1–30 yaşını doldurmuş olmak.
2 En az ilk okul mezunu olmak
3 Askerlik hizmetini yapmış olmak
4Kamu hizmetinden yasaklanmamış olmak
5 Taksirli suçlar hariç 1 yıldan fazla hapis yatmamış olmak
6Yuz kızartıcı suç islememek
7 Devlet sırrını açığa vurmamış olmak
8 İdeolojik ve anarşik suçlara katılmamak
9 Kısıtlı olmamak
M.77.SECIMLER
—Seçimler 5 yılda bir yapılır
—Meclis veya gerekli şartların oluşması halinde Cumhurbaşkanı bu süre dolmadan seçimlerin yenilenmesine karar verebilir
—Yenilenmesine karar verilen meclisin yetkileri yeni meclisin seçilmesine kadar sürer.
—TBMM SEÇİMLERİNİN GERİYE BIRAKILMASI: Savas nedeniyle seçimler TBMM tarafından 1 yıl ertelenebilir.(GERİYE BIRAKILIR)
ARA SECIM:
—TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilir.
—Her seçim döneminde 1 kez yapılabilir.
—Genel seçimler yapıldıktan sonra 30 ay geçmeden ara secime gidilemez
-Boşalan üyeliklerin sayısı üye tam sayısının % 5 ını bulduğunda ara seçime 3 ay içinde gidilir.
—Genel secime 1 yıl kala ara seçime gidilmez.
—Seçimlerin genel yönetim ve denetimi Yüksek Seçim Kuruluna aittir. YSK 7 asıl 4 yedek üyeden oluşur.6sı Yargıtay, 5 i Danıştay dan seçilir.
—Milletvekilleri bütün milleti temsil eder.
Üyelikle Bağdaşmayan İşler:
1.Devlet ve kamu tüzel kişilerinde ve bunlara bağlı kuruluşların doğrudan veya dolaylı katıldığı teşebbüs ve ortaklıkların,
2.Kamu yararına çalışan derneklerin ve devletten yardım alan vakıfların kamu meslek kuruluşları,sendika ve bunların üst kuruluşları ve teşebbüslerinde yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar ,vekil olamazlar.
3.TBMM üyeleri yürütme organının teklif inha atama veya onamasına bağlı resmi veya özel bir işte görevlendirilemezler. Bir üyenin belli bir konuda 6 ayı aşmamak üzere Bakanlar Kurulunca geçici bir görevi kabul etmesi meclis kararına bağlıdır.
Yasama Sorumsuzluğu ve Dokunulmazlığı:
Yasama sorumsuzluğu: TBMM üyeleri meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden; o oturumdaki başkanlık divanının teklifi üzerine meclisçe başka karar alınmadıkça bunları meclis dışında tekrarlamak ve açıklamaktan sorumlu tutulamazlar. Yasama sorumsuzluğu en kısa tanımıyla milletvekillerinin söz hürriyetini korur.
Hayat boyu sürecek olan sorumsuzluk milletvekilini cezai takibatlara karşı mutlak olarak korur.
Sorumsuzluğun meclis veya başka bir organ tarafından kaldırılması söz konusu değildir.
Yasama Dokunulmazlığı:
Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili meclis kararı olmadıkça tutulamaz, tutuklanamaz, sorguya çekilemez ve yargılanamaz.
Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlamak kaydıyla anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır.
Seçimden önce veya sonra milletvekiline verilmiş bir ceza hükmünün uygulanması üyeliğin sona ermesine bırakılır.
Dokunulmazlığı kaldırılan üye tekrar seçilirse başka bir işleme gerek olmadan dokunulmazlığını elde eder.
TBMM siyasi parti guruplarından yasama dokunulmazlığı ile ilgili görüşme yapılamaz.
Dokunulmazlığı kaldırılan bir milletvekilinin hangi fiilden yargılanacaksa onunla sınırlı olarak hakkında kovuşturma yapılabilir.
Sorumsuzluk mutlak, dokunulmazlık nispidir.
Sorumsuzluk devamlı dokunulmazlık geçicidir.
Milletvekilliğinin Sona ermesi:
1.Seçimlerin sona ermesi.
2.Ölüm.
3.Milletvekilinin cumhurbaşkanı seçilmesi
4.Milletvekilinin yerel yönetim organlarına seçilmesi.,
Milletvekilliliğinin Düşmesi:
1.Milletvekilinin istifa etmesi(TBMM Başkanlık Divanının tespiti ile Meclis Genel Kurulunca kararlaştırılır)
2. Kesin hüküm giyme veya kısıtlanma haline düşmesi. Kesin mahkeme kararının genel kurula bildirilmesi.
3. Milletvekilliği ile bağdaşmayan bir görev veya hizmeti sürdürmek(Genel Kurulda gizli oyla karar verilir)
4.Meclis çalışmalarına özürsüz ve izinsiz olarak bir ay içerisinde toplam 5 bileşim günü katılmamak.Meclis Başkanlık Divanının tespiti üzerine Genel Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar verir.
5.Partisinin temelli kapatılmasına sebep olan, milletvekili Anayasa Mahkemesinin temelli kapatılmasına ilişkin kesin kararını resmi gazetede yayınlandıktan itibaren düşer.
Üyeliğin düşmesine kural olarak meclis genel kurulu gizli oyla karar verir.
—Milletvekilliği düşen vekil 7 gün içerisinde Anayasa mahkemesine başvurur. Anayasa mahkemesi 15 gün içinde karar verir.
Ödenek ve yolluklar:
Ödeneğin aylık tutarı en yüksek devlet memurunun almakta olduğu miktarın ;yollukta ödenek miktarının yarısını aşamaz.
Ödenek ve yollukların en çok 3 aylığı önceden ödenir.
M.87 TBMM NIN GOREVLERI
1 Kanun koymak değiştirmek ve kaldırmak.
2 Bakanlar Kurulu ve bakanları denetlemek başbakan dahildir.
3 Bakanlar kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yatkısı vermek
4 Bütçe ve kasın hesap kanunlarını görüşüp karara bağlamak.
5 Para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek
6 Milletler arası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak.
7 Genel ve özel af ilanına karar vermek.(Üye tamsayısının 3/5 çoğunluğu ile karar verilir.)
8 Kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek
M.88.KANUN TEKLIFI VE GORUSULMESI:
Yasama işlemleri kanunlar ve parlamento kararları olmak üzere ikiye ayrılır.
Parlamento kararları kanun dışındaki bütün işlemleri kapsar ve yargı denetimi dışındadır.
Kanunları yapma yetkisi:
1.Bakanlar kurulu……………….kanun tasarısı
2.Milletvekilleri………………… kanun teklifi yaparlar.
TBMM DE ŞEKLİ KANUN NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER:
1.Bütçe ve kesin hesap kanunlarını kabul etmek
2.Para basılmasına karar vermek.
3.Genel ve özel af ilan etmek
4.Ölüm cezalarının yerine getirilmesi.
5.Uluslararası anlaşmaları onamak.
TBMM DE PARLAMENTO KARARLARI NİTELİĞİNDEKİ İŞLEMLER:
1.İç tüzük yapma ve değiştirme.
2.Yasama dokunulmazlığının kabul edilmesi
3.Meclis üyeliğinin düşürülmesi.
4.Başkan ve başkanlık divanını seçmek.
5.Gensoru, güven oylaması ve meclis araştırmasını soruşturmak.
6.Savaş ilanına ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına karar vermek.
7.OHAL ve sıkıyönetimi onaylamak.
Kanunların hepsi cumhurbaşkanı tarafından onaylanırken parlamento kararlarında böyle bir imzaya gerek yoktur.
Cumhurbaşkanı TBMM ce kabul edilen kanunları 15 gün içinde yayınlar yayınlamasını kısmen veya tamamen uygun bulmadığı kanunları TBMM ye geri gönderir.
TBMM geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse cumhurbaşkanınca yayınlanır.
Meclis geri gönderilen kanunda değişiklik yaparsa cumhurbaşkanı değiştirilen kanunu tekrar meclise geri gönderebilir.
Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulmama durumunda TBMM sadece uygun bulmadığı maddeleri görüşebilir.
Milletlerarası anlaşmaları uygun bulma:
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir.
Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
1961 ve 1982 Anayasaları milletlerarası anlaşmaları yapma yetkisini yürütme organına, onaylama yetkisini cumhurbaşkanına vermiştir.
Ancak cumhurbaşkanın onaylaması TBMM nin onaylamayı bir kanuna uygun bulması gerekir.
Milletlerarası bir anlaşmaya dayanan uygulama anlaşmaları ile kanunun verdiği bir yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik ve idari anlaşmaların TBMM tarafından uygun bulunması koşulu aranmamaktadır. ancak bu anlaşmalar yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.
Türk kanunlarında değişiklik getiren milletlerarası antlaşmaların mutlaka TBMM ce uygun bulunması gerekir. Ekonomik ticari ve teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi 1 yılı aşmayan antlaşmalar devlet maliyesine yük getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketteki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla yayınlanmayla yürürlüğe konar bu taktirde bu antlaşmalar TBMM ye sunulur.
KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME CIKARMA YETKİSİ:
Yetki Bakımından:KHK çıkarma yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir.
Ohal ve sıkıyönetim KHK lerinde yetki ise cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan bakanlar kuruluna aittir.
Yetki kanunu bakımından:
Bakanlar Kurulu kendiliğinden KHK çıkaramaz. TBMM nin bir yetki kanunu çıkarması gerekir. Ancak ohal ve sıkıyönetim dönemlerinde yetki kanununa gerek olmadan KHK çıkartılabilir.
Yetki Kanunun içeriği:
1.Konusu
2.Amacı
3.Kapsamı
4.İlkeleri
5.Süresi açıkça belirtilmelidir.
6.Birden fazla KHK çıkarılabilip çıkarılamayacağı belirtilmelidir.
KHK lerin çıkarma yetkisinin sona ermesi:
1.Yetki kanunun belirlediği sürenin dolması.
2.Yeni bir kanunla yetki kanununun yürürlükten kalkması
3.Yetki kanununda belirlenen sayıda KHK çıkarılması
Ancak Bakanlar kurulunun istifası, Bakanlar kurulunun Gensoru ile düşürülmesi, Yasama döneminin bitmesi durumlarında yetki sona ermez.
Konu bakımından:
KHK lerde temel haklar ,kişi hakları ve ödevleri ve siyasi hak ve ödevler düzenlenemez .KHK ile bakanlar kuruluna bütçe değişiklik yetkisi verilemez.
Ohal ve sıkıyönetim bunun istisnalarıdır.
Denetim bakımından:
KHK yargısal denetimi Anayasa mahkemesi tarafından yapılır.
Ohal ve sıkıyönetim KHK hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa mahkemesine dava açılamaz.
Şekil ve usul bakımından:
KHK resmi gazetede yayınlandıkları gün yürürlüğe girerler.
Ancak yürürlük tarihi daha sonraki bir tarihte gösterilebilir. Kararnameler RG de yayınlandıkları gün TBMM ye sunulurlar sunulmazsa aynı gün yürürlükten kalkarlar. TBMM tarafından reddedilen KHK ise ret kararının RG de yayınlandığı tarihte yayından kalkarlar.
Savaş hali ilanı ve silahlı kuvvetlerin kullanılmasına izin verme:
M.92.Savaş hali ilanına ve TSK nın yabancı ülkelere gönderilmesine ve yabancı devlet silahlı kuvvetlerinin Türkiye’de bulunmasına TBMM karar verir.
TBMM tatilde veya ara vermede iken ülkenin ani silahlı saldırıya uğraması durumunda TSK nın kullanılmasına Cumhurbaşkanı da karar verir.
M.93.TOPLANMA VE TATIL
TBMM her yıl 1 EKIMDE toplanır
Ara verme veya tatil sırasında
1.Doğrudan doğruya cumhurbaşkanınca
2.Bakanlar kurulunun istemi üzerine Cumhurbaşkanınca
3.Meclis Başkanı da doğrudan doğruya veya Milletvekillerinin 1/5 istemi üzerine meclisi toplar.
M.94.BASKANLIK DIVANI
_Siyasi parti gurupları başkanlık için aday gösteremezler.
_Meclis başkanı başkan vekilleri katıp üyeler ve idare amirlerinden oluşur
_Başkanlık divanı için bir yasama döneminde 2 defa secim yapılır: ilki 2 yıl ikincisi 3 yıl grev yapar.
_TBMM meclis başkan adayları meclis üyeleri içerisinden seçilir ilk iki oylamada üye tam sayısının 2/3 ve üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır.Bu durum sağlanamazsa en çok oy alan iki aday için 4. oylama yapılır bu oylamada en fazla oy alan üye başkan seçilir.
_Sıyası parti gurubu minimum 20 milletvekilinden oluşur.
Toplantı ve karar yeter sayısı:
_TBMM üye tam sayısının en az 1/3 ile toplanır toplantıya katılanlar salt çoğunlukla karar verir ancak karar yeter sayısı üye tam sayısının ¼ nun 1 fazlasından az olamaz..
M.98. TBMM DE BILGI EDINME VE DENETLEME YOLLARI:
1.SORU. Bakanlar kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere başbakan veya bakanlardan bilgi istemekten ibarettir.15 Gün sonra gündeme alınır.
2.MECLIS ARASTIRMASI. Bellı bir konuda bilgi edinilmek için yapılan incelemeden ibarettir 3 ay da sonuçlanır
3 GENEL GORUSME. Toplumu ve devlet faaliyetlerini ilgilendiren belli bir konunun TBMM genel kurulunda görüşülmesidir. Hükümet, siyasi parti grupları en az 20 milletvekili tarafından bir önerge ile istenir.
4.GENSORU. Bir sıyası parti adına veya 20 milletvekilinin istemi üzerine açılır. Hükümetin veya bir bakanın siyasal sorumluluğu araştırılır.
Bakanlar kurulunun veya bakanlığın düşürülmesi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile olur. Oylamada güvensizlik oyları sayılır.
5 MECLIS SORUSTURMASI.
_Başbakan veya bakanların görevleri ile ilgili cezai sorumluluklarının araştırılmasını sağlamaktır.
_Üye tamsayısının 1/10 nün vereceği önerge ile soruşturma açılması istenebilir.
_Meclis bu istemi en geç bir ay içerisinde görüşür.Bu görüşme sonunda gerekli görülürse Başbakan veya bakanlar yüce divana sevk edilir.
_Yüce divana sevk kararı ancak üye tam sayısının salt çoğunluğunun gizli oyu ile alınır .
_Bakan Yüce Divana sevk edilirse bakanlıktan düşer.
_Başbakan Yüce Divana sevk edilirse hükümet istifa etmiş sayılır.
YÜRÜTME
M.101-Cumhurbaşkanı Seçilebilme Koşulları
1-40 yaşını doldurmuş olmak.
2-Yüksek öğrenim yapmış olmak
3-Türk vatandaşı olmak
4-Cumhurbaşkanı Meclisin kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından 7 yıl için seçilir.
5-Bir kimse iki defa Cumhurbaşkanı seçilemez.
6-Cumhurbaşkanlığı’na TBMM üyeleri dışında aday gösterilebilmesi, Meclis üye tamsayısının en az beşte birinin yazılı önerisiyle mümkündür.
Cumhurbaşkanı seçimi:
—Cumhurbaşkanının seçilmesi, TBMM üye tamsayısının 2/3 çoğunluğuyla ve gizli oyla seçilir.
__Cumhurbaşkanının görev süresi dolmadan 30 gün önce, dolduktan 10 gün sonra seçime başlanır. Seçim 1 ayda tamamlanır. Oylamalar 3’er gün arayla yapılır.
1.TUR + 2.TUR: Üye tamsayısının 2/3 çoğunluğuyla
3.TUR: Üye tamsayısının salt çoğunluğuyla. (276)
4.TUR: 3. turda en çok oyu olan iki aday bu tura kalır.
Salt çoğunlukla Cumhurbaşkanı seçilir. Seçilemezse, TBMM seçimleri yeniler.
M.104-CUMHURBAŞKANININ GÖREV VE YETKİLERİ:
a)Yasamayla ilgili Yetkileri
1-Yasama yılının ilk günü TBMM’de açılış konuşmasını yapar.
2-TBMM’yi gerektiğinde toplantıya çağırır.
3-Kanunları yayınlar.
4-Kanunları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ne yollar.
5-Anayasa değişikliğine ilişkin kanunları gerek gördüğünde halkoyuna sunar.
6-Kanunların, KHK, TBMM iç tüzüğünün iptali için Anayasa mahkemesi’ne iptal davası açar.
7-TBMM’de seçimlerin yenilenmesine karar vermek.
b)Yürütmeyle İlgili Yetkileri
1-Başbakanı atamak ve istifasını kabul etmek.
2-Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak ve istifalarını kabul etmek.
3-Gerek görürse Bakanlar kurulu’na başkanlık etmek.
4-Yabancı devletlere Türk temsilciliğini göndermek ve onlarınkini kabul etmek.
5-Milletlerarası analaşmaları onaylamak ve yayınlamak.
6-TBMM adına TSK Başkomutanlığı’nı temsil etmek.
7-TSK’nin kullanılmasına karar vermek.
8-MGK’yı toplantıya çağırmak.
9-Genelkurmay Başkanı’nı atamak.
10-Kararnameleri imzalamak.
11-Sürekli hasta sakat ve kocama sebebiyle cezaları kaldırmak.
12-Devlet Denetleme Kurulu üyelerini atamak.
13-YÖK üyeleri ve rektörleri atamak.
c)Yargı ile ilgili Yetkileri
1-Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek
2-Danıştay’ın üyelerinin ¼’ünü seçmek.
