14 Ocak 2013 Pazartesi

Türkiyedeki Kaplıcalar ve Maden Suları

Türkiye’ deki Kaplıcalar ve Maden Suları
·       Kaplıcalar Hakkında Genel Bilgi:
    Ilıca olarak da bilinir, maden sularından yararlanma amacıyla kaynarcaların çevresinde kurulan tesislere verilen genel addır.
Araştırmalar sonucunda çeşitli hastalıkların tedavisine yardımcı oldu-
ğu anlaşılan mineral iyonlarıyla yüklü maden sularının oluşumuna ilişkin değişik görüşler vardır. Bu görüşlerden biri, çatlaklardan sızan yerüstü sularının, yolu üzerindeki minarelleri eriterek derinlerdeki ısınmış katmanlara ulaştığı ve buradaki sıcaklığın etkisiyle buharlaşıp yoğunlaşarak yeryüzüne geri döndüğü biçimindedir. Magmaya yakın katmanlarda bazı minarelleri eritmiş durumda bulunan suların buharlaşıp yoğunlaşarak tektonik olaylarla yeryüzüne çıktığı görüşü ise başka bir yaklaşımdır. Maden suları fiziksel özellikleri bakımından çok sıcak, sıcak ve soğuk sular olarak sınıflandırılır. Kimyasal özellikleri bakımından ise bikarbonatlı, sülfatlı, tuzlu, kükürtlü, karbon dioksitli,demirli, arsenikli, iyotlu, karışık ve radyoaktif madensuları vardır.
  
 Maden suyunun yeryüzüne çıktığı kaynağa kaynarca denir. Bir kaynarca suyunun fiziksel ve kimyasal özelliği bir başkasına, hatta çok yakındaki bir kaynaktan çıkan maden suyunun özelliğine benze-
mez. Bu nedenle tıbbi tedaviye yardım amacıyla kullanımında özenli olmak gerekir. Öte yandan kaplıca sularının hastalıkların iyileştirilme-
sine katkıda bulunma ölçüsü hakkında ayrıntılı ve kesin bilimsel açık-
lama yoktur.
  Kaplıca sözcüğü, ılıcanın üstüne bir hamam yapılması sonucunda or-
taya çıkan tesisin “kaplı ılıca” biçiminde tanımlanmasından türemiştir.
Kaplıcalar, özellikleri nedeniyle şifalı sular olarak da bilinen maden sularının yeryüzüne çıktığı kaynarcalar ile bunların çevresinde kurulan
hamam, havuz, klinik, otel gibi tedavi ve konaklama tesislerinden olu-
şur. Tesisler, kaplıca suyundan banyo ve içme kürleriyle yararlanılma-
sına göre farklılıklar gösterir. Üç haftayı bulan banyo kürleriyle hekim
denetiminde fizik tedavi yapılan hidroterapi aygıtlarıyla donatılmış
kaplıcalarda daha geniş tesisler kurulur.
  Kaplıcalar sağlık açısından olduğu kadar turizm açısından da önem taşır. İnsanlığın eski çağlardan beri sağlık amacıyla şifalı sulardan ya-
rarlandıkları bilinmektedir. Anadolu’ nun çeşitli yörelerindeki kaplıcaların Yunan ve Roma dönemlerinden beri işletildiğini gösteren
yapı kalıntılarına rastlanır. 
·       Türkiye Kaplıcaları:
Türkiye’ de özellikle kaplıca turizmi bakımından önem taşıyan
başlıca kaplıcalar Yalova, Çekirge, Oylat, Pamukkale, Bolu, Kızılca-
hamam, Gönen ve Haymana kaplıcalarıdır.

1.   Pamukkale

Ege Bölgesi’ nde sıcak maden suyu kaynaklarıdır. Denizli ilinin

Merkez ilçesine bağlı Pamukkale köyünün kuzeydoğusuna düşer.Yak-
laşık 400 m yükseklikteki Pamukkale travertenleri yakınında bulunan antik Hierapolis kenti kalıntılarının çevresinde yer alır.
    Doğu-batı doğrultusunda uzanan bir kırık (fay) boyunca breşler ara-sından çıkan kaplıca suyu bikarbonatlı acı maden sularındandır. Sülfat
kalsiyum, sodyum, magnezyum ve karbon de dioksit içeren bu şifalı suların sıcaklığı 33-35.5 derece arasında değişir. Eskiden Hierapolis
kentinin içinde bulunduğu anlaşılan kaynarcalardan çıkan maden sula-
rının sıcaklığının 19. yy başlarında 80 derece olduğuna ilişkin tarihsel
kayıtlar vardır. Daha sonra oluşan bazı tektonik olaylar sonucunda kaynarcaların yer değiştirdiği sanılmaktadır. Toplam debileri yaklaşık



330 lt/sn’ dir.

      Pamukkale maden sularından sindirim sistemi, solunum, dolaşım
ve romatizma hastalıklarının tedavisinde yaralanılır.




2- Kızılcahamam Kaplıcaları
Kızılcahamam turizm yönünden Ankara'nın en hareketli ilçelerinden biridir.Hititlere, Friglere, Lidyalılara, Rumlara ait tarihi kalıntılar, mağaralar   ve tarihi eserlerden de anlaşılacağı üzere Kızılcahamam değişik medeniyetlere sahne olmuştur.
   İlçenin genel özelliklerini Kaplıcaları ve Milli Parkı belirlemektedir. İçinde bulunan şifalı kaplıcalarıyla Kaplıcalar Diyarı adını haketmiştir. Doğal güzellikleri,ormanları çamur banyoları, tarihi eserleri maden ve memba suları ile meşhurdur. Kaplıcalar ile maden suları dünya çapında üne sahiptir.
    Tatil yapmak,dinlenmek,tedavi olmak amacıyla yurt içi ve dışından özellikle Ankara’dan gelen konuklar için yakın olması nedeniyle tercih sebebidir. Kızılcahamam'da konaklama tesislerinin yatak kapasitesi yaklaşık 2500 civarındadır.
    Festivalleri, kültürel ve sanatsal programları gezinti yerleri,ormanları piknik alanları, insanının cana yakınlığı,termal tesisleri ve ulaşım kolaylığı ile önemli bir turizm merkezidir.
    İlçe ekonomisine büyük katkısı olan kaplıcaların Romatizmal, Dermatolojik, Ortopedik, Nörolojik ve Alerjik bazı hastalıkları tedavi ettiği bilinmektedir.
Genel Turizm Açısından:
- Meşhur soğuksu milli parkı,
- Her derde deva termal ve memba suları
- Kurtboğazı Barajı, Eğrekkaya ve Çamlıdere Barajları,
  Aydos Yaylası,
-40 kilometre yakınında Karagöl
-Tarihi yapılar,hamamlar,
-Eski çağlara ait mağaralar
-Kız Kalesi, Gelin Kayası,
-Avcılık, olta balıkçılığı,binicilik
-Kamp ve piknik alanları
-Tertemiz hava, nefis bir tabiat


ÜYÜK KAPLICA :
Büyük Kaplıca
İlçe merkezindedir, modern bir görünümde olup, içmeden ziyade banyo kürleri için kullanılır. Derinden gelen, volkanik sulardandır. Kaplıca bölümü, Türk hamamı bölümü ve kadın ve erkeklere ait havuzlardan oluşur. Sodyum bikarbonatlı, hafif klorürlü bir sudur. Kızılcahamam Belediyesi'nin yönetiminde işletilmektedir. Romatizma,egzama, kırık çıkık tedavi sonucu çıkan ağrılarda, kadın hastalıkları, dolaşım yolları, çocuk hastalıklarına iyi gelir. Suyunun sıcaklığı 50 derecedir.
rKüçük Kaplıca
Büyük Kaplıca kaynağının üst tepelerindedir. Suyun geldiği yerdeki kaya oyularak kubbeli bir hamam halini almıştır. Kaya aralığından çıktığı yerdeki sıcaklığı 51 derecedir. Kurnalı hamamdaki sıcaklığı ise 43 dereceye düşer. Tedavi yönünden Büyük Kaplıca'nın şifa değerini taşır.
,Sey Hamamı Kaplıcası
KIZILCAHAMAM' a 14 km uzakta Güvem bucağı' na 3 km uzakta bir dere kenarında kaynar. Sıcaklık 43 derecedir. Meşe ve çam ağaçlarının süslediği bir yerdedir. Su, bir değirmen döndürecek kadar bol akar. Erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı hamamları ve havuzları vardır. Sular, havuzların dibinden kaynar. Havuzlara, soğuk su katılmadan girilebilir. Kalsiyum bikarbonatlı olan su içilir. Hazmı kolaylaştırır. Romatizma, nevralji, nevrit, kadın hastalıklarında faydalıdır. Geç tutan kırıklar ve mafsal tutukluklarında iyi sonuç alınır.
Maden Suları:
Çamlık Maden Suları.
Mide,karaciğer ,safrayolları, dolaşım sistemi bozokluklarına , bronşiti olan hastalara kalp yorgunluğu ve yetersizliğine ve iç organları hastalıklarına iyi gelmekte ve hazmı kolaylaştırmaktadır.
·       Kuruluşu 1957
·       Nitrit mg/lt yok- 100ml'de kaliform bakteri sayısı 0 olup madensuları yönetmeliğine uygundur.
·       Tüm işlemler eldeğmeden yapılmaktadır.
As-Koop Maden Suları
·       Mide,karaciğer ,safrayolları, dolaşım sistemi bozukluklarına , bronşiti olan hastalara kalp yorgunluğu ve yetersizliğine ve iç organları hastalıklarına iyi gelmekte ve hazmı kolaylaştırmaktadır.
·       Kuruluş 1976
  • Tüm işlemler el değmeden yapılmaktadır.

Altın Memba Suları

  • Soğuksu Milli Parkı içerisinde ormanın içinde bulunan su kaynağından beslenmektedir. Bu suya ''ALTINSU'' adını 17/7/1934 tarihinde ilçeye gelen ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK vermiştir.
  • Kuruluş 1950 'li yıllar
  • Üretim otomatik makinelerde el değmeden yapılmaktadır
  • Berrak, renksiz PH=6,5 tortu yoktur.