3-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını seçmek
4-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı vekilini seçmek
5-Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerini seçmek
6-AYİM ve Askeri Yargıtay üyelerini seçmek.
M.105-CUMHURBAŞKANININ SORUMLULUK VE SORUMSUZLUK HALİ
Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edilemez.
Cumhurbaşkanı, vatana hıyanetten dolayı TBMM üyelerinin 1/3’ünün teklifi üzerine üye tamsayısının 3/4’ünün vereceği kararla suçlandırılır.
M.106-CUMHURBAŞKANLIĞINA VEKİLLİK ETME
Cumhurbaşkanının hastalık, yurt dışına çıkma, geçici olarak görevden alınma, ölüm, çekilme durumlarında TBMM Başkanı ona vekillik eder ve ona ait yetkileri kullanır.
CUMHURBAŞKANI TEŞKİLATI:
1.Cumhurbaşkanlığı genel sekreterliği: Kuruluşu,teşkilat ve çalışma esasları,personel atama işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir.Bu kararname yargı denetimi dışındadır.
2.Devlet Denetleme Kurumu:
İdarenin hukuka uygunluğunun, düzenli ve verimli şekilde yürütülmesinin sağlanması amacıyla kurulmuştur. Cumhurbaşkanının isteği üzerine:
1-Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında sermayenin yarısından fazlasına sahip kuruluşlarda.
2-Kamu Kurumu niteliği olan meslek kuruluşlarında.
3-İşçi-işveren meslek kuruluşlarında
4-Kamuya yararlı dernek ve vakıflarda inceleme araştırma ve denetleme yapar.
Not: TSK ve yargı organları denetim dışıdır.
Üyeleri Cumhurbaşkanınızca seçilir.
M.109-BAKANLAR KURULU
Başbakan, Cumhurbaşkanınca TBMM üyeleri arasından atanır.
Bakanlar, TBMM üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanı tarafından atanır.
Göreve başlama ve güvenoyu:
Bakanlar Kurulunun programı, kuruluşundan 1 hafta içinde TBMM’de okunur ve güvenoyuna başlanır. Güvenoyu için görüşmeler programın okunmasından 2 tam gün geçtikten sonra başlar görüşmelerin bitiminden 1 tam gün sonra oylama yapılır.
Görev sırasında güvenoyu:
Başbakan gerekli görürse Bakanlar Kurulunda görüştükten sonra, TBMM den güven isteyebilir.
Güven istemi TBMM ne bildirilmesinden bir tam gün geçmedikçe görüşülemez ve görüşmelerin bitiminden bir tam gün geçmedikçe oya konulamaz.
Güven istemi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile reddedilebilir.
Görev ve siyasi sorumluluk:
Bakanlar kurulu siyasetin yürütülmesinden birlikte sorumludurlar.Her bakan başbakana karşı sorumlu olup ayrıca kendi yetkisi içindeki işlerden ve emri altındaki işlerden sorumludur.
Bakanlıkların kurulması:
Bakanlıkların kurulması kaldırılması görev ve yetkileri kanunla düzenlenir bir bakan birden fazla bakana vekillik edemez .
Herhangi bir sebeple boşalan bir bakanlığa 15 gün içerisinde yeni bir bakan atanır.
M.114-SEÇİMLERDE GEÇİCİ BAKANLAR KURULU
TBMM genel seçimlerinden önce, Adalet, İçişleri ve Ulaştırma Bakanları çekilir.
Seçimin başlangıç tarihinden 3 gün önce ve erken seçim halinde bu karardan itibaren 5 gün içinde, bu bakanlıklara TBMM içinden veya dışarıdan bağımsızlar Başbakanca atanır.
Seçimlerin yenilenmesine karar verildiğinde Bakanlar Kurulu çekilir Cumhurbaşkanı geçici Bakanlar Kurulunu kurmak üzere Başbakan atar.
Geçici Bakanlar Kurulu için güvenoyuna başvurulmaz.
Geçici Bakanlar Kurulu seçim süresince ve yeni meclis toplanıncaya kadar görevde kalır.
M.115-TÜZÜKLER
Bakanlar Kurulu, kanun uygulamasını göstermek, emrettiği işleri belirtmek üzere, kanuna aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek şartıyla çıkarılır.
Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayınlanır.
Tüzükler aksine bir hüküm bulunmadıkça resmi gazetede yayınlandıktan 45 gün sonra yürürlüğe girerler.
M.116-TBMM SEÇİMLERİNİN CUMHURBAŞKANINCA YENİLENMESİ
Bakanlar kurulunun:
1-Güvenoyu alamaması
2-Güvensizlik oyu ile düşürülmesi hallerinde 45 gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamadığı takdirde veya kurulduğu halde güvenoyu alamazsa Cumhurbaşkanı TBMM Meclis başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verir.
Başbakanın istifa etmesi üzerine 45 gün içinde veya yeni seçilen Meclis Başkanlık Divanı seçiminden sonra yine 45 gün içinde Bakanlar Kurulu kurulamaması hallerinde Cumhurbaşkanı Meclis başkanına danışarak seçimlerin yenilenmesine karar verir.
M.117-BAŞKOMUTANLIK VE GENELKURMAY BAŞKANLIĞI
TBMM’nin manevi varlığından ayrılamaz; Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur.
Milli güvenliğin sağlanmasından, silahlı kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından TBMM’ye karşı Bakanlar Kurulu sorumludur.
Genelkurmay Başkanı, silahlı kuvvetlerin komutanı olup, savaşta başkomutanlık görevini Cumhurbaşkanı adına yapar. Bakanlar Kurulu’nun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca atanır.
Genelkurmay Başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Başbakana karşı sorumludur.
M.118-MİLLİ GÜVENLİK KURULU
1-Cumhurbaşkanı
2-Başbakan
3-Genelkurmay Başkanı
4-Milli Savunma Bakanı
5-İçişleri Bakanı
6-Dışişleri Bakanı
7-Adalet Bakanı
8-Kuvvet Komutanları (Kara,Deniz ,Hava ve Jandarma komutanları)
9-Başbakan Yardımcılarından oluşur.
Gündemi; Başbakan ya da Genelkurmay Başkanı’nın önerileriyle Cumhurbaşkanı belirler.
Cumhurbaşkanı olmadığı zaman Başbakan toplar.
M.119-OLAĞANÜSTÜ HALLER:
1.Tabii afet
2.Tehlikeli salgın hastalıklar
3.Ağır ekonomik bunalımlar
4.Şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması hallerinde ilan edilir.
İlk üç durumda Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 6 ayı geçmemek üzere OHAL ilan edebilir. Dördüncü durumda ise Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu MGK da görüşünü alarak 6 ayı geçmemek üzere OHAL ilan edebilir
OHAL kararı verilmesi durumunda karar RG de yayınlanır TBMM onayına sunulur.
Bakanlar Kurulu’nun istemi üzerine Meclis 4 ay uzatabilir veya OHAL kaldırılabilir.
SIKIYÖNETİM, SEFERBERLİK VE SAVAŞ HALİ:
1-Hür demokratik düzene veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik
2-Olağanüstü hal ilanını gerektiren hallerden daha ağır şiddet hareketlerinin yaygınlaşması
3-Savaş hali, ayaklanma olması
4-Vatan veya cumhuriyete karşı kuvvetli bir eylemin baş göstermesi
5-Ülkenin ve milletin bölünmez bütünlüğünü tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması sebepleriyle Cumhurbaşkanlığı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, MGK nun da görüşünü alarak süresi altı ayı geçmemek üzere Sıkıyönetim ilan edebilir.
—Bu karar derhal RG de yayımlanır ve aynı gün TBMM onayına sunulur. TBMM gerekli gördüğü takdirde sıkıyönetim süresini kısaltabilir, uzatabilir veya kaldırabilir.
—Sıkıyönetim TBMM kararı ile her defasında 4 ayı aşmamak üzere uzatılabilir. Savaş hallerinde bu süre aranmaz.
—Sıkıyönetim hallerinde;
1-Kolluk görev ve yetkileri askeri makamlara geçer
2-Temel hak ve hürriyetlerde kısıtlanma daha fazla olmakta
3-Bazı suçların yargılanması sıkıyönetim askeri mahkemesinde yapılabilmektedir.
—Sıkıyönetim komutanları Genelkurmay Başkanlığına bağlı olarak görev yaparlar.
İDARENİN ESASLARI:
İdare, kuruluş ve görevleri ile bir bütündür ve kanunla düzenlenir. İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetim esaslarına dayanır. Kamu tüzel kişiliği ancak kanunla veya kanunun açıkça dayandığı yetkiye dayanılarak kurulur.
İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. Ancak Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile yüksek askeri şura kararları yargı denetimi dışındadır.
Yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Yerindelik denetimi yapılamaz.
İdari işlemin uygulanması halinde
1.Telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve
2.İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.
Merkezi idare kuruluşu coğrafya durumuna, ekonomik şartlara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre illere illerde diğer kademeli bölümlere ayrılır. İllerin idaresi yetki genişliği esaslarına dayanır.
Mahalli idareler il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen kamu tüzel kişileridir.
Mahalli idarelerin seçimleri 5 yılda bir yapılır.
Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanmaları veya kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yoluyla olur ancak görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma olursa içişleri bakanı geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırabilir.
Görev ve sorumlulukları disiplin kavuşturmasında güvence:
Memurlar ve diğer kamu görevlileriyle kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.
Uyarma ve kınama cezaları hariç disiplin kararları yargı denetimi dışına bırakılamaz
Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak idare aleyhine açılır. İdare ilgili kişiye daha sonra rücu eder.
M.124-YÖNETMELİKLER
Başbakanlık, Bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların, tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarılırlar.
Hangi yönetmeliklerin resmi gazetede yayınlanacağı kanunla belirtilir. Aksine hüküm yoksa yönetmelikler yayımlandığı gün yürürlüğe girerler.
M.130-YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI:
Yükseköğretim kurumları devlet tarafından kanunla kurulur. Kazanç anlamına yönelik olmamak şartıyla vakıflar tarafından Yükseköğretim kurumları kurulabilir üniversiteler ve bunlara bağlı birimler devletim gözetime ve denetime altındadır.
Rektörler Cumhurbaşkanınca; dekanlar YÖK tarafından atanır.
TSK ve Emniyet teşkilatına bağlı Yükseköğretim kurumları özel yükümlere tabidir.
KAMU KURUM NİTELİĞİNDEKİ MESLEK KURULUŞLARI:
Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak ve geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlük ve güveni hakim kılmak, meslek disiplinini sağlamak maksadıyla kanunla kurulan kamu tüzel kişileridir.
Kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.
Bu kuruluşlar üzerinde devletin idari ve mali denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir.
Amaçları dışında faaliyet gösteren meslek kuruluşlarına Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir.
Organlarının seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremezler
M.137.KANUNSUZ EMİR:
Kamu hizmetlerinde çalışan bir kimse üstünden aldığı bir emri yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse yerine getirmez bu aykırılığı emri verene bildirir. Ancak üstü emrinde ısrar ederse ve yazı ile yenilerse emri yerine getirir bu durumda emri yerine getiren sorumlu olmaz.
Konusu suç olan bir emir hiçbir suretle yerine getirmez. Yerine yetiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
MAHKEMELERİN BAĞIMSIZLIĞI:
—Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar.
—Hiçbir organ, makam, merci veya kişi yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez.
—Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde görüşme yapılamaz.
—Yasama ve yürütme organları ile idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır.
M.140-HÂKİMLİK VE SAVCILIK TEMİNATI VE MESLEĞİ:
— Hâkimler ve savcılar azlolunamaz.
—Kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliliğe ayrılamaz
—Bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması nedeniyle aylık ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılamaz.
—Hâkimlik ve savcılık meslek içi eğitim ve diğer özlük işeri mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
—Hâkimler ve savcılar idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlıdırlar.
Hâkimler ve savcılar istemedikçe 65 yaşına kadar emekli edilemezler.
—Mahkemelerin kuruluşu görev ve yetkileri işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.
—Hâkim ve savcıların denetimi Adalet Bakanlığı izni ile adalet müfettişleri tarafından yapılır.
M.145-ASKERİ YARGI
Asker kişilerin askeri suçlarıyla, bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde, askeri hizmet ve görevlerle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakarlar.
Savaş ve sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi kişiler bakımından yetkili oldukları kanunla düzenlenir.
YÜKSEK MAHKEMELER:
1.Anayasa mahkemesi.
2.Yargıtay.
3.Danıştay.
4.Askeri Yargıtay.
5.Askeri Yüksek İdare Mahkemesi
6.Uyuşmazlık Mahkemesi.
ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU
11 asıl ve 4 yedek üyeden oluşur.
1-Üyeleri Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, AYİM, Sayıştay Başkanı veya üyesi olmalıdır.
2–40 yaşını doldurmuş yükseköğretim görmüş ve kamu hizmetinde 15 yıl çalışmış olmalıdır.
a)Yüksek öğrenim kurumlarının; hukuk, iktisat, siyasal bilimler dallarında öğrenim görmeli
b)Rektör, dekan, Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, General, Amiral, Büyükelçi, Bölge Valisi veya Vali olmalıdır.
c)Mesleğinde avukat, olarak bilfiil çalışmalıdır.
Göreve seçilip de kabul etmeyenler 1 ayda tekrar seçilir.
65 Yaşını doldurunca emekliliğe ayrılırlar.
Başkan ve Başkan Vekilinin Seçimi
Asıl üyeler arasından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunlukla 4 yıl için seçilir.
Anayasa Mahkemesinin Görevleri
1-Kanunların, KHKlerin ve TBMM İçtüzüğünü şekil ve esas bakımından denetler. Anayasa değişikliklerini ise sadece şekil bakımından denetler.
OHAL, Sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan KHK şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasaya dava açılamaz.
Şekil bakımından denetleme Cumhurbaşkanlığınca veya TBMM üyelerinin 1/5tarafından istenebilir. Kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 10 gün geçtikten sonra şekil bozukluğuna bağlı iptal davası açılamaz.
2-Yüce Divan sıfatıyla yargılar.(Cumhurbaşkanı,BK üyeleri ,Anayasa mah.,Yargıtay Danıştay,Askeri Yargıtay,AYİM,HSYK Başkan ve üyelerini Başsavcılarını)yüce divan kararları kesindir.
3-Siyasi partilerin kapanmasına bakar.
4-Üst düzey devlet yöneticilerini ve yüksek yargı organı mensuplarını Yüce Divan’da yargılar.
5-Siyasi partilerin mali denetimini yapar.
İptal Davası Açmaya Yetkili Olanlar:
İptal davası kanunlar, KHK ve TBMM içtüzükleri hakkında açılır.
1-Cumhurbaşkanı
2-İktidar ve ana muhalefet partisi meclis grupları
3-TBMM üye tamsayısının 1/5’i
—TBMM’den kanunların şekil bozukluğu iddiasıyla dava açılamaz.
—Milletlerarası anlaşmaların aleyhine Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.
—Dava açma süresi kanunlar, KHK ve TBMM içtüzüğü RG de yayınlanmasından başlayarak 60 gündür.
—Anayasa Mahkemesi kararları kesindir.
—İptal davaları geriye yürümez.
Başkan ve Üyelerin Giremeyeceği Davalar
1-Kendilerine ait ya da kendilerini ilgilendiren davalar
2-Aralarında evlilik bağı kalkmış olsa bile eşinin kan ve sıhriyet yönünden usul ve fürunun 4. dereceye kadar olanların davaları
3-Hâkim, savcı ve hakem sıfatıyla baktığı ve bilirkişilik ile tanıklık yaptığı davalar.
4-İstişare mütalaa ve kanaat beyan etmiş olduğu davalar
M.154-YARGITAY
Adliye mahkemeleri tarafından verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri son inceleme merciidir. Kanunla gösterilen belli davaların ilk ve son derece mahkemesidir. Yargıtay üyeleri, birinci sınıfa ayrılmış adli hâkim ve savcılar arasından Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulunca seçilirler.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve vekili 5 aday arasından Cumhurbaşkanınca 4 yıl için seçilir.
M.155-DANIŞTAY
İdari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı kararlara karşı son inceleme merciidir.
Danıştay davaları görmek Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında 2 ay içinde düşüncelerini bildirmekle ve tüzük tasarılarını incelemek, idari uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir.
Danıştay üyeleri Cumhurbaşkanınca seçilir.
M.156-ASKERİ YARGITAY
Askeri mahkemelerce verilen kararlara karşı son inceleme merciidir.
3 aday gösterilir. Cumhurbaşkanı üyelerini seçer.
M.157-ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ
Askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren, askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesidir.
Askeri hakim sınıfından olmayan üyelerin görev süreleri 4 yılı geçemez.
Askerlik yükümlülüklerinden doğan uyuşmazlılarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz.
M.158-UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ
Adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözer.
Diğer mahkemeler ile Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.
Bu mahkemenin başkanlığı Anayasa mahkemesince seçilir.
M.159-HAKİM VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yaparlar
Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır.
Kurulun kararlarına karşı yargı yolu kapalıdır.
M.160-SAYIŞTAY
Genel ve katma bütçeli idarelerin bütün gelir ve giderleri ile mallarını TBMM adına denetler sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlar ve kanunlarla verilen inceleme ve denetleme işlemlerini yapmakla görevlidir.
Sayıştay’ın kesin hükümlerine karşı ilgililer yazılı bildirimden itibaren 15 gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltme yoluna gidilebilir. Bu kararlara karşı idari yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi ve benzeri mali yükümlülüklerde Danıştay ve Sayıştay uyuşamazsa, Danıştay’ın kararı esastır.