3- Gönen Kaplıcaları




       Marmara Bölgesi’ nde, Balıkesir’ in Gönen ilçesinde yer alan sıcak su kaynaklarıdır. Gönen kent merkezinin kuzey kesiminde bulunan kaplıcalara gelen sıcak sular, yöreden geçen kırık (fay) hattını örten ve geniş bir alan yayılan alüvyon katmanlarının gözeneklerine yerleşmiş durumdadır. Buradaki sıcak su kaynakları Eski kaynak, Çemberli kaynak ve Büyük Kanal adıyla da anılan Mermerli Kuyu’ dur.
  Kaynaklar, kaplıca tesislerinin ortasındaki geniş bir parktadır. Eski kaynak suyu 52 derece, Çemberli kaynak suyu 75 derece, Mermerli
Kuyu’ nun suyu da 77 derecedir. Sodyum, sülfat, bikarbonat ve klorür bakımından zengin olan bu kaynak suları, magmatik ve hipotonik su-
lar grubundadır.
  Gönen kentine 10 km kadar uzaklıkta Ekşidere Dağ Ilıcası ve Ekşidere Gençlik Suyu kaynakları vardır. Öteki sulardan daha soğuk olan bu kaynaklardan çıkan suların radyoaktivitesi yüksektir. Dağ Ilıcası’ nın suyu 44 derece, Gençlik Suyu ise 18 derecedir.






 
 Gönen Maden sularının banyo olarak romatizma, bağırsak, kan ve kadın hastalıklarında, içme kürleriyle kullanıldığında da sindirim sistemi hastalıklarında olumlu etkisi olduğu bilinir. Gelişmiş ulaşım olanakları ve modern tesisleri olan Gönen Kaplıcaları, kaplıca turizmi
bakımından Türkiye çapında önem taşır ve ilgi görür.





4- Haymana Kaplıcaları
   İç Anadolu Bölgesi’ nde maden suyu kaynağıdır. Ankara’ nın
güneydoğusunda, Haymana kasabasındaki tepelik bir alanda yer alır.
Bikarbonatlı ve karbondioksitli sulardandır. Kalker yapılı bir tepecik-
ten kaynaklanır. Yöredeki çöküntü alanında yüzeyden görülmeyen kırıklardan sızan suların geçirimsiz kayaçlar arasından kaynak noktasına doğru çıktığı sanılır.






KAPLICAYA GİDEN HASTALARIN İSTATİSTİKİ DÖKÜMÜ
Hastalıklar
Adet
İstifa eden
İstifa Edemeyen
Menfi
Romatizma
4.556
4.326
230
Yok
Lumbago
136
98
38
0
Siyatik
813
735
79
0
Kadın hastalıkları
326
221
105
0
Varis
21
3
2
16
Filebit
4
3
1

Hypertantion
378
268
110

Polinevrit
4
2
2
0
Litilbast
1
1
0
0
Çocuk felci
4
1
3
Az istifade
Osteomiyalit
2
2
0
0
Astım Bronşit
14
14
0
0
Guatr
4
0
4
0
Kilye rahatsızlığı
6
2
4
0
Hemoroit
3
1
0
0
Safra-Karaciğer
20
9
11
Yok
Ankilos
1
1
0
0
Ekzama ve Cilt
58
49
9
0

  Sıcaklığı 44 derece olan Haymana kaplıcası’ nın suyu oldukça boldur. İçildiğinde sindirim sistemine yaptığı olumlu etki nedeniyle sofra suyu olarak şişelenmesi önerilmiştir. Banyo için kullanıldığın- da dolaşım ve solunum sistemlerini olumlu yönde etkilediğine inanılır.
Roma ve Selçuklu dönemlerinde de işletilen Haymana Kaplıcası’ nda
bir fizik tedavi kuruluşu vardır.

Kaplıca Suyunun Terkibi ve Özellikleri
Sıcaklığı
Kaynakta 44,havuzda 42-43,küvetlerde 41 derecedir.
Radyoaktivitesi
0,155*10-9 gr/lt
Tuz miktarı
1,2211796 gr/lt
Yoğunluğu
15 derecede 1,00017 gr/cm küp


5-Bolu Büyük Kaplıca
    Karasu Ilıcaları olarak da bilinir, Bolu kentinin 5 km kadar
güneyinde kaplıcadır. Bolu Ovasının güney kesiminden geçen Kuzey Anadolu fay çizgisinin uzantıları üzerindedir.
    Kaynak kesiminde birbirinden bölmelerle ayrılmış, ısısı farklı üç havuzdan oluşan Büyük Kaplıca’ da su sıcaklığı 42-46 derece arasında
değişir. Bu su kalsiyum bikarbonat ve kalsiyum sülfat bakımından ol-
dukça zengindir. Kalsiyum dışında içinde sodyum, magnezyum, po-
tasyum , klor, fosfor ve amonyum iyonları da vardır. Bileşiminde az miktarda da olsa radyoaktif özellikte maddeler bulunduğu ve romatiz-
mal hastalıklara iyi geldiği için aranılan  bir kaplıcadır. Suyunun içimi
sert olmakla birlikte çeşitli mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
6-Çekirge Kaplıcaları

    Marmara Bölgesi’ nde, Bursa kent merkezin kuzeybatısında bir dizi kaplıcadır. Nilüfer Çayı ile Uludağ etekleri arasında

yer alır. Batıdan kuzeydoğuya doğru uzanan kırık hattından aldığı sıcak su kaynaklarının en önemlisi, Yukarı Çekirge’ den çıkan Vakıfbahçe kaynağıdır. Sıcaklığı 47 derece olan yüksek debili bu su yöredeki otellere verilir. Diğer kaynaklar; Bademlibahçe, Karamustafa, Kaynarca, Yenikaplıca, Kükürtlü’ dür. Bu kaynakların suları daha sıcaktır.
     İstanbul’ a yakınlık, ulaşım ve konaklama kolaylıkları gibi etkenler yörede canlı bir kaplıca turizminin gelişmesini sağlamıştır. Bizans döneminde Pythia olarak bilinen kaplıcalar, bugünkü adını Çekirge Sultan’ dan söz edilen bir halk öyküsünden almıştır.
7-Oylat Kaplıcası
    Marmara Bölgesi’ nin Güney Marmara Bölümü’ nde sıcak maden suyu kaynağıdır. İnegöl ilçesinin Tahatköprü bucağına bağlı Saadet köyü yakınındaki Oylat yöresindedir. İnegöl çöküntü ovasının güne-
yindeki dağlık alanda yer alır.
    Sıcaklığı 40 dereceyi, debisi 40 lt/sn’ yi bulur. Kaplıca çevresinde
kaynarcaya gelen maden sularının sızmasıyla yeryüzüne çıkmış bazı,
kaçak kaynaklar da vardır. Yörede göz hastalıklarına iyi geldiğine ina-
nılan Göz Suyu bunlardan biridir. İnegöl kentinden 19 km’ lik düzgün bir yolla ulaşılan Oylat Kaplıcası’ nda konaklama ve hizmet tesisleri vardır.
 