M.161-BÜTÇENİN HAZIRLANMASI VE UYGULANMASI
Devletin ve KİT dışındaki kamu tüzel kişilerinin harcamalarını yıllık bütçelerle yapılır.
Bütçe Kanununa bütçe dışı hükümler konamaz.
Bakanlar Kurulu genel ve katma bütçe tasarıları ile milli bütçe tahminlerini gösteren raporu , mali yıl başından 75 gün önce TBMM’ne sunar. Bütçe raporu Bütçe Komisyonunda (40 kişi) incelenir. Bütçe komisyonunca 55 içinde kabul edilip TBMM de görüşülür ve mali yıl başına kadar karar bağlanır.
TBMM üyeleri bütçe kanun tasarılarının Genel Kurulda görüşülmesi sırasında gider artırıcı ve gelir azaltıcı önerilerde bulunulamaz.
Bakanlar Kuruluna KHK ile bütçede değişiklik yapma yetkisi verilemez.
M.164-KESİN HESAP
Kesin hesap kanun tasarıları kanunda daha kısa bir süre kabul edilmemişse, ilgili oldukları mali yılın sonundan başlayarak en geç 7 ay sonra Bakanlar Kurulunca TBMM’ne sunulur.
Sayıştay genel uygunluk bildirimini kesin hesap kanun tasarısının verilmesinden başlayarak en geç 75 gün içinde TBMM ne sunar.
Genel Kurul kesin hesap kanun tasarısını yeni yıl bütçe kanunu tasarısıyla beraber görüşerek karar bağlar
Sermayesinin yarıdan fazlası doğrudan doğruya veya dolaylı olarak Devlete ait olan kamu kuruluş ve ortaklarında denetim görevi TBMM ne aittir Sayıştay’ca yapılmaz.
ANAYASANIN DEĞİŞTİRİLMESİ
Anayasanın değiştirilmesi TBMM üye tamsayısının en az 1/3 tarafından yazıyla teklif edilebilir.
Genel kurulda iki kez görüşülür. Kabulü TBMM üye tam sayısının 3/5 ‘ü yani 330 oyla kabul edilir.
Cumhurbaşkanı Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunları bir daha görüşülmek üzere TBMM ne gönderebilir. Meclis geri gönderilen kanunu üye tam sayısının 2/3 ile aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı bunu halkoyuna sunabilir.
Meclisçe üye tamsayısının 3/5 ile veya 2/3 az oyla kabul edilen anayasa değişiklikleri Cumhurbaşkanı tarafından Meclise iade edilmediği zaman halkoyuna sunulmak üzere RG de yayımlanır.
Doğrudan veya Cumhurbaşkanının iadesi üzerine Meclis üye tamsayısının 2/3 ile kabul edilen Anayasa değişikliğine ilişkin kanun veya maddeleri Cumhurbaşkanı tarafından halkoyuna sunulabilir. Bunlar RG de yayımlanır.
Halkoyuna sunulan kanun değişikliklerin yürürlüğe girmesi için halkoylamasında kullanılan geçerli oyların yarısından çoğunun kabul olması gerekir.
SAVAŞ HALİ
Bakanlar Kurulu ister. TBMM karar verir, Cumhurbaşkanı onaylar.
DEMOKRASİNİN 4 TEMEL ŞARTI
1. Cumhuriyet
2. Serbest seçim
3. Vatandaşların temel haklarının tanınması
4. Serbest örgütlenme
Ülkemizde temsili demokrasi vardır.

Anayasa Hukuku
Hukuk:Toplum hayatını düzenleyen kurallar bütünü (ihlal durumunda devlet otoritesi tarafından yaptırım uygulanır)
Anayasa:Devlet faaliyetlerini düzenleyen yasa metni.Devletin oluşum biçimini düzenler.Hem devleti hem bireyi kapsar.Devletle birey ilişkilerini hukuk kurallarına bağlı olarak düzenler
Pozitif Hukuk: Yürürlükteki Hukuk kuralları
Anayasa Üstünlüğü Kuralı:Diğer hukuk kurallarının anayasa metnine uygun olması kuralıdır.(1982 anayasası 11.mad.)Anayasa mahkemeleri bunu denetler.
Anayasal Yönetim:Fransız ihtilalinde ortaya çıkmaya başladı.
Mutlak Monarşi:Bir kişinin devlet otoritesi olması.Tüm kuvvetlerin tek elde olması.(eski düşünceye göre kral tanrının temsilcisi bu yüzden yetkiler sınırsız.Teba bu yetkilere uymak zorunda olan kralın yönetimi altındaki halk.)
18.yy. Anayasacılık hareketleri:Amerika’da İngiliz kolonileri anayasal yönetimlerin temelini attı.İlk Virginia sonra da diğer koloniler bağımsızlık bildirgelerini yayınladılar.O zamanlar Hukuk ta fransızcanın daha etkili olması sebebiyle Fransız ihtilalinin etkileri daha geniş ve daha hızlı göstermiş oldu.
Meşruti Monarşi:Devlet yetkileri anayasaca düzenli.Parlamentoda da aristokratlar yer alıyordu.
Osmanlı-Türk Anayasacılık hareketleri: 1839 Tanzimat Fermanı ile batıya benzer bir takım gelişmeler oldu.
-Tanzimat Fermanı:Kişinin haklarını düzenleyen bir metindir ama anayasa değildir çünkü tek taraflı bağlayıcı bir metindir.Amaç Osmanlının batının gelişmesini yakalayabilmek.
-1854 Islahat Fermanı:Anayasa değil yaptırım uygulayabilecek bir mekanizma mevcut değil.İçeriği her Osmanlı vatandaşının haklarını belirtmek (vergi,askerlik memurluk din ırk ayrımı olmadan)
-1876 Kanun-i Esasi:Anayasa metnidir.Anayasa hareketlilikleri neticesinde olmuş olup aynı derecede değildir.
-Denetleme Mekanizması:Meclisi Umumi:
Mebus:Seçimlerle olurdu bu hak erkeklere tanındı Ayan:Padişah tarafından seçilenler.
Padişahın yasama yetkilerini sınırlayamıyor.En son yetki yine padişahta.Kanun-i Esasi’ye göre kanun tasarısı için kanun tasarısı için padişaha danışılır.İzin verirse bu iki meclis görüşür ve padişahın onayı için tekrar padişaha gider.Onay yetkisini kullanmazsa yasama süreci tamamlanmadan sona ermiş olur.
1909 da kanun tasarısı için padişaha sorulması kaldırıldı.Padişah söz konusu yasayı onaylamazsa yasa tasarısı meclise tekrar geri dönecek ve eğer 2/3 çoğunluk sağlanırsa tasarı padişaha tekrar gider ve onayı zorunludur.Ayrıca bu yılda padişahın parlamentoyu fesih yetkisine sınır getirildi.Meclis feshinden en geç 3 ay içinde seçimlerin yapılması mecburidir.
1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu: (Devletin temel düzeni hakkındaki kanun)
Yürürlüğe koyan 1920 de kurulan TBMM.1921’de meclis bu metni yürürlüğe koymuştur.Teknik anlamda anayasa değil.Sadece devletin temel idaresi hakkında maddeler içerir.
** 1.Madde:Egemenlik kayıtsız şartsız Türk milletinindir.(geleneksel yönetim biçiminden rasyonele geçiştir) Devrimci bir ilke.Padişahı ve saltanatı yok sayar.
Klasik Literatüre göre Hükümet Sistemlerinin Tasnifi:
-Devlet Yetkilerinin hangi makamlarda olduğu
-Farklı organların karşılıklı olarak birbiri üzerinde sahip olduğu yetkiye göre
Kuvvetler Birliği:Yasma ve yürütmenin aynı organın elinde olduğu sistem
-Yasama ve yürütme organları yürütme organında olan sistemler(monarşi,diktatörlük)
-Yasama ve yürütme yasama organında olabilir.(meclis hükümeti sistemi)
1921 anayasası 8.maddesine göre TBMM icra vekillerini(bakanlar kurulu) seçme ve görevine son verme yetkisine sahiptir.Fakat bakanlar kurulu meclisi feshedemez.Aynı anayasada bir devlet başkanlığı müessesi yoktur.Bu sistem İsviçre de halen geçerlidir.
Kuvvetler Ayrılığı: Yasama ve yürütme organları ayrıdır.Bu sistem 2’ye ayrılır
-Başkanlık :Yasama ve yürütme sert ve kesin olarak ayrı.
-Parlamenter: Yasama ve yürütme yumuşak ve esnek olarak birbirinden ayrı.
Başkanlık Sistemi:Yasama yetkisi “kongre” denilen organdadır.Yürütme yetkisi ise başkana aittir.Başkan, “yasama organı” kongreyi feshedemez aynı şekilde kongrede başkanı feshedemez.Sadece başkanın ağır bir suç işlemesiyle başkan feshedilebilir(impeechment)
Başkan halk tarafından seçilir(oylama ile yada dolaylı olarak halkın seçiciler kurulunu seçmesi ve bu kurulun da başkanı seçmesi gibi).Aynı zamanda halk kongre üyelerini de seçer ve bu kişiler de yasama yetkisini kullanırlar.
*Organların kesin ve sert biçiminde ayrı olduklarının belirtileri:
-Başkan ve kongre ayrı ayrı seçiliyor
-Karşılıklı fesih yetkileri yok.
Başkan bir takım yardımcılar kullanır.Fakat parlamentodakilerden farklı.Başkan mutlak yürütme yetkisine sahip.Ayrıca bu yardımcı kişiler yürütme yetkisinde başkanla eşit statüde değiller.Sadece danışman pozisyonundalar.Bu sistemde yürütme monist bir karakterde.Başkan için güven oyu söz konusu değildir.Kongrenin belirlediği süre zarfında yürütme yetkisini kullanır.
Parlamenter Sistem(Kuvvet Ayrılığı):Yasma yürütme farklı organda.Yürütme yetkisi devlet başkanı ve bakanlar kurulunda.Yasama yetkisi ise meclis (parlamentoda).Yasma organı halk tarafından seçilir.Bu organda salt çoğunluğa sahip olan bakanlar kurulunu da oluşturmaya yetkili olur.Bu sistemde yürütme düalist bir karakterdedir.Yasma ve yürütme karşılıklı olarak hukuki haklara sahiptir.
Çoğunluk alan parti başkanı bakanlar kurulu listesini devlet başkanına sunar onay alırsa parlamentodan güvenoyu alması gerekir.Alamazsa hukuki varlığı sona erir.Eğer seçimlerde çoğunluk sağlanmazsa koalisyon hükümeti kurulabilir. Hükümet faaliyetleri sırasınca bu güvenoyunu koruması gerekir.Eğer kaybederse “gensoru” mekanizması ile hükümetin hukuki varlığı sona erdirilebilir.Buna ek olarak bu mekanizma tek bir bakan ya da milletvekiline de verilebilir.Bu yasama organının yürütme organını durdurabilecek bir mekanizmadır.Klasik parlamenter sistemlerde başkanın meclisi fesih yetkisi vardır fakat sınırsız değildir belirli kuralları vardır.1961 anayasası 108.mad. ile 1982 116.mad. ‘si cumhurbaşkanına meclis seçimlerini yenileme yetkisi vermiştir.Meclis seçimlerinin yenilenmesinde hukuki varlık sona ermez yeni genel seçimin yapılması ve bunun yürürlüğe girmesine kadar eski yasama organı görevini sürdürür.Meclis feshinde ise yasama yetkileri o anda biter.1982 anayasası fesih yetkisi değil de seçimlerin yenilenmesi yetkisini tanımıştır sebebi ise ülkenin meclissiz kalmaması.
Çoğunluğa sahip hükümet anayasada öngörülen tarih öncesi bir tarihte erken seçim kararına varabilir.Anayasaya göre meclisin görev süresi 5 yıldır.Fakat bu süreden önce bu görev sona erebilir.Bu süre sabit bir süre değildir.Gensoru ile bu süre kısa olabilir.Erken seçimin ise çeşitli sebepleri olabilir.Mevcut hükümet ileriyi düşünerek kendine uygun bir zamanda erken seçim yaptırabilir.82 den beri hep erken seçim yapıldı.Ve hiç meclis seçimlerinin yenilenme yetkisi kullanılmadı.Yürütme yetkisi devlet başkanı ve bakanlar kurulu arasında kullanılır.Parlamenter sistemlerde devlet başkanının yetkisi semboliktir.Bu sistemlerde bakanlar kurulu hukuki ve siyasi açıdan sorumludur.
*Yetkiler ve sorumlulukların birbirine paralel olması gerekir*
Karşı İmza:Cumhurbaşkanları icrai alanlarda gerçek yetkilere sahip değillerdir.Başkanın eylemleri semboliklerdir.Başkanlar tek başlarına yürütme yetkileri yoktur bunun için bakanlar kurulu ve başbakanın imzası gerekir (counter signature)
Yetkileri Ör:Bakanlar kurulunu toplantıya çağırmak
Kanun imzalamak
Yasama yılı başında konuşma yapmak
Yarı Başkanlık Sistemleri: (kuvvetler ayrılığı)Karma melez niteliktedir.Yürütme cumhurbaşkanı ve bakanlar kuruluna ait,yasama ise parlamentoya aittir.Başkan halk tarafından seçilir.Bu başkanlar sembolik değil icrai yetkilerle donanmıştır.Bu yetkileri bakanlar kurulu ile paylaşır.Halk iki ayrı seçimle başkanı ve parlamentoyu seçer.İki ayrı seçim olur.Parlamento genel seçimleri sonucunda çoğunluktaki parti hükümeti kurar çoğunlukta değilse koalisyonla hükümeti kurabilir.Yasma ve yürütmenin yetkileri parlamenter sistemdeki gibidir.Aynı şekilde güvenoyu vardır.Hükümet görevi süresince yine bu güvenoyunu korumak zorundadır.Cumhur başkanının meclisi fesih yetkisi vardır.Bu sınırlı değil başkan dilediği zaman fesih yetkisini kullanabilir.
1923 de yapılan değişikliklerle rejimin adı cumhuriyet oldu.Cumhurbaşkanlığının adı kondu.Hükümetin oluşum prosedürü de değişti.CB. meclis üyeleri arasından başbakanı seçer başbakan da bakanlar kurulunu seçer onaylanmasından sonra yürürlüğe girmiş olur.
1924 Anayasası:
4.Madde: Egemenlik yetkisi Türk milleti adına TBMM’ye devirli.
5.Madde: Meclis Hükümeti sistemini uygular
7.Madde: Yasama organı üstün yetkilere sahiptir.Yürütmeyi denetleyebilir.
6.Madde: Meclis yasa yetkilerini kendi kullanır.
7.Madde 1.Fıkra Yürütme yetkisini Cb. Bakanlar kurulu tarafından kullanır.
24-60 arasında da meclis yürütme yetkisini kullanmaya teşebbüs etmedi.
39.Madde: Karşı imza ilkesi (CB.’nin kararları,eylemleri i ve işlemleri başbakan ve bakanlar kurulunca imzalanır.
44-46.Maddeler: Bugünkü başbakan ve bakan seçimleri ve bakanların sorumlulukları (“kolektif” tüm bakanların parlamentoya olan sorumlulukları bireysel sorumluluk ise her bakanın kendi işine olan sorumluluğu.)
Başka bir özellik ise sert olması ve anayasanın üstünlüğüne önem veriyor olmasıdır.(Anayasa hükümlerinin değiştirilmesi veya kaldırılması eğer normal yasalardan ve adi kanunlardan daha zorsa bu anayasa serttir.)
82 anayasasına göre bir milletvekili tek başına kanun değişikliği tasarısı verebilir fakat anaysa değişikliği için meclisin 1/3 !inin imza vermesi gerekir.
102.Madde: Anayasa değişiklik teklifi.
-Tam üye sayısının üçte birinin imzası
-Tam sayının 2/3 kabul oyu
-1.Maddenin değişmesi için tasarı bile verilemez.
103.Madde:Anayasa üstünlüğü ilkesine yer verir.Hiçbir kanun anayasaya aykırı olamaz.Aykırı bir hüküm olursa anayasa mahkemesi tarafından iptal olur.
Bu anayasa çağdaşlaşmanın olması için laikliğin gerekli olduğunu vurguluyordu.Laiklik ve çağdaşlaşma yolunda önemli adımların bulunuyor olmasına rağmen bu anayasada 2.maddede dinin İslam olduğu ifade edilmiştir.Ayrıca 26.maddeye göre meclis ahkam-ı şer’iyye ‘nin temizi ile hükümlüdür.1961 anayasasında bu hükümler kalkmıştır.
1924 anayasası tüm insan haklarına değil de klasik haklar denilen hükümlere yer vermiştir.Sosyal haklar yoktu.Ayrıca bu varolan klasik hakların da nasıl kullanılacağı da ayrıntısıyla söz edilmemiş sadece adı belli.
Negatif statü hakları(klasik): Yaşama,dilekçe
Pozitif statü hakları (sosyal): Eğitim,sağlık.
1924 anayasası özü itibariyle çoğunlukçu (majoritarian) bir karakterde.
Çoğunlukçu Demokrasi(majoritarian):Belli bir zaman dilimindeki hakim aritmetik anlamdaki çoğunluk mutlak ve sınırsızdır.Rousseau bunu varsayımlarla açıklamıştır.Bu görüş Fransız Rousseau’nundur.Ona göre genel irade (Bir toplumun tümünün iradesi) mutlak ve şaşmazdır ayrıca sınırsız yetkilere sahiptir.Genel irade her zaman kamu iyiliğine önem verir.