1. Birinci Dünya Savaşı proje Performans Ödevi


         Birinci Dünya Savaşı Sonunda Osmanlı Devletinin Durumu ve Mondros Ateşkes Antlaşması  (30 Ekim 1918)
         Savaş devam ederken İtilâf Devletleri aralarındaki gizli antlaşmalarla Os- manlı Devleti 'ni paylaşmışlardı. Mondros Ateşkes Antlaşması'da bunların deva- mı olduğundan şartları çok ağırdı. Antlaşmada alınan kararlar kısaca şöyleydi:
1)  İtilâf Devletlerinin boğazlardan serbestçe geçişi sağlanacak ve boğazların , tünellerin , demiryollarının ve haberleşme ağlarının askeri kontrolü İtilâf Devletlerine bırakılacak.
2)  İtilâf Devletlerinin fazla gördüğü Osmanlı askerleri terhis edilecek.
3)  İtilâf Devletleri Osmanlı Devleti 'nin liman ve tersanelerinden yararlanacak.
4)  Osmanlı Devleti 'nin savaş gemileri zincirlenecek.
5)  İtilâf Devletleri güvenliklerini tehlikede gördükleri yerleri işgal edebilecek.
6)  Erzurum , Elazığ , Bitlis , Van , Diyarbakır ve Sivas 'ta karışıklık çıkarsa bölge işgal edilecek.
         Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti fiilen sona ermişti. Boğazların işgaliyle  Anadolu ve Rumeli bağlantısı kopmuştu ; ayrıca 7. ve 24. Maddelere göre ülke-  nin tamamının işgali kabul edilmiş oluyordu.
         Antlaşmadan sonra İngilizler, Fransızlar ,İtalyanlar, Yunanlılar yurdun büyük bir bölümünü işgal ettiler.
              Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919) ve İzmir 'in İşgali
         Savaş sonunda İtilâf Devletleri yenilenlerin durumunu görüşmek üzere Paris'te toplandı. Konferansta Yunanistan sahte belgelerle Anadolu'ya sahip çıktı ve bu İngiltere 'nin işine gelince Yunanistan 'ın İzmir 'i işgaline karar verildi.
         Yunanlılar İzmir'e girmeden "Türkler Rumlar'ı katlediyor." Diyerek Mon- dros Ateşkes antlaşmasına göre haklı hale geldiler ve tüm dünyayı kandırdılar. Yunanlılar'ın İzmir'e girince taşkınlıklar yapması üzerine Kurtuluş Savaşı başladı
         Milli Mücadelede Cemiyetler
         Mondros Ateşkesi 'nden sonra yurtta bir çok cemiyet kuruldu. Bunlar ikiye ayrılır :
         1. Yararlı Cemiyetler :
      Ülkenin kötü durumu bölgesel cemiyetlerin kurulmasına neden oldu. Bu cemiyetler sadece kuruldukları bölgeyi ve çevresini koruyabiliyordu. Bunlara örnek verirsek :
         Edirne ve İstanbul 'da Trakya Paşaeli cemiyeti, İzmir 'de İzmir Müdafaa-i Hukuk cemiyeti, doğuda Doğu Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. Ayrıca halka yardım etmek amacıyla bir çok cemiyet kurulmuştur.
         2. Zararlı Cemiyetler :
a-) Azınlıkların kurduğu zararlı cemiyetler :
Mavri mira cemiyeti, Rumların Yunanistan 'a yardım için kurduğu bir cemiyettir. Pontus Rum cemiyeti de bu cemiyetin bir kolunu oluşturur. 
b-) Türklerin kurduğu zararlı cemiyetler :
         Padişahlığı geri isteyenlerin kurduğu Teâli İslâm Cemiyeti bu cemiyetlere örnektir. Ayrıca İngiliz sevenler Cemiyeti, İngiliz mandalığı isteyenlerin, padişa- hında yardımlarıyla kurduğu bir cemiyetti. Bu cemiyete, padişah ve Osmanlı Devleti hükümetinden pek çok kişi üyeydi.
         KURTULUŞ SAVAŞI
         Savaş 'tan önce, kurulan yararlı cemiyetler bir çatı altında toplandı. Buna Kuvayı Milliye hareketi denir. Bu birlikler Anadolu'nun işgali, Osmanlı orduları- nın terhis edilmesi ve İstanbul hükümetinin otoritesini kaybetmesi nedenleriyle kuruldu. Birlikler, düşmanın ilerleyişini yavaşlatmış, meclis toplanana kadar askerlik yapmış ve çıkan ayaklanmaları bastırmışlardır. Ancak halktan zorla para topladıkları ve düşmanı tamamen durduramadıkları için kaldırıldılar.
         Atatürk  ülkenin  ancak   Anadolu 'da   yapılacak  bir  örgütlenmeyle 
kurtulabileceğine kesin olarak karar verdikten sonra Samsun 'a gitmek için yola çıktı. 19 Mayıs 1919 'da Samsun 'a çıktı ve faaliyetlerine başladı. Buradan Amasya 'ya geçerek Amasya genelgesini yayınlayan Atatürk Osmanlı Devleti- 'ndeki görevinden de istifa etti.
         Amasya Genelgesi
         Genelge bağımsızlık hareketinin ilk adımı ve Milli mücadelenin başlangıcı olması nedeniyle çok önemlidir. İlk kez bu genelgede hakimiyet halka verilmiştir ve yurdun tümü bağımsızlık kapsamına alınmıştır. Atatürk Anadolu'da bu genel- geyi yayınlarken, Osmanlı padişahı ve hükümeti Atatürk'ü ve yandaşlarını vatan haini ilan etmişlerdi. Fakat halk asıl vatan haininin kim olduğunu biliyordu. Bu genelgede alınan kararların başlıcaları şunlardır :
1)   Vatanın bütünlüğü ve bağımsızlık tehlikededir.
2)   Osmanlı hükümeti iyi çalışmamakta ve milleti iyi temsil edememektedir.
3)   Milletin geleceğini yine milletin azim ve kararı belirleyecektir.
4)   Bağımsızlığın sağlanması için bir heyetin toplanması lazımdır. Bu heyet için illerden üç kişinin Sivas 'a yollanması gerekmektedir.
         Erzurum Kongresi ( 23 Temmuz - 6 Ağustos 1919 )
         Kongre halk arasında birliği koruyarak, azınlıkların çalışmalarını etkisizleş- tirmek için toplandı. Burada Amasya genelgesinde alınan kararlar tekrar gözden geçirilerek herkesin görüşü alındı. Bu arada İstanbul hükümeti hâlâ İngiltere'nin himayesine girmek istiyordu. Kongre toplanış yönünden bölgesel , kararları yönünden ise ulusal bir kongredir. Kapitülasyonlara ilk kez burada karşı çıkılmış ve yeni bir devlet kurma fikri ilk kez burada ortaya atılmıştır. Ayrıca kongrede alınan kararların uygulanabilmesi için bir temsil heyeti oluşturuldu.
         Sivas Kongresi ( 4 - 11 Eylül 1919 )
         Erzurum'dan sonra Sivas 'ta da bir kongre toplandı. Bu kongrede, Erzurum kongresinde alınan kararlar halka mal edildi ve başka bir ülkenin himayesine girmek kesin olarak reddedildi. Temsil heyetinin artık bütün milleti temsil edeceğine karar verildi. Osmanlı hükümeti bu kongrenin toplanmasına karşı çıktı fakat kongreyi dağıtacak gücünün olmaması nedeniyle bir şey yapamadı ve İngiltere'den yardım istedi. İngiltere bu kongreyi küçük bir ayaklanma olarak gördü ve önemsemeyip yardım etmedi.
         Bu sırada Osmanlı Devleti 'nde hükümet değişikliği oldu. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa hükümeti ve temsil heyeti arasında Amasya 'da bir görüşme oldu. Gö- rüşme sonucunda ilk kez bir İstanbul hükümeti milli mücadeleyi kabul etmiş oldu.
         Misak-ı  Milli
         Atatürk 'ün Misak-ı Millide yayınladığı kararlar şöyledir :
·     Çoğunluğu Türk olan topraklar vatanın bölünmez bir bütünüdür.
·     Boğazların güvenliği sağlanırsa , o bölge dünya ticaretine açılabilir.
·     Azınlıklara önceden tanınmış olan fazla haklar kaldırılmalıdır.
·     Kapitülasyonlar hiçbir şekilde kabul edilmez.
         Bu kararlar sonrasında İtilâf Devletleri 16 Mart 1921 'de İstanbul 'u işgal ettiler. Osmanlı Devleti ve hükümeti de olanları seyretti ve hatta İtilâf Devletleri 'ni destekledi. Halk çeşitli protestolarla, İtilâf Devletleri'nin subaylarının tutuklanmasıyla ve bunun gibi daha bir çok şekilde işgale tepki gösterdi.
         T.B.M.M. 'nin Açılması ( 23 Nisan 1920 )
         Mustafa Kemal 'in 16 Mart 1921 'de yayınladığı bildirge ile yeni seçimler yapıldı. Seçimler sonunda, Mustafa Kemal'in ilkeleri doğrultusunda , yeni meclis dolayısıyla yeni devlet kurulmuş oldu. Meclisin açılmasının ikinci gününde Mustafa Kemal bir önerge yayınladı. Buna göre :
1)   T.B.M.M. en üstün güçtür ve yasama , yürütme erklerine sahiptir.
2)   Hükümet kurmak mecburidir, meclis başkanı aynı zamanda hükümet başkanı olacaktır.
      Bu mecliste farklı düşüncelerin oluşu , meclisin en üstün güç oluşu ve sürekli oluşu meclis için büyük avantaj oluşturmuştur.
      T.B.M.M. 'ye Karşı Yapılan İsyanlar
      Anadolu 'nun işgalinin devlet otoritesini zayıflatması, halkın devletten daha güçlü olmasına neden oldu. İstanbul hükümeti , İngilizlerin ve Yunanlıların da baskısıyla bizzat isyanlar çıkardığı gibi çıkan isyanları da destekledi. Ayrıca Kuvayı Milliye birliklerinin halka kötü davranması, halkın ayaklanmasına neden oldu. Bunların sonucunda ülkenin her yerinde bir çok isyanlar çıktı.
      İsyanlar sonunda meclisin yıpranmasına rağmen devlet otoritesi korundu. İtilâf Devletleri ile Osmanlı hükümetinin meclisi yıkma çabaları sonuçsuz kaldı.
      Sevr Barış Antlaşması ( 10 Ağustos 1920 )
      Bu antlaşmanın asıl sebebi , İtilâf Devletleri 'nin kendi aralarında Osmanlı Devleti 'ni paylaşma konusunda çıkan anlaşmazlıktır. İtilâf Devletleri  Antlaşma-yı Osmanlı Devleti 'ne gönderdiklerinde hiç bir itiraz kabul etmeyeceklerdi, zaten Osmanlı padişahının veya hükümetin itiraz etmeye niyetleri yoktu. İşgalciler antlaşmayı bir an önce yapabilmek için Yunanistan'ı destekledi. Yunanlı askerler yurdun içlerine kadar rahatça girdi.