1924 anayasası bu sistemi benimsemiştir.sayısal çoğunluğun iradesini sınırlayacak herhangi bir mekanizma yoktur.Bu düzende azınlık haklarını savunacak hiçbir şey yok.Ayrıca bu sistemde iktidar ve muhalefet arasındaki ilişkileri düzenleyecek herhangi bir mekanizma da söz konusu değil.Bu anayasa sistemi çeşitli anti-demokratik hareketlere yol açtığı için 27 mayıs. 1960 ta darbeyle sona erdirildi.1924’te bu sistemin kabul edilmesinin sebebi o zamanlar siyasal hayatın Fransız kamu hukukundan etkilenmiş olmasıydı.Ve bu Fransız hukuku Rousseaucudur bu sebeple Türkiye’de bu sistemi benimser.O zamanlar rejim için tek tehlikenin saltanat olduğu düşünülüyordu.Milletin temsilcilerinin sorun olabileceği düşünülmüyordu.Ayrıca bu sistem devrimlere daha elverişliydi.Bu sebeplerden dolayı kabul edildi.1924 anayasasının 102 maddesi bu anayasanın sert olduğunun belirtisidir.Ayrıca anayasa üstünlüğü ilkesi de benimsenmiştir.
1960 darbesiyle yeni bir dönem başlamıştır.Yasama ve yürütmenin nasıl uygulanacağı Milli Birlik Konseyinin yayınladığı 1.no’lu geçici anayasa ile belirlenmiştir.Buna göre yasama yetkisi MBK’de.Yürütme yetkisi bakanlar kurulu eliyle kullanılacak.Bu bakanlar kurulunun tayin yetkisi MBK başkanı Cemal Gürsel’e ait.ayrıca Cemal Gürsel aynı zamanda MBK,başkomutan başbakan,devlet başkanı sıfatlarına sahip.
Prof. Dr. Sıdık Sami Onar başkanlığındaki İstanbul Konseyine yeni bir anayasa oluşturma yetkisi verildi.Fakat hazırladıkları taslak yoğun tepkiler aldı.Çünkü milletin temsilcilerinin yetkileri olabildiğine kısıtlanmıştı.(tepki mantığı :her anayasa bir öncekine tepki niteliği taşır.)
Kurucu Meclis yasama meclislerinden farklıdır.Kurucu meclis bir ülkede yeni bir anayasa düzeni yapmaya yetkili bir meclis ve hiçbir hukuk kuralı kurucu meclisi sınırlayamaz.Bir ülkenin anayasal düzenini baştanbaşa değiştirme hakkına sahip olan meclistir.Yetkileri sınırsız fakat istediği anayasal düzeni getiremez.Hukuksal yaptırımı yoktur ama sosyolojik anlamda sınırlıdır.
Yeni anayasayı oluşturmak için kurulan kurucu meclis iki meclisten oluşur.1.’si MBK’den oluşur diğeri ise temsilciler meclisi (seçmen iradesiyle oluşur)Mecliste o tarihte yer alan partilerin temsilcilerinden oluşur.(CHP;CKMP).İki dereceli seçime benzer bir seçimle kuruldu.
Kısa sürede 61 anayasasını hazırlamış ve 9 Temmuz 1961’de halk tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir.Ve ardından seçimlerle yönetim sivillere terkedilmiştir.
1961 Anayasası’nın Temel Nitelikleri
Çoğunlukçu demokrasi anlayışından çoğulcu demokrasi anlayışına geçilmiştir.Yasama yürütme ve yargı ayrı ayrı anayasaya bağlı.Yani anayasanın üstün olduğu bir siyasi düzen öngörülüyor.1924’ten farklı olarak kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenmiştir.18.yy. anayasa hareketlerinin kaynağı aydınlanma felsefesidir.Montesquieu bu sıralar kuvveler ayrılığı teorisini yarattı.Tabi o zamanlar bu kuvvetler ayrılığı sistemi farklı idi.Bugünkü siyasal parti yapısı o zamanlar yoktu.Günümüz şartlarında kuvveler ayrılığı ilkesinin önemi yargı organının bağımsız olmasındandır.24 anayasasında yasama yürütme TBMM elinde.Yasama kendinde yürütme CB ve bakanlar kurulu eliyle yapılıyor.Yargı yetkisi bağımsız mahkemelerin.Bağımsız olarak geçiyor fakat bunu uygulayacak mekanizmalar bu anayasada yok 61 anayasasıyla tüm bunlar düzenlendi.
1961 anayasası kuvvetler ayrılığı ilkesini yerleştirdi ayrıca yasamayı da iki meclise ayırdı.
-Millet Meclisi
-Cumhuriyet Senatosu.(Anayasaya aykırı kanunların yürürlüğe girmesini engelleyecek bir ön mekanizma )
Bu anayasa devlet iktidarının bölüşülmesinde sadece yatay değil dikey şekilde de bir idari parçalama yoluna gitmiştir
Temel Haklar ve Özgürlükler: 1961 anayasasında her şeyden önce temel hak ve özgürlüklere ilişkin madde sayısı daha fazla ayrıca ayrıntıları da içeriyor.24 anayasası temelde özgürlüklere yer verdiği halde güvence yoktur. 61’de bu söz konusu değil 3 kategori vardır.
-Anayasanın herhangi bir hakkı düzenleyen herhangi bir hükmünde o hakları düzenleyen herhangi bir sınırlayıcı ifadeye yer yok.Mad.20-21
-Herhangi bir maddede sınırlama yok,bunların kanunla düzenlenebileceği ve kanun ile sınırlanabileceği haklar.(Basit yasa kaydıyla düzenlenen haklar) Mad.17
-Nitelikli yasa kaydıyla düzenlenen haklar.Anayasa maddesinde hakkı düzenleyen hükmünde o hakkın hangi gerekçeler ile sınırlanabileceği belirtiliyorsa.Mad.18
Temel Hak ve özgürlüklerin sınırlanması:(mad.11.)
1-)Temel hak ve özgürlüğü düzenleyen kanun kesinlikle anayasanın temeline ve özüne uygun olmalıdır ancak kanunla düzenlenir.
2-)Öze dokunma yasağı: Hakkın özü kullanımı sınırlayan bütünüyle ortadan kaldıran bütün işlemler öze dokunma yasağına girer ve geçersiz olur.
11.mad 71’e kadar tüm temel hak ve özgürlükler için güvence olmuştur.
1961 Anayasasının uygulanması: D.P.’nin anayasa yapımından dışlanması aynı zamanda seçmenlerin çoğunun dışlanması idi.D.P.’nin mirasçısı sayılan A.P. sık sık yeni anayasaya eleştiri yapıyordu.65’te tek başına iktidar oldu.69'da da yine iktidarı tek başına elinde tuttu.Bu eleştirilerinin onları iktidar yapması halkın da bu yeni anayasayı benimsemediğini gösterir.
A.P.’ye göre bu anayasa kamu düzenini bozuyor ve yürütme yetkisinin işlemesini engelliyordu.Böylece devlet otoritesi günden güne zayıflıyordu.Şiddetin günden güne artması sonucu askeri güçler yayınladıkları bir muhtıra ile hükümetin istifa etmesini sağladı.Bu yarı bir askeri yönetim sayılır.Meclis feshedilmedi,yöneticiler yargılanmadı ve tüm mekanizmalar normal şekilde işliyordu.Tabi darbe tehdidi altında.
Nihat Erim başbakanlığında partiler üstü bir geçici yönetim kurulmuştu.Adına partiler üstü denmesinin sebebi tüm meclisten seçilen ve parti fakı gözetmeden seçilen ve bunun yanında meclis dışından da yöneticiler alınan bir hükümet olmasıydı.Bunun amacı T.Sil.Kuv.’nin anayasada istediği değişiklikleri yaptırabilmesiydi.61 anayasası 71-73 yılları arasında köklü değişikliklere uğramıştır.Bu değişikliklerin amacı:
-Yürütmenin otoritesini takviye etmek:61 ilk metninde bak.kur.’nun KHK. çıkarma yetkisi yoktu.Bu yüzden 64.mad.’ye ek hükümler getirilerek bu yetki verilmiştir.KHK’ler aslında yasama işlemleridir çünkü yürürlükteki kanunu değiştirirler ya da yürürlükten kaldırırlar.(fonksiyonel açıdan yasama)
-Özerk kuruluşların değişikliği:Üniversitelerin özerkliği zayıflatıldı ve TRT’ninki kaldırıldı.
-Devlet kanun değişikliğini ancak yasa ile düzenleyebilir.
Tabii Hakim İlkesi: Bir suçun ancak işlendiği zaman mevcut olan mahkemeler tarafından yargılanma ilkesidir.Yani suçun niteliğine göre mahkeme kurulamaz.
1402 sayılı kanun. 11.maddeye göre sıkıyönetim ilan edilen yerde Milli Savunma Bak. Duyduğu ihtiyaç üzerine yeter sayıda sıkıyönetim mahkemesi kurabilir.13.maddede sıkıyönetim ilanında en çok 3 ay öncesine kadar sıkıyönetim yapılmasına neden olan suçlar ancak sıkıyönetim mahkemesince uygulanır.Bu hüküm tabii hakim ilkesiyle çelişir.
Bu ilkeler sonra kanuni yargı ve kanuni hakim ilkesi olarak adları değiştirildi fakat bu lafzen anayasaya uygun oldu fakat özünde halen aykırı idi.
1971’de yapılan değişikliklerden biri de yargıdaki değişikliklerdir.
149.madde anayasa mahkemesi yetkilerinin bir hükmüne yer verir.Burada anayasa mahkemesine dava açma yetkilerine sahip olanlar belirtilmiştir.Siyasi partinin grup teşkil etmesi için 10 vekile ihtiyacı vardır.Temsilci dendiği zaman tek bir vekil bile yeterlidir.!961 anayasasında temsilcisi olan partilere anayasa mahkemesine dava açma yetkisi verildi.71-73 deki değişikliklerle bu ortadan kaldırıldı ve sadece grubu bulunanlara verildi.
Bütün idari işlemlerin yargı denetim Danıştay ile yapılırdı.71’den sonra askeri yüksek mahkemeleri kuruldu.Askerlikle ilgisi olanların eylem ve işlemlerini bu askeri yüksek mahkemeler yürütürdü.
Devlet Güvenlik Mahkemeleri devletin aleyhine işlemlere bakan mahkemelerdir.Askeri hakimlerde bulunur.
Değişikliklerin asıl maksadı yargının sınırlarının artırılması,temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanması bunların sonucu olarak da kamu huzur ve güvenliğinin korunması idi.
Milli Güvenlik Konseyi ve 1982 Anayasası’nın Yapılması
27 Ekim 1980’de geçici anayasa düzeni hakkındaki kanun yürürlüğe kondu.Buna göre yeni anayasa hazırlanana kadar 61 anayasası yürürlükte kalacaktı.Meclis ve CB’ ye tanınan haklar MGK.’nindir.Ayrıca CB’ ye tanınan tüm yetkiler MGK ve devlet başkanı sıfatına sahip olan Kenan Evren’in olacaktır.Bülent Ulusu’nun kurduğu hükümette yürütme yetkisini kullanacaktı. Bu konsey süresince de anayasa yargısı ve idari yargıya sınırlar konuldu.
29 Haz. 198’de yeni bir anayasa hazırlanması için kurucu meclis kanunu yürürlüğe girdi. İki meclis var üyeler asker ve sivillerden oluşmakta idi.Kurucu meclisin yetkisi sadece anayasa yapmak değil halk oylamasını düzene koyacak seçmen kanununu da hazırlamak idi.Asker olanlar MGK sivil olan meclis ise danışma meclisi denmekteydi.Bu danışma meclisi 160 kişiden meydana gelmekteydi.Bunun 120 ‘si dolaylı olarak MGK tarafından seçilenler geri kalan 40’ı ise direkt olarak MGK tarafından seçilenlerdi.120 kişinin seçimi için 11Eyl.1980 tarihinde hiçbir siyasi parti üyesi olmama ve yüksek okul bitirmiş olma şartları koşulmuştu.Ayrıca her ilin kaç temsilcisi olacağı da düzene konulmuştu.Valiler başvuruları kabul edip kişiler hakkında geçmiş araştırması yapacaklar ve ayrıca o il için tespit edilmiş üye sayısının 3 katı kadar adayı MGK’ ye bildireceklerdi bunları ise MGK seçecekti.Diğer 40 kişi ise doğrudan doğruya MGK’ ye başvuracaktı.Anayasanın kabulü ve ardından seçim kanununun hazırlanmasıyla 83’te seçimler yapıldı ve sivil yönetime geçildi.
1961 ve 1982 Anayasalarının Benzerlikleri ve Farklılıkları :
Benzerlikleri:
-Askeri müdahale sonucunda oldu.
-Bir kanadı askeri diğer kanadı sivil olan kurucu meclisler tarafından yapıldı (MGK,MBK) (temsilciler meclisi ,Danışma meclisi)
-Kurucu meclislerin sivil kanadı seçimlerle oluşmadı
-Hazırlanan anayasa halkoyuyla yürürlüğe girdi.
-Sivil kanadın bakanlar kurulunun oluşturulmasında ve düşürülmesinde yetkileri yoktu.
Farklar:
-61 temsilciler meclisi daha temsili nitelik taşımakta yaklaşık 1/3’ü dolaylı bir seçimle önemli bir bölümü ise kooptasyon yani çeşitli meslek kuruluşlarının kendi temsilcilerini seçmesiyle oluşmuştur.82 Danışma meclisinde tüm üyeler MGK tarafından seçildi.
-Temsilciler meclisinde anayasa yapım sürecinde partilerin de büyük etkisi oldu.Danışma meclisinde ise partisiz bir anayasa niteliği var 11 Eyl.80 e kadar olan zamanda partilere mensup olanlar üye olarak kabul edilmedi.
-Danışma meclisi daha fazla bürokrasi ağırlıklı bir meclis durumundaydı.
-Temsilciler Meclisi MBK karşısında Danışma meclisinin MGK karşısında olan durumuna göre daha yetkili idi.temsilciler tarafından kabul edilen metin eğer MBK tarafından kabul edilmezse ve temsilciler MBK’ nin yaptığı değişiklikleri onaylamazsa ortak bir kurul oluşturuluyordu.ve bu metin kurucu meclis birleşik toplantısında oylanırdı burada temsilcilerin sayısal bir çoğunluğu vardı bu da büyük bir avantajdı.Fakat Danışma meclisinin kabul ettiği herhangi bir metin üstünde MGK istediği değişikliği yapma yetkisine sahipti.adının da doğru olarak ifade ettiği gibi bu meclis danışma ve bir ön çalışma meclisi idi.
-61’de anayasanın halk tarafından onaylanmaması durumunda ne yapılacağı açıktı fakat 81-83 sisteminde bu açıklık yoktu.
-61 anayasasında siyasi partiler kamuoyu oluşturmada aktiftiler hatta anayasanın kabulüne karşı görüşlerini açıkça beyan edebiliyorlardı fakat 82 halk oylamasına ilişkin MGK’ nin 70-71 sayılı MGK kararında anayasa üzerinde tartışmalar sınırlandırılmıştı.Ayrıca feshedilmiş olduklarından siyasi partilerin kamuoyu oluşturma gibi bir olanağı da yoktu.
-61’in aksine anayasanın kabulü CB seçimiyle birleştirilmiştir.Buna göre halkoylaması tarihindeki MGK başkanı CB sıfatını alır ve anayasada belirtilen yetkilerini 7 yıl boyunca kullanır.
1982 Anayasasının Başlıca Özellikleri
-82 anayasası 61’e göre daha kazuistik bir yöntemle hazırlanmıştır:
Genel nitelikte değil daha ayrıntılı hazırlanmıştır.Bu açıdan her iki anayasada kazuist sistemle hazırlanmıştır.Bunun sebebi ise her iki anayasanın da tepki niteliği taşımasıdır dolayısıyla daha ayrıntılı düzenlemeler mevcuttur.Bunun diğer bir sebebi ise siyasi kültürle alakalıdır.Yaşanan siyasal sorunlara daha legalistik çözümler bulmak gerekçesi ile bu sistem kullanılmıştır.82 anayasası 61 ‘e göre daha kazuist bir karaktere sahiptir.Her iki anayasanın başlangıç kısımları mukayese edilirse 82’ninkinin daha uzun olduğu görülür.Ayrıca 1961 anayasasının 151 madde ve 11 geçici maddesi mevcuttu. Fakat 1982 anayasasının 177 maddesi ve 16 geçici maddesi vardır.Ayrıca 1961 anayasasının herhangi bir maddesine tekabül eden 1982 anayasası maddesi diğerine oranla daha uzun ve ayrıntılı tutulmuştur.
-Sadece genel ilkeleri ortaya koyup bunların uygulanmasını kanunlara bırakma amacını güden anayasa tipine “çerçeve anayasa “ denir.
Her iki anayasa da çerçeve anayasa tipini benimsemeyip birçok muhtemel durumları düzenleme isteyen kazuistik yönteme yer vermiştir.Bir anayasa kazuistik ve katı ise o anayasa toplumun gelişmelerinin arkasında kalabilir.Çerçeve anayasa ise devlet hayatına ilişkin içeriği olduğu için toplum gelişmesine uyan bir karakteri olur.Bu yüzden çerçeve anayasa kazuistik’e göre daha uzun ömürlü olur (Amerikan Anayasası)
-1982 Anayasası 1961 anayasasına göre daha “katı” bir niteliktedir.