      Damat Ferit başkanlığındaki bir heyet bu antlaşmayı imzaladı. T.B.M.M. Sevr antlaşmasını  kabul etmediğini ve kabul edenleri vatan haini ilan ettiğini açıkladı. Çünkü bu antlaşma tamamen bağımsızlığı ve vatanın bütünlüğünü engelliyordu ve devleti bir sömürge devleti durumuna düşürüyordu.
      Düzenli Orduya Geçiş
      Mondros 'tan sonra Osmanlı orduları terhis edilmişti. Kurulan kuvvetler düşmanı ancak yavaşlatabiliyordu. Batı cephesine getirilen İsmet Paşa 1920 'de düzenli orduya geçişi başlattı. İsyanların da bastırılmasından sonra batıda tama- men düzenli orduya geçilmiş oldu. T.B.M.M. işgallerden kurtulmak için üç cephede savaşmıştır :
      1-) Doğu Cephesi : 
      Birinci Dünya Savaşı'nda Ermeniler'e vaat edilen doğudaki Ermeni devleti fikri Ermeni hareketlerini hızlandırdı. Ermenilerin Oltu'yu işgal etmeleriyle , Türk birlikleri savaş ilan etti. 3 Aralık 1920 'de Ermeniler zor durumda kaldı ve barış istedi. İmzalanan Gümrü Antlaşması sonunda Sarıkamış, Kars ve Gümrü geri alındı. Bu antlaşma T.B.M.M.'nin ilk askeri ve siyasi başarısı olduğundan çok önemlidir. Ayrıca bu antlaşmayla Sevr 'in geçersiz olduğu herkese gösterildi ve bölgedeki askerler batı cephesine gönderildi.
      2-) Güney Cephesi :
      İngilizler Mondros Antlaşmasına dayanarak Güney Doğu Anadolu 'yu önce işgal edip sonra Fransızlara bıraktılar. Fransızlar bu bölgedeki Ermenileri Türklere karşı kışkırttı. Fakat yerli halkın Fransızlara ve Ermenilere karşı kahramanca savaşı yabancı askerleri zorladı.12 Şubatta Maraş, 10 Nisanda Urfa ,20 Ekimde Adana, Fransızları  yurttan attı. Bu başarılar Fransızların tutumunun yumuşamasını ve işgal ettikleri yerleri terk etmelerini sağladı.
      Antalya ve çevresinde bulunan İtalyanlar ile ciddi bir mücadele olmadı. Fransa'nın yenildiğini gören İtalyanlar, korkup yurdu terk etti. Güney cephesin- deki birliklerinde batıya gönderilmesiyle Batı Cephesi güçlenmiştir.
      3-) Batı Cephesi :
      En uzun ve en kanlı savaşlar, bu cephededir. Cephedeki savaşlar :
      1. İNÖNÜ  SAVAŞI  ve  SONUÇLARI  ( 6-11 Ocak 1921 )
      Sevr 'den  önce Eskişehir'e kadar gelen Yunanistan, Anadolu demiryolları- nın bu önemli noktasını ele geçirmek ve güçlerini ispat etmek istiyordu. Fakat Türklerin gücü hem Yunanlıları püskürttü, hem de bölgedeki ayaklanmaları bastırdı. Savaş sonunda Yunanistan ilk kez geri çekildi, halkın Meclise güveni arttı ve İtilâf Devletleri  paniğe kapıldı.
      LONDRA KONFERANSI  ( 23 Şubat 1921 )
      Türkiye'nin başarıları İtilâf Devletleri'ni, Sevr Barışını gözden geçirmeye yöneltti. Amaçları antlaşmada çok az değişiklik yapıp dünya kamuoyunu kandırmaktı.T.B.M.M.  bu konferansa katılmazsa , İtilâf Devletleri meclisin savaş taraftarı olduğunu söyleyeceklerdi. T.B.M.M. bu konferansa  Misak-ı Milli 'yi kabul ettirmek için katılıyordu.
      Konferansta İstanbul Hükümeti'nin temsilcisi Tevfik Paşa'nın sözü, mille- tin asıl temsilcileri olarak ifade ettiği T.B.M.M. temsilcilerine vermesi İtilâf Devletleri 'nin plânlarını bozmuş oldu. Konferansın sonunda İtilâf Devletleri arasındaki anlaşmazlıklar belirginleşti ve İtilâf Devletleri  T.B.M.M. 'ni resmen tanıdılar.
      MOSKOVA ANTLAŞMASI  ( 16 Mart 1921 )
      Rusya'da çıkan ihtilâl ile değişen yönetim ve İtilâf Devletleri'nin izlediği politikalar Sovyet Rusya ve T.B.M.M. 'ni  birbirine yakınlaştırdı. Sovyet Rusya bu yakınlaşma ile kendine bir tampon bölge kurmak ve Boğazlar açısından kendini güvene almak istiyordu.T.B.M.M. ise Sovyetlerden savaş araçları ve asker gücü desteği istiyordu. T.B.M.M.'nin kazandığı başarılar Sovyet Rusya-'nın tereddütlerini ortadan kaldırdı ve antlaşma imzalandı. Antlaşmaya göre :
·     Taraflardan birinin imzalamadığı bir antlaşmayı diğeri de kabul etmeyecekti. Yani Sovyet Rusya, Sevr Barışını kabul etmediğini resmen açıkladı.
·     Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki eski antlaşmalar geçersiz sayılacaktı.
·     Sovyet Rusya Misak-ı Milli 'yi kabul edip Kapitülasyonları geçersiz sayacaktı.
      Bu antlaşmayla ilk kez bir batılı devlet, Misak-ı Milli 'yi kabul etmiş oluyordu. Bu antlaşmadan sonra ayrıca, Misak-ı Milli'yi ilk kabul etmiş olan Afganistan ile dostluk antlaşması yapıldı, İstiklal Marşı ve Teşkilat-ı Esasiye   ( ilk T.B.M.M. Anayasası )kabul edildi.