82 anayasasından değiştirilmesi talep bile edilemeyecek hükümlerinin kapsamı artmıştır.Ayrıca anayasa değişikliği süresine 61’de mevcut olmayan C.B.’nin onay safhasını eklemiştir.C.B.’nin onaylamadığı anayasa değişikliğini halk oyuna sunabilecekti.Bunlara ek olarak geçici 9 maddenin C.B.’ye tanıdığı güçleştirici veto yetkisi de bu anayasanın 61’e göre daha katı olduğunun kanıtlarıdır.
-1982 Anayasası bir geçiş süreci öngörmüştür.
Bütün anayasalarda olduğu gibi 82 anayasasında da geçici hükümler vardır.Normal yönetime geçiş için bir süreç öngörülmüştür.83 halkoylamasıyla direk sivil hayata geçilmemiştir.Bunun için tedricen (yavaş yavaş) bir geçiş uygun görülmüştür.Ve böylece bir müddet daha sivil hayat denetlenmiştir. 1980-1983 arasında doğrudan doğruya askeri yönetim 1983’ten sonra ise metinlerin öngördüğü süreyle bir geçiş süreci yaşanmıştır.M.G.K. başkanı Kenan Evren’in C.B. olmasıyla sivil hayat denetim altında tutulabilecekti.Seçimlerde anayasanın belirlemiş olduğu yöntemden bir kerelik sapmayla C.B.’nin doğrudan doğruya halk tarafından seçilmiştir.Ayrıca geçici 2. maddeye göre MGK Cumhurbaşkanlığı konseyine dönüşecek ve 6 yıl hüküm süreceklerdi bu konsey üyeleri de vekillere tanınan dokunulmazlık hakkına sahip olacaklardır.Böylece askeri otorite siyasi etkiye 6 yıl boyunca sahip olacaktı.Fakat yetkiler icrai değil istişari karakterde olacaktı.Bunlara ek olarak da geçici 4. maddeye göre 11 Eylül 1980 tarihinde herhangi bir siyasi parti lideri konumunda olan kişiler 5 veya 10 yıllık siyasi yasaklı konumuna gelmiştir.Bu yasaklar 1987 de yapılan halkoylamasıyla yürürlükten kalkmıştır.
-1982 anayasası Otorite –hürriyet dengesinde otoritenin ağırlığını arttırmıştır.
61’e tepki olarak otoriteyi arttırmak için kişi özgürlükleri alabildiğine artırılmıştır.1961 anayasası 11.maddesinde kişi hak ve hürriyetlerinin güvence altına alındığı görülür.1971’de bu madde değişmiş olsa bile yine de sınırlayıcı bir formül içermesi zordur.Fakat 1982 anayasası 13.maddesi son fıkrasında tüm hak ve hürriyetleri sınırlayıcı bir maddedir.
-1982 anayasası devlet yapısı içinde yürütme organını güçlendirmiştir.
Yürütmede C.B.’nin yetkileri oldukça güçlendirildi.Ayrıca başbakanın yetkileri de 61’e göre oldukça güçlendirildi.
-1982 anayasası karar alma mekanizmalarındaki tıkanıklıkları giderici hükümler getirmiştir.
Karar alma sürecinde ortaya çıkabilecek tıkanma ve kilitlenmeyi önleyebilecek ve karar alma sürecine sürat kazandıracak hükümler içerir.70’li yıllarda hükümet bunalımlarının sıkça olması ve parlamentonun bu hükümet bunalımlarıyla uğraşması yüzünden memleket sorunlarını çözemiyor.1961 anayasasının 108. maddesinde meclis seçimlerinin yenilenmesi için C.B.’ye yetki verir fakat bunun için 18 aylık bir süre öngörür.Bu yetki 82’de caydırıcı rol oynadı.116.maddeye göre 45 günlük bir hükümet bunalımının ardından C.B.’ye meclis seçimlerinin yenilenmesi hakkı doğar.
82-116.maddede olduğu gibi 82-02.maddesinde de C.B. seçimleri için bir yaptırım öngörülmüştür.61-95.maddeye göre C.B. seçimleri için ilk iki turda 3/2 çoğunluk gerekir eğer sağlanmazsa diğer turlarda salt çoğunluk yeterlidir.Fakat salt çoğunluk sağlanmayabilir.Bu yüzden bu hüküm 82 anayasasında değişiklik gösterdi ayrıca zaman sınırı da kondu(30 gün).82-102.maddeye göre ilk iki oylamada 3/2 çoğunluk 3.turda salt çoğunluk 4.turda ise 3.turda en çok oy alan iki aday arasında bu seçim olur.
1961 anayasasına göre C.B. adaylığı parlamenter sıfatı taşımayı gerektirir. Fakat dışarıdan aday alınabiliyordu bu da kontenjan senatoyla sağlanıyordu.82 anayasasında bu dolaylı yönteme yer verilmedi.
Meclis başkanlarının seçimlerini düzenleyen maddelerde C.B. seçimlerininki gibiydi. 82-94. madde ve 61-84.madde.
Bunlara ek olarak partilerin grup kurma sayılarını düzenleyen maddeler de değişti.(82-95.mad. 61-85.mad.)
Gene 61 anayasasına göre Anayasa mahkemesine millet meclisince 3 cumhuriyet senatosunca 2 üyenin seçilmesi gerektiği halde bu seçimlerde aranan üye tamsayısının salt çoğunluğu şartı her zaman bulunamaması nedeniyle seçimler mümkün olamamış ya da uzun sürmüştür.82 anayasası bu usulün kaldırılmasını sağlamıştır.
82 anayasası yasama sürecini uzatıcı ve kanunların yapılmasını güçleştirici nitelik taşıyan iki meclis sistemine son vererek cumhuriyet senatosunu kaldırmış böylece yasama süreci süratlenmiş ve basitleşmişti.
Parlamenter sisteme işlerlik kazandırma gereksiz tıkanma ve bunalımları önleme amacını güden bu tür kurum ve kurallara literatürde “rasyonelleştirilmiş parlamentarizm” denir.Bu anlamda 82 anayasası rasyonel parlamentarizm yönünde bir eğilim gösterdiği öne sürülebilir.
-1982 Anayasası 1961 Anayasasına Oranla Daha Az katılmacı bir demokrasi modelini benimsemiştir.
Çok partili hayata geçişten sonra klasik liberal demokrasi bağlamı içinde başlıca iki demokrasi anlayışı etkili olmuştur.Birinci anlayış daha az katılmacı ve çoğulculuk taraftarıdır.Buna göre halkın esas rolü belirli zamanlarla kendisini yönetecek olanları seçmekten ibarettir.Milli irade bu şekilde belirdikten sonra devlet seçilmiş organlar tarafından yönetilmeli ve halk ya da çeşitli grupların etkisinde kalmamalıdır.Diğer görüş ise halkın siyasete aktif şekilde katılmasına taraftardır.
1961 anayasası bu ikinci görüşe 1982 anayasası ise birinci görüşe uygun düşer.Yani 82 anayasası katılmacı demokrasi anlayışını benimsemiş ve belli ölçüde depolitizasyonu amaçlamıştır.Bu amaç anayasanın çeşitli hükümlerine yansımıştır.Bunlar:
a)Siyasi Partilerin teşkilatlanması üzerine yasaklar
b)Siyasi partilerin tüzel kişilerle olan ilişkileri üzerine yasaklar.
c)Siyasi amaçlı direnişler üzerine yasaklar.
d)Dernekler üzerine yasaklar.
e)Dernek gösteri yürüyüş ve toplantıları üzerine yasaklar
f)Kamu kurumları üzerine yasaklar
e)Son olarak da TBMM seçim dönemi 5 yıla çıkmış ve en fazla bir ara seçim yapılabileceği esası konmuştur.
Sivil toplum kuruluşlarının siyasi partilerle işbirliğinde bulunmalarını ve siyasi faaliyete girmelerini yasaklayan bu hükümlerin hemen tümü 1995’teki anayasa değişikliği ile kaldırılmıştır.
Hukuka Uygunluk Denetimi:Kendinden önceki normlara uygun olup olmadığının denetimi
Yerindelik Denetimi:Normu yürürlüğe koyan organın takdir yetkisinin denetlenmesi
Devletin Temel Nitelikleri
I)Cumhuriyetçilik: (1921 anayasasındaki 1923 değişiklikleri ile anayasaya girdi).
Devlet şekli olarak Cumhuriyet egemenliğin kişi ya da zümreye değil toplumun tümüne ait olan bir devleti ifade eder.Egemenliğe göre hareket edilir.Devlet organları seçimle belirlenir.
Hükümet şekli olarak başta devlet başkanı olmak üzere temel organların seçim ilkesi ile kurulmuş olduğu oluşumunda veraset ilkesinin olmadığı bir hükümet sistemidir.
Cumhuriyet ile monarşinin arasındaki temel fark cumhuriyetin “vatandaşlık” monarşinin ise “uyrukluk(tabiyet)” kavramlarına dayanmasıdır.Monarşide monarkın şahsı kutsal ve sorumsuzdur.Cumhuriyet ise toplumun ortak iradelerinin ürünüdür.Herkes eşittir.Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır.
II)Başlangıç İlkeleri,toplumun huzuru,milli dayanışma ve adalet:
Her iki anayasada da “Anayasanın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmı”nı anayasa metnine dahil saymıştır.Uygulanabilir hukuk normları çıkarmak kolay değildir fakat normların uygulanması açısından katkısı söz konusu olabilir.
Anayasa mahkemesi anayasaya uygunluk denetimi yaparken başlangıç ifadelerini destek ölçü norm olarak kullanır.Esas ölçü norm olarak da bu ilkelerin maddelerdeki somut haklini kullanması gerekir.AY.mahk. 1961 anayasası döneminde hiçbir başlangıç ilkesini destek ölçü norm olarak kullanmadığı halde 1982 anayasası döneminde birçok kararın gerekçesi başlangıca dayandırılır.Bunun yapılmasının bir yerindelik denetimi olarak algılayabiliriz.
III)Atatürk Milliyetçiliğine Bağlılık:
1982 anayasasının seleflerinde başka kavramlar vardır.1924 anayasasında 1937’de yapılan değişikliklerle yer verilen kavram milliyetçilik.1961 anayasasında ise milli devlet kavramı görülür.1982 anayasasında ise Atatürk milliyetçiliğine bağlılık kavramı vardır.Bunların sebebi bu hükmün yanlış yorumlanmasına mahal vermemektir.
Atatürk milliyetçiliği akılcı çağdaş,medeni ileriye dönük demokratik toplayıcı insani barışçıdır.Bu milliyetçilik milliyetçiliği reddeden akımlara karşı olduğu gibi ırkçılığa ve şovenizme de karşıdır.
1961 anayasasında milliyetçilik denmesinin sebebi demokrasi mekanizmaları kullanılarak totaliter rejim kurulmasını engellemek.
IV)Laiklik:
İki unsurla açıklanır:
-Din hürriyeti:Din hürriyeti vicdan ve ibadet hürriyetinden oluşur.Herkes dilediği dini seçmekte özgürdür.Ya da hiçbir dini seçmeyebilir.Bu hak mutlak bir hürriyettir.Bu hak kişiye negatif statü hakkı tanır.(Nüfus cüzdanlarında din belirtilmesi 24.maddeye açıkça aykırıdır.)İbadet hürriyeti ise kişinin inandığı dinin gerektirdiği ibadetleri,ayin ve törenleri serbestçe yapabilmesidir.
Laik bir devletin açıkça ya da zımnen bir dini olamaz.Laikliğin bir diğer unsuru ise çeşitli dinlerin mensupları arasında kanun önünde ayrılık yapmaması hepsine eşit işlem yapmasıdır.
Laik bir devlette din kurumları devlet fonksiyonlarına giremeyeceği gibi devlet kurumları da din fonksiyonlarını ifa edemez.
Diyanet İşlerinin Kurulma Sebepleri:
-Camilerin özerkliğe sahip olmaması
-İslam’ın ihtiyaçları yüzünden din adamlarının belli bir statüye sahip olmaları ve bu insanların devlete karşı ayaklanmamaları için.
Laiklik:
Din Hürriyeti: (1) Vicdan Hürriyeti: (mutlak) Herkesin dilediği dini
Veya hiçbir dini benimsememesi
(AY.mad.24 1/3)
(2) İbadet Hürriyeti: (sınırlı) Kişinin inandığı dinin
gerektirdiği ibadet ayin ve
törenleri serbestçe yapabilmesidir.
Din Ve Devlet İşlerinin Ayrılığı:
(1)Resmi bir devletin dinin olmaması
(2)Devletin bütün din mensuplarına eşit davranması.
(3)Din kurumları ile devlet kurumlarının ayrı olması.
(4)Devlet yönetiminin din kurallarından etkilenmemesi.
a)Devlet yönetiminin din kurallarına uygun olma
şartının aranmaması.
b)Devlet yönetiminde din kurallarından
esinlenilmemesi.
-Devlet Yönetiminde Din kurallarından Etkilenilmemesi:
1876 Kanun-i Esasi’ye göre padişahın görevlerinden biri ahkam-ı şeri’i’nin uygulanmasıdır.Meclis-i Ayanın görevlerinden biri meclis-i mebusan tarafından kabul edilen kanunların İslam’a uygun olarak denetlenmesidir. Laiklikte hukuk kuralları ve devlet işlemleri herhangi bir dinin kurallarına uygunluğu denetlenmez ve hukuk kurallarında din esaslarından esinlenilmez buna göre hareket edilmez.
V) Demokratik Devlet:
1961 anayasasında “İnsan haklarına saygılı devlet” ibaresi yerine 1982 anayasasında “insan haklarına saygılı” ibaresi gelmiştir.Kimi yazarlara göre dayanan ibaresi daha kuvvetli saygılı ise her zaman kısıtlanabilir anlamı içeriyordu.Lafzen bakıldığında 1.’de vurgu var fakat öz itibariyle ve hukuki olarak ikisi de aynı ve insan haklarını temel alan özelliğe dayanır.
İnsan haklarına saygılı demokratik devlet ;liberal hürriyetçi batıcı demokrasi denen kavramlardır.
Unsurları:
-Başlıca karar organlarının genel oya dayanması
-Bu organları belirlemek üzere yapılan seçimlerde en az 2 alternatif olması.
-Anayasada temel hak ve hürriyetlere geniş olarak yer verilmesi ve devlet otoritesinin temel haklar karşısında sınırlandırılmış olması.
-Başlıca Karar Organlarının Genel Oya Dayanması:
Devlet otoritesinin kaynağının dünyevi esaslara dayanması yahut egemenlik yetkisinin millete ait olduğuna hükmeden anayasa hükmünün benimsenmesi.Bu kavram Fransız ihtilali ile doğar.Fakat uzun süre millet direkt olarak siyasete egemen olmadı ve seçim yapamadı.Başlıca organların seçimi bir zümre tarafından yapıldı.Bunun sebebi ise millet kavramı ile halk kavramının farklı olması.Millet geçmişi ve geleceği kucaklayan bir tüzel kişi.Milli menfaati en iyi şekilde değerlendirebilecek olan seçkin sınıftı.Dolayısıyla 18.yy. klasik anlayışına göre milletle halk örtüşmezdi.
Türk pozitif hukukunda ise egemenlik yetkisinin halkın olması hükmü ilk defa 1921 anayasasında yer aldı böylece gelenekselden moderne geçiş yaşanmıştır.Saltanat ise fiilen kalkmıştır.
1924 anayasasında 21’de olduğu gibi egemenliğin millete ait olduğu ve bu yetkiyi TBMM’nin kullanacağı belirtilmişti.61-4’e göre egemenlik yetkisi Türk Milleti adına (yasama yürütme yargı) bütün anayasal organlar eşit derecede yetkili kılınmıştır.Tüm bu organlar yetkilerini kullanırken anayasaya riayet etmelidir.24’e göre asıl üstün olan TBMM’dir (yasama)
Genel Oy İlkesi:Herkesin seçimlere katılabilmesi ilkesidir.Sınırlı oy tedricen ortadan kalkmıştır.1.ve 2.meşrutiyet zamanlarında oy hakkı sadece belli serveti olan Osmanlı erkeklerine tanındı.1934’den itibaren de kadınlara da seçme ve seçilme hakkı tanındı.1982 anayasasının ilk metninde oy verme hakkı 21 yaş idi.1987’deki anayasa değişiklikleri ile bu sınır 20 yaşa 1995’te ise 18 yaşa indirildi.Bir kişinin oy verebilmesi için seçmen kütüğüne kayıtlı olması gerekir.
Eşit Oy İlkesi:Herkesin tek oy hakkına sahip olmasıdır.Önceden aile reislerine servet düzeylerine göre birden fazla oy hakkı tanınmıştır.Fakat şu anda böyle bir uygulama kalmamıştır.
Seçimlerin Serbestliği:Seçmenlerin baskı ya da dayatma altında olmadan kendi hür iradeleri ile seçim yapmalarıdır.Yapılan değişikliklerle bu seçim ödev haline gelmiş ve kullanılmaması halinde yaptırımları kanunda düzenlenmiştir.
Oy Gizliliği:Bireylerin tek başlarına oy kullanabilecekleri bir ortam hazırlanması.
Açık sayım-döküm:Oy kullanımı tamamlanınca sandıkların kamuoyu huzurunda açılıp sayılmasıdır.Bu ilke seçim sonuçlarına hile ve yolsuzluluğun karışmasını önlemek içindir.
Seçimlerin tek dereceli olması:Seçmenlerin doğrudan doğruya kendi temsilcilerini seçmeleridir.1946’dan beri tek dereceli seçim sistemi uygulanmaktadır.
Seçimlerin yargı organlarının denetiminde yapılması: Anayasanın 79.maddesine göre seçimlerin yargı organlarının genel yönetimi ve denetimine bırakılmıştır.Böylece seçimlere hile ve yolsuzluk karışması engellenmiştir.1961 anayasasından önce milletvekillerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi TBMM’ye aitti.Dolayısıyla bu tutanakların kabul veya reddinde siyasal düşünce önemli rol oynuyordu.1961 ve 1982 anayasalarında ise seçimlerin yönetim ve denetimi tarafsız yargı organlarına bırakılmıştır böylece seçimlerin dürüstlüğü güvence altına alınmıştır.
Çok Partili Siyasal Hayat:
Seçim serbestliğinin gerçek bir anlam taşıması seçmenlerin çeşitli alternatifler arasından serbest bir seçim yapabilmelerine bağlıdır.Çağdaş demokratik devlette bu alternatifler ,siyasal partiler tarafından oluşturulur.Modern demokrasi partiler demokrasisidir.Seçmen partiler tarafından kendisine sunulan alternatif siyasal programlar arasından bir seçme yapma imkanını bulur ve oy verdiği parti iktidara geldiği takdirde söz konusu programın uygulanacağına güvenebilir.Partisiz bir toplumda ise buna imkan yoktur.Böyle bir toplumda seçme hürriyetinin varolabileceği bir an için farz edilse bile seçmen seçtiği temsilcilerin çeşitli kamusal politika sorunları karşısında nasıl bir tutum takınacağını önceden bilemez.
Anayasa bu gerçeği madde 68/2’de belirtmiştir.82 anayasası ilk başta parti üyesi olabilme yaşını 21 de tutarken 95’te yapılan değişikliklerle bunu 18’e indirgemiştir.
Partilerin serbestçe faaliyette bulunmaları kural iken bu istisnasız olarak kabul edilmemiş ve çeşitli sınırlamalar getirilmiştir.
a)Siyasal Partilerin Amaçlarına İlişkin Yasaklar:Bu yasaklar anayasanın değiştirilmiş 68.maddesinde belirtilmiştir.Aynı şekilde 61 anayasasının 57.maddesinde de yasaklar söz konusu idi.Görülüyor ki 61 ve 82 anayasaları siyasal parti faaliyetleri konusunda Alman Anayasasından mülhem olarak siyasal alanı anayasa ile sınırlandırmış, başka bir deyimle “militan anayasa” ya da “mücadeleci anayasa” anlayışını benimsemiştir.Bu anlayışın özü amacı hürriyetçi demokrasiyi ortadan kaldırmak olan akımlara meşru siyasi faaliyet alanını kapatmaktır.
1982 anayasasının değişik 68 maddesindeki yasaklar daha detaylı incelenirse siyasal parti faaliyetleri açısından şu sınırlamaları getirdiği anlaşılır:
aa)Devletin ülkesi ve milleti ile bütünlüğü:Devletin ülkesi ile bölünmezliği devletin dış bağımsızlığının ve ülke bütünlüğünün korunması unsurlarını içerir.Mesela Türkiye Cumhuriyetinin dışa karşı bağımsızlığının ortadan kaldırılmasını veya ülkemizin bir bölümünün T.C.’den ayrılmasını savunan bir parti temelli kapatılır.Diğer bir deyimle bu hüküm her türlü ayrılıkçı akımın bir parti halinde örgütlenmesini yasaklamaktadır.
Devletin milleti ile bölünmezliği ilkesi de azınlık yaratılmasının önlenmesi bölgecilik ve ırkçılık yasağı ve eşitlik ilkesinin korunması hususlarını kapsamaktadır.
bb)Cumhuriyet İlkesi:Bu ilke monarşik partileri yasaklamaktadır.
cc)Demokratik Devlet Düzeni:AY.madde 68’de yer alan insan hakları millet egemenliği ve demokratik devlet ilkeleri insan haklarına dayanan hürriyetçi çok partili demokrasiyi reddeden ve diktacı partileri yasaklamaktadır.
dd)Laiklik:Siyasi partiler devletin sosyal ekonomik siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa din kurallarına dayandırma amacını güdemezler.Siyasal çıkar ya da nüfus sağlamak amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamazlar.
ee)Sınıf veya Zümre diktatörlüğünün yasaklanması:Siyasi partiler sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamazlar.Sınıf egemenliği ülke içindeki tek üstün gücün tek bir sınıfın elinde toplanmasını ve bütün diğer sınıfların egemenliğin kullanılmasından dışlanması demektir.
b) Siyasal Partilerin örgütlenme ve çalışmalarına ilişkin yasaklar:
aa)Hakimler ve savcılar Sayıştay dahil yüksek yargı organları mensupları kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri Silahlı Kuvvetler mensupları ile yüksek öğretim öncesi öğrencileri siyasi partilere üye olamazlar.
bb)Siyasi partilerin faaliyetleri parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkelerine uygun olur.Bu ilkelerin uygulanması kanunla düzenlenir.
cc)Siyasi partiler ticari faaliyetlere girişemezler.
dd)Siyasi partilerin gelir ve giderleri amaçlarına uygun olması gerekir bu kuralın uygulanması kanunla düzenlenir.Denetim Anayasa Mahkemesi’nce yapılır.Bu görev yerine getirilirken Sayıştay’dan yardım sağlar.Denetim sonunda verilen karar kesindir.
ee)Temelli kapatılan parti bir başka ad altında kurulamaz.
ff)Bir siyasi partinin temelli kapatılmasına beyan veya faaliyetleriyle sebep olan kurucuları dahil üyeleri AY.Mahk. temelli kapatmaya ilişkin kesin kararının R.G.’de gerekçeli olarak yayınlanmasından başlayarak 5 yıl süre ile başka bir partinin kurucusu,üyesi,yöneticisi veya denetleyicisi olamazlar.
gg)Yabancı devletlerden uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli kapatılır.
1995’te yapılan anayasa değişiklikleri ile siyasi partilerin örgütlenme ve çalışmalarına ilişkin yasaklar oldukça hafifletilmiştir.Kaldırılan yasaklar:
-Siyasi partilerin yurtdışında teşkilatlanıp faaliyette bulunmaları
-Kadın,gençlik kolu ve benzeri yan kuruluşlar meydana getirmeleri
-Vakıf kurmaları
-Kendi siyasetlerini yürütmek ve güçlendirmek için dernek,sendika vakıf kooperatif ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile siyasi işbirliği ve ilişki içinde bulunmaları ve bunlardan maddi yardım almaları dır.
hh) Kapatılmış siyasi partilerin isimleri amblemleri rumuzları rozetleri ve benzeri işaretleri ile daha önce kurulmuş Türk Devletlerine ait topluma mal olmuş bayrak amblem ve flamalar siyasi partilerce kullanılamaz.Ayrıca siyasi partiler daha önce kapatılan siyasi partilerin devamı olduklarını da beyan edemez ve böyle bir iddiada bulunamazlar.Komünist anarşist faşist teokratik nasyonal sosyalist din dil ırk mezhep ve bölge adlarıyla veya aynı anlama gelen adlarla siyasi parti kurulamaz veya parti adında bu kelimeler kullanılamaz.
ii)Siyasi partiler Anayasanın başlangıç kısmında yazılı sebeplerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin milletin çağrısıyla gerçekleştirdiği 12 Eylül 1980 harekatına ve Milli Güvenlik konseyinin karar ve icraatına karşı bir tutum beyan ve davranışta bulunamazlar.
Bu yasak hükümlerinden bazıları siyasi partilerin serbestçe faaliyette bulunmalarına ciddi engeller çıkarabilecek niteliktedir.Yasaların çokluğu anayasa koyucuda siyasi partilere karşı açık bir güvensizliği yansıtmaktadır.Bu güvensizliği siyasi partileri demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru sayan Anayasa İlkesi ile bağdaşmamaktadır.
c)Siyasal Partilerin Kapatılması:
Anayasaya göre siyasi partilerin kapatılması Cumhuriyet Başsavcısının açacağı dava üzerine Anayasa Mahkemesince kesin olarak karara bağlanır.Bununla siyasi partilerin kapatılması herhangi bir mahkemeye değil Anayasanın üstünlüğünün koruyucusu ve teminatı olan bir yüksek yargı organına verilmiştir.Cumhuriyet Başsavcılığı siyasal parti kapatılması davasını ya re’sen veya Bakanlar Kurulu kararı üzerine Adalet Bakanının istemiyle yahut bir başka siyasal partinin istemi üzerine açar.Cumhuriyet Başsavcılığı yeterli delil bulunamadığı kanısına varırsa dava açmaz.Bunun üzerine Adalet Bakanının veya siyasal partinin yazılı itiraz hakkı vardır.İtiraz haklı görülmezse dava açılmaz;haklı görülürse Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasa Mahkemesine dava açmakla yükümlüdür.Anayasa 68.maddenin 4.fıkrasındaki yasakların,doğrudan doğruya parti tüzüğü veya programı gibi parti tüzel kişiliğini bağlayıcı bir belgeyle ihlal etmesiyle,diğer yollardan (Mesela bireysel üyelerin faaliyetleri yoluyla) ihlal edilmesi durumları arasında bir ayrım yapmıştır.İkinci durumda partinin kapatılabilmesine karar verilebilmesi için bu eylemlerin bireysel eylemlerden ibaret kalmaması ve partinin bu nitelikteki eylemlerin işlendiği bir “odak haline geldiğinin” tespit edilmesi gerekir.Bireysel parti üyelerinin parti yasaklarına aykırı fiil ve konuşmalarından dolayı parti kapatma yolunun harekete geçirebilmesi için ilkin kişilerin bu eylemlerden dolayı hüküm giymeleri,daha sonra Cumhuriyet Başsavcılığının ilgili kişilerin partiden kesin olarak çıkarılmalarını istemesi ve siyasal partinin en geç otuz gün içinde bu istemi yerine getirmemesi gerekiyordu.T.C.K.’nun 141,142.163.maddelerinin 91 yılında yürürlükten kaldırılması nedeniyle parti üyelerinin 103.maddenin 1.fıkrasındaki yasaklara aykırı eylemleri suç olmaktan çıkarılmıştır.Böylece söz konusu partinin eylemlerin işlendiği bir mihrak haline gelmesinin saptanmasında önemli rol oynayan 103.mad 2.fıkrası geçerliliğini kaybetmiştir.
Siyasi partiler kanununda yapılan deşiklikle 103.madde Anaysa Mahkemesinin kararı ışığında yeniden düzenlenmiştir.Buna göre bir siyasi partinin anayasanın 68./4 fıkrası hükümlerine aykırı eylemlerin odak halini oluşturup oluşturmadığı Anayasa Mahkemesince belirlenir.
d) Siyasal Partilere Devlet Yardımı:
Siyasal partiler sivil toplumla devlet arasında köprü oluşturan bu nitelikleri itibariyle de bazı açılardan özel hukuk tüzel kişilerine bazı açılardan da kamu hukuku tüzel kişilerine benzeyen kendilerine özgür kuruluşlardır.Siyasal partilere devlet yardımı 1961 anayasasının ilk metninde yer almamakla birlikte 1971’de yapılan anayasa değişiklikleri ile Anayasanın 56.maddesinin son fıkrasına eklenmiştir.1982 anayasası siyasal partilere devlet yardımından bahsetmemiştir.1984’de bu hüküm getirildi daha sonra 1987 ve 1988 yıllarında değişiklikler yapıldı.Bu son iki değişiklik partiler arasında eşitsizlik yarattığı gerekçesi ile iptal davası konusu olmuş ancak Anayasa Mahkemesi bu istemi yerinde bulmamıştır.İptal istemine konu olan kanuni düzenlemelerin devlet yardımını tüm partilere eşit olarak dağıtmayıp ,sadece bir kısım partileri (milletvekili seçimlerinde %19 barajını aşmış partilerle bu barajı aşmamış olmakla birlikte milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların %7’sinden fazlasını almış bulunan partiler) yararlandırmasını Anayasadaki eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasını da Anayasa mahkemesi yerinde bulmamıştır.
Anayasada 1995’de gerçekleştirilen değişiklikle siyasi partilere devlet yardımı konusunda şu hüküm kabul edilmiştir.”Siyasal partilere devlet yeteri düzeyde ve hakça yardım yapar:Partilere yapılacak yardımın alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir.”
VI)İnsan Haklarına Saygılı Devlet
1-!982 Anayasasının temel haklar konusundaki yaklaşımı:
1961 anayasasının “insan haklarına dayalı” deyiminin yerine 1982 anayasası “insan haklarına saygılı” deyimini kullanmıştır.Bu iki deyim arasında bir anlatım farkı ötesinde temel bir anlam ve yaklaşım farkı olduğunu savunmak güçtür.
1982 anayasasının 12.maddesi 1961 anayasasının 10.maddesindeki formülü benimseyerek “herkes kişiliğine bağlı dokunulmaz devredilemez temel hak ve hürriyetler sahiptir demektedir.Ancak aynı maddenin 2.fıkrası temel hak ve hürriyetlerin kişinin topluma ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirtmektedir.Öte yandan 1982 anayasası 1961 anayasasına paralel olarak hem devlete karşı ileri sürülebilecek ve korunacak temel hak ve hürriyetler anlayışına hem modern sosyal devletin “hürleştirme “ anlayışına yer vermiştir.1982 anayasasının 5.maddesi 61 anayasasının 10.maddesinin 2.fıkrasındaki hükme tekabül etmektedir.1982 anayasasının 1961 anayasasına oranla bireyin temel hak ve hürriyetlerine devlet otoritesi karşısında daha güçsüz bir konum verdiği kuşkusuz olmakla birlikte ilk bakışta paradoksal olarak 1982 anayasasının temel hak ve hürriyetlerle ilgili maddelerinin yazımında Türkiye’nin taraf olduğu milletler arası insan hakları sözleşmeleri ve özellikle Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi ile uyum ve paralellik sağlanmasına daha büyük çaba gösterilmiş olduğu göze çarpmaktadır.
2-Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması:
1982 Anayasasının temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması konusunda kabul ettiği temel kural (mad.13) bazı noktalardan 1961 anayasasının benimsediği sisteme (mad.11) benzemekte bazı noktalardan ise ondan ayrılmaktadır.Benzer unsurlar sınırlamanın “Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olması” ve “kanunla” yapılmasıdır.1961 anayasası genel olarak her temel hak ve hürriyetin hangi sebeplerle sınırlanabileceğini o hürriyetle ilgili maddede belirtilmiş fakat bunun yanında 11.maddenin 2.fıkrasında “kanun; kamu yararı, genel ahlak, kamu düzeni ,sosyal adalet ve milli güvenlik gibi sebeplerle de olsa bir hakkın ve hürriyetin özüne dokunamaz”hükmüne yer vermiştir.Konunun pratik önemi daha çok düşünce hürriyeti gibi Anayasanın ilgili maddelerinde hiçbir özel sınırlama sebebinden söz edilmemiş bulunan hürriyetlerden kaynaklanmıştır.Gerçekten 11.maddenin 2.fıkrası genel bir sınırlama hükmü ise anılan hürriyetler bu fıkradaki sebeplerle sınırlanabilecek aksi halde hiçbir şekilde sınırlanamayacaktır.
1982 anayasasının 13.maddesindeki düzenleme bu tartışmaya kesin olarak son verme amacını güder görünmektedir.Görülüyor ki maddenin son fıkrası genel sınırlama sebeplerinin temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerli olduğunu ifade eder.Danışma meclisinin Anayasa tasarısında temel hak ve hürriyetler kısmına ilişkin genel gerekçesine göre “temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin sebeplerin bir grubu genel nitelikte yani tüm hak ve hürriyetler için geçerli diğer bir grubu ise özel nitelikte yani o hak ve hürriyete ait hükümde yer almaktadır.Eğer böyle bir hüküm yoksa sınırlama genel sebeplere göre yapılır.
Böylece 1982 anayasası 1961 anayasasının hürriyetlerin sınırlandırılması konusunda kabul ettiği “kademeli sistem” den uzaklaşmıştır.Bunun sonucu olarak her temel hak ve hürriyet kendisine özgü niteliğine ve özelliklerine bakılmaksızın 13.maddede gösterilen sebeplerden biri veya birkaçı ile sınırlandırılabilecektir.Bir temel hak ve hürriyetin doğrudan doğruya anayasa tarafından öngörülen sınırları ayrı bir konudur.Bunlar hakkın tanımında yer alır ve onun anayasal sınırlarını oluşturur.Diğer bir deyimle anayasa hakkı sadece o sınırlar içinde tanımıştır.Mesela toplantı ve gösteri yürüyüş hakkı sadece onun “silahsız ve saldırısız” olması halinde mevcuttur.
1961 ve 1982 anayasalarının hürriyetlerin sınırlanması konusunda en önemli farkı aslında kanunla sınırlama sebeplerinin arttırılmış veya görülebileceği gibi hakkın özü kriterinin yerine “demokratik toplum düzeninin gerekleri” kriterine geçilmiş olmasından çok doğrudan doğruya Anayasadan kaynaklanan bu tür sınırlamaların 1961 anayasası ile kıyaslanamayacak kadar çok olmasıdır.Nihayet belirtmek gerekir ki her hak ve hürriyetin Anayasada belirtilmemiş olsa dahi o hürriyetin niteliğinden doğan başka bir deyimle “eşyanın tabiatında mevcut” olan “objektif sınırları vardır.