      2. İNÖNÜ SAVAŞI  ( 23 - 31 Mart 1921 )
      Yunanlılar Eskişehir'i alıp İtilâf Devletleri'nin desteğine layık olduğunu                                   ispatlamak istiyordu. Fakat başarılı olamadı ve geri çekilmek zorunda kaldı, geri çekilirken de büyük kayıplar verdi. Mustafa Kemal Eskişehir-Kütahya savaşlarından sonra Türk ordusunu Sakarya 'nın doğusuna çekti. Gelişmeler ülkede büyük üzüntüye neden oldu, bazıları devlet merkezinin Kayseri 'ye taşınmasını istedi fakat meclis bunu kabul etmedi. Mustafa Kemal 5 Ağustos 1921 'de üç aylık süre ile başkomutan seçildi.
      Tekâlif - i  Milliye Kararları
Bu kararlar orduyu her yönüyle güçlendirmek amacıyla kabul edilmiştir.Bunlar: 
·     Kararların yerine getirilebilmesi için her ilde bir komisyon kurulacak.
·     40 yaşına kadar olan erkekler askere alınacak.
·     Erkek giyim eşyalarının, yiyeceğin, akaryakıtın ve haberleşme araçlarının %40 'ına el konacak.
·     Özel araçlar devlet adına kullanılacak.
      Sakarya Meydan Savaşı ( 23 Ağustos - 13 Eylül 1921 )
      Kütahya-Eskişehir savaşlarının ardından Yunanistan İngiltere'ninde  deste- ğini alıp Türk ordusunu tamamen ortadan kaldırmak istiyordu. Yunanlılar 23 Eylül 'de Türk mevzilerine girdiler. Fakat Türk ordusu 13 Eylül 'de düşmanı Sakarya doğusuna attı. Savaş sonunda düşmanın taarruz gücü kırıldı.Fransa ile İtalya, Yunanistan'dan desteğini çekti ve Türkiye ile bir an önce barış yapmak istediğini belirtti, İngiltere ile yapılan antlaşma sonucu Malta'daki esirler serbest bırakıldı.
      Kars Antlaşması
      Rusya'nın arabuluculuğu ile 13 Ekim 1921'de Ermenistan, Gürcistan ve Azarbeycan ile bir dostluk antlaşması yapıldı. Bu antlaşmada bugünkü doğu sınırımız yaklaşık olarak çizilmiş oldu.
      Ankara Antlaşması
      Fransa 'nın topraklarımızı terk etmesinden sonra yapıldı. Antlaşmada Türkiye-Suriye sınırı çizilmiş oldu , Fransa Misak-ı Milliyi kabul etmiş oldu.
      Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi
      Mecliste , bir grup hemen saldırıya geçilmesini istiyordu , Mustafa Kemal ise ordunun savaşa hazır olmadığını düşünüyordu. İngilizler ise bu ordunun bir taarruz yapamayacağını söylüyordu. Mustafa Kemal, Haziran 1922'de saldı- rı kararı aldı ve 26 Ağustosta saldırı başladı. Buna dayanamayan düşman geri çekildi ve ağır bir darbe ile bozguna uğradı.
      Mudanya Ateşkes Antlaşması
      Türk ordularının Trakya'ya yönelmesi İtilâf Devletlerini endişe- lendirdi. Fakat dünyanın yeni bir savaş istememesi tarafları yeni bir antlaşma yapmaya sevketti. Mudanya'da yapılan görüşmelere İtalya, İngiltere, Fransa ve Türkiye katıldı. Antlaşmada Trakya'nın on beş gün içinde boşaltılması, kesin barışa kadar bölgede Türk askeri bulundurulması, boğazların idaresinin Türkiye'ye bırakılması ve kesin barıştan sonra İstanbul'daki İngiliz güçlerinin geri çekilmesi konuları karara bağlandı. Antlaşma ile Türkiye'nin savaş dönemi bitti, Trakya savaş yapılmadan kurtarıldı, boğazların idaresi Türklere verildi. Osmanlı devleti hukuken sona erdi.
      Lozan Barış Antlaşması
      Görüşmelere 20 Kasım 1922 de Lozan'da başlandı. Burada  kapitülasyon- ların kaldırılması, Osmanlı dış borçları ile Irak sınırının belirlenmesinde ilerleme sağlanamayınca görüşmeler kesildi. 23 Nisan 1923 de tekrar başlayan görüşmeler sırasında İtilâf Devletleri biraz daha yumuşak davrandı. 24 Temmuz 1923 de kesin barış sağlandı.
a)   Yunanistan sınırı Mudanya'da belirlenen şekli ile kalacak.
b)    Irak sınırı İngiltere ile yapılan bir antlaşma ile belli olacak.
c)     Kapitülasyonlar tamamen kaldırılacak.
d)    Yunanistan Karaağaç'ı Türkiye'ye verecek.
e)    Boğazlar askerden arındırılacak, geçişlerin kontrolü için Türkiye başkan- lığında bir komisyon kurulacak.
f)     Dış borçlar, Osmanlı Devletinden bağımsızlığını ilan eden devletlerle Türkiye arasında paylaştırılacak.
g)    İtalya, elindeki Ege adaları üzerindeki egemenliğini sürdürecek.
h)    Azınlıkların elindeki ayrıcalıklar alınacak.
i)     Antlaşma onaylandıktan altı hafta sonra, İtilâf Devletleri İstanbul'u boşaltacak.
      Bu antlaşma ile Misak-ı Milli tüm dünya tarafından kabul edildi ve Türkiye diğer devletlerle eşit haklara sahip oldu. Antlaşma sonunda Boğazlar ile ilgili kararlar milli hakimiyet ve bağımsızlığı sınırladı. Osmanlı Devleti 'de tarih oldu.