3-Sınırlamanın Sınırları:
Anayasamız temel hak ve hürriyetlerin ancak Anayasada belirtilen şartlarla sınırlanabileceğini öngörmüş böylece sınırlamanın da bazı sınırlarını kabul etmiştir.
a)Sınırlama ancak “kanunla” yapılabilir.Bu idarenin düzenleyici işlemleri ile hürriyetlerin hiçbir şekilde sınırlandırılamayacağı anlamına da gelmez.
b)Sınırlama anayasasının “sözüne ve ruhuna uygun olarak yapılır.Bu şart özellikle Anayasanın temel hak ve hürriyetler için “ek güvenceler” belirtmiş olması durumunda önem kazanmaktadır.Gerçekten anayasa birçok hallerde sadece bir hak ve hürriyeti tanımakla yetinmemiş;aynı zamanda kanun koyucunun ,o hak veya hürriyeti düzenlerken yapamayacağı hususları da belirtmiştir.Bunlar kanun koyucuya yönelik yasaklama hükümleridir.Anayasadaki ek güvencelere aykırı bir kanuni düzenleme elbette mümkün değildir.Ayrıca sınırlamanın anayasanın sadece sözüne değil ruhuna yani anayasanın bütününe ve ondan çıkan temel anlama da aykırı olmaması gerekir.
c)Kanuni sınırlama ancak Anayasanın 13.maddesinde gösterilmiş bulunan genel sınırlama sebeplerine ve ilgili maddede o hürriyet için öngörülmüş olan özel sınırlama sebeplerine dayandırılabilir.Anayasanın herhangi bir sınırlama sebebinden söz etmeksizin sadece “kanunla sınırlanabilir” veya “kanunla düzenlenebilir” deyimlerini kullandığı durumlarda,kanun koyucu sınırlamayı ancak genel sebeplere dayandırarak yapabilir.Sınırlamanın sebebe bağlı olması ,bu gene veya özel sınırlamaların öngörüldükleri amaç dışında kullanılmamalarını da gerektirir.Mesela kamu düzenini korumak amacıyla getirilmiş olan bir sınırlama genel sağlığın korunması amacıyla kullanılamaz.
d)Ölçülülük İlkesi:Bu ilke sınırlamada başvurulan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını bu aracın sınırlama amacı açısından gerekli olmasını ve araçla amacın ölçüsüz bir oran içinde bulunmamasını ifade eder.Ne 1961 anayasasının 11.maddesinde ne de 1982 anayasasının 13.maddesinde bu ilkeye rastlanmaktadır.Bununla birlikte 1982 anayasasının temel hak ve hürriyetlerinin kullanılmasının durdurulmasını düzenleyen 15.maddesinde böyle bir kriter bu yoruma varılabilir.Olağanüstü durumlarda bile temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının tamamen veya kısmen durdurulmasına ancak “durumun gerektirdiği ölçüde” izin verildiğine göre bunun normal zamanlarda evleviyetle geçerli olması gerekir.AY.Mahkemesi de 1961 anayasası döneminde aldığı bazı kararlarda adını tam olarak koymasa da ölçülülük kriterine dayanmıştır.1982 Anayasası döneminde AY.mahkemesi ölçülülük kriterini daha sık kullanmıştır.
e)Hakkın özü ve demokratik toplum düzeninin gerekleri:Temel hak ve hürriyetlerin özünün ne olduğunu diğer bir deyimle onun içeriği bütün hürriyetler için genel olarak tanımlamak mümkün değildir.Ancak genel düzeyde şunu söylemek mümkündür ki bir hak veya hürriyetin özü,onun vazgeçilmez unsuru,dokunulduğu takdirde söz konusu hürriyeti anlamsız kılacak asli çekirdeğidir.1982 anayasası hakkın özü kavramına yer vermeyerek onun yerine “demokratik toplum düzeninin gerekleri” kriterini kabul etmişti.Getirilen bu kıstas 1961 anayasasının kabul ettiği öze dokunmama kıstasından daha belirgin,uygulanması daha kolay olan bir kıstastır.Esasen uluslararası sözleşmeler ve bildiriler de bu kıstası kabul etmiştir.
4-Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılmaması:
Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmaması ile ilgili bir hüküm 1961 anayasasının ilk metninde mevcut değildi.Bu anayasada 1971 yılında yapılan değişikliklerle 11.maddeye 3.ve 4.fıkralar eklenmiştir.1982 anayasası ise temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmamasını ayrı bir hükümle düzenlemiştir.Aslında 1971 anayasa değişikliği ve 1982 anayasası ile bu konuda açık bir hüküm getirilmesi;temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmadıkları takdirde mutlak ve sınırsız olacakları gibi bir yanılgıdan kaynaklanmaktadır. Oysa belirtildiği gibi hak ve hürriyetlerin kendi niteliklerinden tabiatlarından doğan “objektif sınırları vardır.Mesela anayasa toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin silahsız ve saldırısız olmasını belirtmiş olmasa dahi hiç kimse bu hakkın silahlı ve saldırılı yürüyüşleri yapmayı kapsadığını ileri süremezdi.
5-Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması:
1961 anayasasının temel hak ve ödevlere ilişkin ikinci kısmında temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması ile ilgili bir hüküm yoktu.Buna karşılık 124.maddede sıkıyönetim ve savaş hallerinde hükümlerin nasıl uygulanacağı belirtilmişti.Bu dönemde AY mahkemesi sıkıyönetim halini Anayasanın 11.maddesinde ve temel haklara ilişkin özel maddelerinde gösterilen hürriyeti sınırlama sebeplerinin dışında ve ötesinde onlardan bağımsız bir sınırlama sebebi olarak görmüştür.1982 anayasası temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulmasının konusunu Temel haklar ve ödevler başlıklı ikinci kısmında 15.maddede düzenlemiştir.Ancak bu düzenlemenin 1961 anayasasının değişik 124.maddesinin yorumundan çıkan duruma oranla hürriyetlerin korunması açısından 3 üstünlüğü vardır.Biri ölçülülük ilkesinin açıkça benimsenmiş olmasıdır.Buna göre savaş seferberlik sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması ancak “durumun gerektirdiği ölçüde” durdurulabilir.İkincisi bu tedbirlerin “milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlal etmemesi şartıdır.Bu yükümlülüklerden kasıt Türkiye’nin taraf olduğu çeşitli insan hakları sözleşmeleridir.Üçüncüsü 15.maddenin 2.fıkrası savaş seferberlik ve sıkıyönetim durumları ile olağanüstü hallerde dahi hiçbir şekilde durdurulamayacak ve ihlal edilemeyecek bazı temel hak ve hürriyetlerden oluşan bir çekirdek alan yaratmaktadır. Bu 3 güvence AY.mahkemesine 15 maddede anılan olağanüstü durumlarda da hayli etkin bir anayasaya uygunluk denetimi yapma imkanını tanımaktadır.Ne yazık ki olağanüstü hallerde sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan KHK’lerin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine dava açılamaması (mad.148) bu güvencelerin pratik değerini azaltmaktadır.
VII)Hukuk Devleti:
1-Kavram:Anayasamızın 2.maddesinde Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan Hukuk Devleti ilkesi en kısa tanımıyla vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları Devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi anlatır.Hukuk dilinde “hukuk devleti” deyimi devletin hukuk kurallarıyla bağlı sayılmadığı “polis devleti” kavramının karşıtı olarak kullanılmaktadır.Bu ilke her şeyden önce devletin işlemlerinin hukuk kurallarına bağlılığını ifade eder.Hukuk kurallarına bağlılığı sağlayacak mekanizma ise devletin eylem ve işlemlerinin yargı denetimi altında bulunmasıdır.Hukuk devleti denince ilk olarak yürütmenin hukuka bağlılığı ve yürütme işlemlerinin yargı denetimi altında bulunması akla gelmektedir.
2-Yürütme İşlemlerinin Yargısal Denetimi:Yürütme organının yargısal denetimi konusunda iki sistem vardır.Bunlardan birincisi söz konusu denetimi yerel yargı organlarına bırakan ve özellikle Anglo-Sakson ülkelerinde uygulanan “adli idare” veya “yargı birliği” sistemidir.Bu sistemde bir tek yargı organı vardır ve devletle fert arasındaki uyuşmazlıklar tıpkı fertler arasındaki uyuşmazlıklar gibi bu yargı organınca yani genel mahkemelerce çözülür.İkinci sistem ise yürütmenin eylem ve işlemlerinde doğan uyuşmazlıkların çözümünü genel mahkemelere değil özel birtakım yargı kuruluşlarına yani idare mahkemelerine bırakır. “İdari yargı” adı verilen bu sistem Fransa’da doğmuş ve oradan diğer Kara Avrupası ülkelerine yayılmıştır.Türkiye’de de 100 yılı aşkın bir süredir kullanılan sistem budur.Anayasa mad.155’e göre Türkiye’de idari yargı sisteminin en üst mercii Danıştay’dır. 155.maddeden ‘de anlaşılabileceği gibi Danıştay’ın idari yargı görevinin yanında merkezi idarenin danışma organı olma fonksiyonu da vardır.Danıştay idari davaların bir kısmında ilk ve son inceleme mercii;bir kısmında ise son inceleme (temyiz ) merciidir.Hukuk devleti ilkesi gerek adli idare gerek idari yargı sistemleriyle bağdaşabilir.Hukuk devleti bakımından önemli olan nokta yürütmenin eylem ve işlemlerinin bağımsız yargı organlarınca denetlenip denetlenememesidir.Bu denetim sağlandıktan sonra denetimi yapan mahkemenin genel mahkeme ya da idari mahkemesi oluşu hukuk devleti açısından önem taşımaz..Buna karşılık yine denetim sistemi ne olursa olsun eğer yürütmenin bir kısım eylem ve işlemleri çeşitli yollarla yargı denetimi dışında bırakılabiliyorsa hukuk devleti ilkesinin zedelenmiş olduğu kanısına varılabilir.24 Anayasası döneminde Danıştay bir kısım yürütme işlemlerini siyasal nitelikli görerek bunlardan doğan uyuşmazlıklara bakmayı reddediyordu.Hükümet tasarrufu adı verilen ve idari yargı organının bir oto-limitasyonuna dayanan bu işlem kategorisinin yanı sıra özellikle 1950-60 yılları arasında çıkarılan bazı kanunlar bir kısım idari işlemler hakkında yargı yoluna başvurulmasını yasaklamış,yani yargı denetimi imkanını kanunla ortadan kaldırmıştır.61 Anayasasının 114.maddesi idarenin hiçbir eylem ve işlemi hiçbir halde yargı mercilerinin denetimi dışında bırakılamaz hükmünü getirmek suretiyle hukuk devletini sarsan bu tip uygulamalara son vermiş oldu.Bu hüküm bir yandan yasama diğer yandan da yürütme organlarına direktif verir nitelikte idi.Yasama organına hitap eden yönüyle idari yargı yolunu kapatacak kanunların çıkarılmasını yasaklıyor;idari yargıya h,tap eden yönü ile de bu mahkemelerin bir kısım idari işlemlerden doğan uyuşmazlıkları kendi görev alanları dışında görerek bunlara bakmaktan kaçınmasını yasaklıyordu.Bu bağlamda 1961 Anayasasının 114.maddesi hukuk devleti bakımından çok önemli bir aşama sağlamıştır.
Bu hüküm 1982 anayasasının 125mad.1.fıkrasında aynen korunmuştur.Ne var ki 1982 anayasasının kendisi (mad.125/2) bu kurala iki istisna getirmiştir.Buna göre cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şura ‘nın kararları yargı denetimi dışındadır.Cumhurbaşkanı’nın devlet başkanı sıfatıyla yapacağı işlemler idari işlem olmayacağı için bunların yargı denetimi dışında bırakılmasının hukuk devleti ilkesi açısından bir çelişkisi söz konusu değildir buna karşılık hukuki nitelikleri itibariyle tam anlamıyla idari işlemler olan yüksek askeri şura kararlarının yargı denetimi dışında bırakılmasını hukuk devleti açısından haklı bulmak mümkün değildir.1982 Anayasasının 125.maddesi 1961 Anayasasının değişik 114.maddesin

 ÜNİTE I
DEVLET, DEMOKRASİ, ANAYASA,
VATANDAŞLIK HAKLARI VE SORUMLULUKLARI
A – KAVRAMLAR
Devlet : Bir vatan üzerinde yaşayan insan topluluğunun beraber ve bir düzen içerisinde yaşamak amacıyla kurduğu örgütlenmeye devlet denir.
Devleti Meydana Getiren Unsurlar: Vatan, millet ve egemen kuvvettir.
Demokrasi : Halkın kendisini yönetecek kişileri kendi iradesiyle seçtiği yönetim biçimidir.
Demokrasinin Temel İlkeleri: Milli egemenlik, hürriyet ve eşitlik, siyasi partilerdir.
Anayasa : Devletin yönetim şeklini kişilerin haklarını ve ödevlerini, devlet organlarını ve bu organlar arasındaki ilişkileri belirten en genel hukuk kurallarıdır.
Anayasalarımız : 1921 Anayasası, 1924 Anayasası, 1961 Anayasası, 1981 Anayasası.
Vatandaş : Aynı topraklar üzerinde yaşayan ve aynı devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan kişilerdir.
Kamu : Bir ülkede yaşayan insanların tümüdür.
Kamuoyu : Her hangi bir konu üzerinde halkın benimsediği genel düşünce ve ortak kanaattir.
Sivil Toplum Örgütleri: Devletin müdahalesi dışında kalmış ve bireylerin kendi kendilerini yönlendirebildikleri demokratik bir yapıdır. Sendika, vakıf, dernek gibi.
B - TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN YÖNETİM YAPISI
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetim yapısı üçe ayrılır:
1. MERKEZİ YÖNETİM: Merkezî yönetimin başında Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu vardır. Bakanlar Kurulu, başbakan ve bakanlardan meydana gelir.
a. Cumhurbaşkanı : Devletin başıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni ve milleti temsil eder. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için kırk yaşını doldurmuş olmak, yüksek öğrenim yapmış olmak, TBMM üyesi ya da milletvekili seçilebilme yeterliliğine sahip olmak gibi şartlar gereklidir. Cumhurbaşkanı, meclis tarafından üye tam sayısının üçte iki çoğunluğunun oylarıyla seçilir.
Görevleri: Yurt içinde ve dışında devleti temsil etmek, yasaları yayınlatmak, yüksek dereceli memurları atamak, uluslararası antlaşmaları onaylamak, yasaları tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye geri göndermek.
b. Başbakan ve Bakanlar Kurulu: Başbakan,TBMM üyeleri arasından Cumhurbaşkanınca atanır. Bakanlar Kurulu üyeleri, başbakan tarafından seçilir ve cumhurbaşkanınca atanır. Meclis dışından da bakan seçilebilir.
Başbakan, bakanlıklar arasında iş birliğini sağlar. Hükümetin genel programının uygulanmasından o sorumludur.
Devletin önemli işleri, Bakanlar Kurulunda görüşülerek karara bağlanır.
c. Merkezdeki Yardımcı Kuruluşlar:
Milli Güvenlik Kurulu: Milli Güvenlik Kurulu, hükümete yardımcı olan bir kuruluştur. Kararların uygulanmasından hükümet sorumludur. Asker ve sivillerden oluşur.
Devlet Planlama Teşkilatı: Ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma konularının planlanmasında hükümete yardımcı olan, danışmanlık yapan, plan ve program hazırlayan başbakanlığa bağlı bir kuruluştur.
Danıştay : En yüksek idârî mahkeme, danışma ve inceleme organıdır. Bağımsız bir kuruluştur.
Sayıştay : Devletin gelir ve giderlerini, TBMM adına denetleyen, yargı yetkisi de bulunan kuruluştur.
2. İL YÖNETİMİ: İl yönetimi ;merkezi yönetime bağlı illerle bu illere bağlı ilçeler,ilçelere bağlı bucak ve köylerden oluşur. Ayrıca ,nüfusu köyden fazla ,ilçeden az belediye yönetimi bulunan ve “Belde” adını alan yönetim birimleri bulunur.
-Her ilin başında hükümetin atadığı bir vali vardır.
-Her ilçenin başında hükümetin atadığı bir kaymakam vardır.
-Bucakların başında ise hükümetin atadığı bir bucak müdürü vardır.
-Köylerin başında köylülerin seçtiği ve kaymakama bağlı olan muhtar görev yapar.
* İLDE VALİYE BAĞLI OLAN BİRİMLER ŞUNLARDIR:
-Özel Kalem Müdürlüğü
-İl Milli Eğitim Müdürlüğü
-İl Emniyet Müdürlüğü
-İl Jandarma Komutanlığı
-İl Sağlık Müdürlüğü
-İl Nüfus Müdürlüğü
-İl Kültür Müdürlüğü
-İl Tarım Müdürlüğü
-İl Turizm Müdürlüğü
-İl Bayındırlık Müdürlüğü
-İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü
-İl Defterdarlığı
-İl Veteriner Müdürlüğü
İlde mahkemeler ,savcılıklar ve askerlik şubeleri de bulunur fakat, bunlar valiliğe bağlı değildir. İllerde il yönetim kurulu, ilçelerde ilçe yönetim kurulu vardır. Bucaklarda bucak meclisi vardır.
3. YEREL YÖNETİMLER:
Üç tür yerel yönetim vardır.
a-İl Özel Yönetimi
b-Belediye Yönetimi
c-Köy Yönetimi
a-İL ÖZEL YÖNETİMİNİN BAŞLICA ORGANLARI
1. Vali 2. İl Genel Meclisi 3. İl Daimi Encümeni
b-BELEDİYE YÖNETİMİNİN BAŞLICA ORGANLARI
1. Belediye başkanı :5 yılda bir halk tarafından seçilirler.
2. Belediye meclisi :Belediyenin genel karar organıdır. Üyeleri o yörenin halkı tarafından seçilir. Üye sayısı yörenin büyüklüğüne göre çoğalır. Belediye meclisine, belediye başkanı başkanlık eder.
3. Belediye encümeni : Belediyenin ikinci karar organıdır. Yazı işleri, hesap işleri, sağlık işleri,fen işleri,veteriner,teftiş kurulu müdürleri gibi yöneticiler belediye başkanının başkanlığında toplanır.
Önemli kararları belediye meclisi alır. Bu kararlar doğrultusunda işleri belediye encümeni yürütür. Belediyelerin bütçeleri, vali ya da kaymakam tarafından onaylanarak yürürlüğe girer.
BELEDİYELERİN GÖREVLERİ ŞUNLARDIR:
o Gıda maddelerinin sağlık koşullarına uygun olarak üretilip üretilmediğini denetler.
o Ekonomik alanda denetleme ve fiyat tespiti yapar.
o İş ruhsatları ve bina yapım belgeleri verir.
o Su işleriyle ve ısınmayla ilgilenir.
c. KÖY YÖNETİMİ
Köy kanununa göre , köyler oluşturulur. Köy kurma yetkisi iç işleri bakanlığına verilmiştir. Köyler 442 sayılı Köy kanunu ile yönetilir. Köy tüzel kişiliğinin organları; muhtar, köy ihtiyar heyeti ve köy derneğidir. Muhtar köyde hem yerel yönetimin hem de özel yönetimin başıdır. Köy ilköğretim okulu müdürü ve köy imamı köy ihtiyar heyetinin doğal üyeleridir. Diğer üyeler 5 yılda bir seçilen üyelerdir bunlara aza da denir. Köy yönetiminin geliri köylünün gelir durumuna göre alınan salma adındaki vergidir. Köy halkı bazı işleri ortaklaşa çalışarak yaparlar buna imece denir.
C – VATANDAŞLIK HAKLARI
Vatandaşlık Hakları : Kişilerin toplumla ilişkilerinden doğan haklara denir. Üç gruptur.
1. SOSYAL HAKLAR: Toplum yaşamında herkese insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi, sağlamayı amaçlayan haklardır. Sosyal haklardan başlıcaları; ailenin korunması, eğitim ve öğrenim hakkı, sağlık, çevre ve konut hakkı, gençliğin korunması ve sporun desteklenmesi, tarih, kültür ve tabiat varlıklarının korunması gibi haklardır .
Bir Ülkede Sosyal Haklar Eşitlikle Korunmadığında Şu Sorunlar Ortaya Çıkar:
1. Toplumda ekonomik açıdan güçsüz olanlar, güçlüler karşısında korunamaz ve adalet sağlanamaz.
2. İnsanın yaşam mücadelesi zorlaşır, insan onuruna uygun bir ortamda yaşam gerçekleşemez.
3. Yoksulluk ortadan kalkmaz, artar. Fakirler hiç bir haktan yararlanamaz.
4. Toplumda huzur ve güven kalmaz. Bunalımlar artar.
5. İnsan imkanlarını geliştiremez. Bilim sanat ve teknolojik alanlarda etkinlikler gerçekleştiremez.
Türk Kadınının Toplumdaki Yeri
Türk kadını bugünkü durumuna ,Atatürk ilke ve inkılâplarıyla gelmiştir. Bugün kadınlarımız erkeklerle eşit eğitim olanaklarından yararlanmakta ve hemen her iş kolunda çalışmaktadır. Bu şekilde kadınların erkeklerle eşit olarak toplumdaki yerlerini almaları bir uygarlık aşamasıdır. Ve Atatürk inkılâplarının en başarılı sonuçlarından biridir.
2. EKONOMİK HAKLAR: Devlet güçsüzleri, güçlüler karşısında korumak gerçek eşitliği ve toplumsal dengeyi sağlamak amacıyla vatandaşlara ekonomik haklar tanımıştır. Çalışma hakkı, tüketici hakları gibi haklar başlıca ekonomik haklardır.
* Bir Ülkede Ekonomik Haklar Eşitlikle Korunamadığında Şu Sorunlar Ortaya Çıkar:
1. İnsanın doğuştan sahip olduğu temel haklar korunamaz.
2. Çalışanlar emeğinin karşılığını alamaz.
3. Çalışanların sağlıklı bir ortamda çalışmalar mümkün olmaz.
4. İnsanların hak ve özgürlükleri korunamaz.
* Türk Kadınının Çalışma Hayatındaki Yeri:
Ülkemizde kadınlar sosyal yaşama öncelikle öğretmen olarak katılmıştır. Günümüzde kadınlarımız her alanda son derece başarılı hizmetlerde bulunmakta ve erkeklerle el ele toplumun kalkınması için çalışmaktadırlar.
3. SİYASAL HAKLAR: Vatandaşların ülke yönetimine katılmasını sağlayan haklara siyasal haklar denir. Seçme ve seçilme hakkı, vatandaş olma hakkı, kamu hizmetine girme hakkı, dilekçe hakkı başlıca siyasal haklardır.
* Bir ülkede siyasal haklar eşitlikle korunduğunda şu faydalar sağlanır:
1. İnsanların her türlü zorlamadan, devletin ve diğer insanların baskısından uzak kalmaları ve yaşamlarını kendi istedikleri gibi düzenlemeleri kolaylaşır.
2. Kişiye, başkalarının ve devletin karışamayacağı güvenli bir ortam yaratılabilir. İnsanlar bu ortamda hukukun izin verdiği ölçüde başkalarına zarar vermeden haklarını özgürce kullanabilirler.
3. Demokrasinin işlerlik kazanması ve sürekli korunması sağlanabilir.
Ç – VATANDAŞ OLMA SORUMLULUKLARI
Vatandaş Olma Bilinci : Bir vatandaşın haklarının ve görevlerinin farkında olmasıdır. Demokratik yönetimin varlığı ve sürekliliği; vatandaş olma bilincine sahip ve bu bilinç çerçevesinde uygun davranışlar sergileyen insanların çoklukta olmasıyla sağlanabilir.
* Vatandaş Olma Bilincinin Gerektirdikleri:
1. Demokrasi, eşitlik ve özgürlük gibi değerleri benimsemek ve demokrasinin gereğine inanmış olmak.
2. Vatandaş olarak haklarının ve sorumluluklarının bilincinde olmak.
3. Yasalara titizlikle uymak.
4. Diğer insanlara karşı saygılı ve hoşgörülü davranmak, şiddetten yana değil, barıştan yana olmak.
5. Her türlü ayrımcılığa karşı olmak.
* Vatandaş Olma Sorumluluğunu Taşıma Yolları:
1. Seçme ve seçilme hakkı
2. Vergi vermek
3. Askerlik yapmak
4. Kanun ve kurallara saygılı olmak
* Bir ülkede vatandaşlar görev ve sorumluluklarını yerine getirmezlerse şu sorunlar ortaya çıkar:
1. Yönetim dürüst, bilgili, çağdaş ve ülke çıkarları için çalışacak kişilerin elinde olmaz. Yöneticiler halkı temsil edemez.
2. Devlet, ülke giderlerini karşılayacak geliri elde edemez. Dolayısıyla vatandaşa karşı görevini yerine getiremez. İçte düzeni, dışta bağımsızlığı koruyamaz.
3. Ülke bütünlüğü, bağımsızlığı ve varlığı tehlikeye girer.
4. Demokratik yönetimin yerini baskıcı yönetim alır. İnsan hakları korunamaz. Bazı kii ve gruplara ayrıcalık tanınır.
* Millet: Aynı topraklar üzerinde yaşayan aralarında dil, duygu, ülkü, tarih, kültür ve çıkar birliği olan insan topluluğudur.
* Vatan: Bir milletin üzerinde yaşadığı toprak parçasıdır.
D – DAYANIŞMA
Dayanışma : İnsanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirine karşılıklı olarak bağlı duruma gelmesine dayanışma denir. Dayanışma, toplumda kişiler arasında sevgi, saygı ve işbirliğini geliştirir. Çünkü, dayanışma ahlâkî bir gerekliliktir.
Kurtuluş Savaşında verdiğimiz milli mücadele ve elde ettiğimiz zafer, milli birlik ve beraberliğin bir eseridir.
Birlik ve beraberliğin olmadığı bir toplumda kargaşa ve terör vardır.
* Dayanışmada Sevgi, Saygı ve Hoşgörünün Önemi:
Dayanışma, sevgi, saygı ve hoşgörü varsa gerçekleşebilir. Birbirini sevmeyen, hoşgörü sahibi olmayan, birbirinin haklarına saygı göstermeyen insanlar dayanışma içinde olamazlar.
II. ÜNİTE
İNSAN HAKLARININ KORUNMASI
A. İNSAN HAKLARINI KORUMANIN ÖNEMİ:
İnsan hakları, insanın sahip olduğu haklardır. İnsanın bazı özellikleri ve taşıdığı imkanlar onu diğer canlılardan ayırır. İnsan haklarının temelinde, hiçbir canlıda bulunmayan özellikleri nedeniyle ,insanın değerinin korunması gerekliliği yatar. İnsan hakları korunmazsa,insanın değeri yok sayılmış olur ve birçok sorun ortaya çıkar.
1. İnsan Haklarının Korunmaması Sonucu Ortaya Çıkan Sorunlar:
İnsan haklarının tanınması ve korunması uzun mücadeleler sonucunda mümkün olabilmiştir.
Eğer insan hakları korunmazsa şu olumsuz durumlar ortaya çıkar.
a)Toplumda huzur ve güven kalmaz.
b)Kimse başkalarının haklarına saygı göstermez.
c)İnsanların devlete olan güvenleri zayıflar.
d)Güçlü olanlar güçsüzleri ezerek, daha güçlü duruma gelirler.
e)Toplumdaki insanlar arasında eşitlik söz konusu olmaz.
f)Demokrasi, yerini baskıcı yönetime bırakır.
g)Toplum başka bir devletin egemenliğine girebilir.
* İnsan hakları korunduğu zaman bütün bu olumsuzluklar ortadan kalkar. İnsan haklarını korumak ve yaşatmak hepimizin en başta gelen görevidir.
2. İnsan Haklarını Korumanın Sonuçları:
İnsan haklarının korunması ,her zaman olumlu sonuçlara yol açar. Bu sonuçlar şöyle belirlenebilir.
a)Toplum huzur ve güven içinde olur. Adalet sağlanır.
b)Bireyler yeteneklerini geliştirebilir.
c)Demokratik siyasi yaşam gelişir.
d)İnsanların gelecek kaygısı azalır.
e)İnsanlar vatandaş olma bilincine sahip olurlar.
f)Herkes yasalara uyar.
g)Vatandaşlar birlik ve bütünlük içinde yaşarlar.
h)İnsanlar diğer ülkelerdeki insanların haklarının korunması içinde çaba gösterir , sonuçta yurtta ve dünyada barış sağlanır.
I)Sivil Toplum Örgütleri rahat çalışacakları için seslerini duyurarak kamuoyu oluşturur.
i)İnsanlar arasında dil,ırk,cinsiyet,siyasi düşünce ve mezhep ayrımı yapılmaz.
B-İNSAN HAKLARININ KORUNMASI
İnsan hakları ulusal ve uluslar arası düzeyde olmak üzere iki şekilde korunabilir.
1. İNSAN HAKLARININ ULUSAL DÜZEYDE KORUNMASI
İnsan hakları, anayasa ve yasalarla,insan haklarını korumakla yükümlü devlet organlarıyla,sivil toplum kuruluşları aracılığıyla ve insan hakları danışma kurullarıyla korunur.
a) İnsan Haklarını Korumakla Yükümlü Devlet Organları
1-Anayasa mahkemesi 2-Danıştay 3-Sivil Toplum Örgütleri 4-Yargı Organları
b) İnsan Haklarının Korunmasında Sivil Toplum Kuruluşları ve İşlevleri
İnsan haklarının korunması, devlet ve vatandaş olarak hepimizin görevidir. Tek tek vatandaş olarak yapabileceklerimiz sınırlıdır. Vatandaşların bir araya gelerek oluşturdukları örgütler,insan haklarının korunmasında daha etkili olurlar. Bu örgütler sivil toplum kuruluşlarıdır.
Ülkemizde İnsan Haklarıyla İlgili Olan Sivil Toplum Örgütleri Şunlardır.
1. İnsan Hakları Vakfı 2. Ankara Kadın Dayanışma Vakfı 3. Sokak Çocukları Derneği
4. Çevre Koruma Vakfı 5. Türkiye Erozyonla Mücadele ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) 6. Tüketici Haklarını Koruma Derneği ve Sendikalar
c) İnsan Hakları Danışma Kurulları ve İşlevi
Her ülkede İnsan Hakları Danışma Kurulları oluşturulmuştur. Danışma kurulları; hukukçulardan,düşünürlerden,sivil toplum kuruluşlarıyla,kamu kuruluşlarından gelen temsilcilerden ve uzmanlardan oluşur.
Bu kurulların amacı insan haklarıyla ilgili sorunların incelenip yetkili birimlere bildirilmesi ve önerilerde bulunulmasını sağlamak içindir.
İnsan Hakları Ulusal Düzeyde Korunmazsa Şu Durumlar Ortaya Çıkabilir:
1. Devlet, bireyin haklarını korumaz.
2. Hükümetin uygulamaları,yargı denetimine açık olmaz.
3. Devlet memurları vatandaşın işlerini, aksatır.
4. İnsan haklarını çiğneyenler cezalandırılmaz.
5. Sivil Toplum Örgütleri kamuoyu oluşturamaz.
6. Devletin gerçekleştirmesi gereken özgürlük,eşitlik ve güvenlik gerçekleşemez. Hukuk devleti ortadan kalkar.
2. İNSAN HAKLARININ ULUSLAR ARASI DÜZEYDE KORUNMASI
Birleşmiş Milletlerin kuruluşunu izleyen dönemde bireyler,uluslar arası planda artık belli bir devletin vatandaşı olarak değil,tek tek insanlar olarak da korunmaya başlandı. Bu fikrin dünya çapında ilk önemli açıklaması, A. B. D başkanı Franklin ROOSVELT tarafından yapılmıştır. ROOSVELT 1941 yılında dört temel özgürlüğün bütün dünyada gerçekleşmesi gerektiğini söylemiştir. Bunlar;
a-Söz ve anlatım özgürlüğü
b-Vicdan özgürlüğü
c-Yoksulluktan kurtulma özgürlüğü
d-Korkudan kurtulma özgürlüğü
a) Uluslar Arası Kuruluşlar:
İnsan haklarının uluslar arası düzeyde örgütlü olarak korunabilmesi için Birleşmiş Milletler Örgütü 24 Ekim 1945’te kurulmuştur.
Birleşmiş Milletler Örgütüne bağlı olan komisyon ve komitelerin başlıcaları şunlardır:
1. Irk Ayrımcılığının Kaldırılması Komitesi
2. Apartheid’a Karşı Grup
3. İnsan Hakları Komitesi
4. Ekonomik-Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi
5. Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi
6. İşkenceye Karşı Komite
7. Çocuk Hakları Komitesi
AVRUPA KONSEYİNE BAĞLI OLAN KOMİSYON VE KURULUŞLAR
a-İnsan Hakları Komisyonu b-İnsan Hakları Komisyonu c-Bakanlar Komitesi
b) Uluslar Arası Belgeler:
İnsan haklarının uluslar arası belgelerle de korunması gerekmiştir. Bu konudaki başlıca belgeler şunlardır:
1. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi
2. Kişisel ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslar Arası Sözleşme
3. Ekonomik,Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslar Arası Sözleşme
4. İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme
5. Avrupa Sosyal Şartı
6. İşkence ve İnsani Olmayan Yada Küçültücü Ceza ve Muamelelerin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi
7. Her Türlü Irk Ayrımcılığının Önlenmesine Dair Uluslar Arası Sözleşme
8. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Hakkında Uluslar Arası Sözleşme
9. Çocuk Hakları Sözleşmesi
10. Paris Antlaşması
11. Güney Afrika’daki Sistemli Irk Ayrımcılığı Suçunun Cezalandırılması ve Kaldırılması Uluslar Arası Sözleşmesi
12. Helsinki Sonuç Belgesi
c) Uluslar Arası Gönüllü Kuruluşlar:
1. Uluslar Arası Kızılhaç Komitesi
2. // // Hukukçular Komisyonu
3. İnsan Hakları İçin Uluslar Arası Birlik
4. Uluslar Arası Pen Kulübü
5. // // Af Örgütü
ç) İnsan Haklarınının Korunmasında İnsan Hakları Eğitiminin Önemi:
Halkı insan haklarına saygılı yetiştirmenin ön koşulu , onlara eğitim yoluyla insan haklarını tanıtmak ve bu haklardan nasıl yararlanacaklarını öğretmektir. Bunun için de okul yanında kitle iletişim araçlarından yararlanmak gerekir. Televizyon ,radyo ve yazılı basın insan hakları eğitiminde devlete ve topluma destek olmalıdır.
İnsan Hakları Eğitiminin Amaçları Nelerdir?
1. Haberdar etme 2. Bilgilendirme 3. Davranış geliştirme 4. Duyarlı Vatandaş Yetiştirme
d) İnsan Haklarıyla İlgili Özel Günler:
1. Birleşmiş Milletler Günü ( 24 Ekim)
2. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin Kabul Edilişinin Yıl Dönümü (10 Aralık)
3. Çocuk Hakları Günü ( 20 Kasım)
4. Dünya Çocuk Günü ( Ekim ayının ilk pazartesi günü)
5. Dünya Kadınlar Günü ( 8 Mart)
6. Sakatlar Haftası ( 10-16 Mayıs)
7. Çevre Koruma Haftası ( Haziran ayının ikinci Pazar günü)
8. Avrupa Konseyi Günü (5 Mayıs)
9. Dünya Barış Günü ( 1 Eylül)